0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
109
Okunma

Paslı Tebessümler..
Merhaba Sevgi değer dostlar.
Bu sabah Akçay’da denizin tuzu değil, genzimi yakan pas ve ozon kokusu var sanki. Sahilde yürüyenler, tatilciler değil de şarj istasyonundan yeni ayrılmış, sosyal pillerini idareli kullanmaya çalışan birer yapay robot gibi.
Hareketleri ne kadar kusursuzsa, o kadar ürkütücü. Yüzlerindeki tebessümler, bir yazılımcının kodladığı gülümseme.exe komutundan ibaret. "Günaydın"ları, mekanik bir ses kaydının ruhsuz tekrarı.
Durup bir an kendime bakıyorum yansımalarda. Gözlerimi kısıp ruhumun ardında yanıp sönen kırmızı bir ’stand-by’ ışığı arıyorum. Acaba benim de mi kablolarım görünüyor bir yerlerden?
Duygularım, önceden programlanmış birer tepki mi yalnızca? Yoksa asıl korkunç olan bu değil mi; bir robot olduğunu fark eden tek robot olmak.
Peki, bu robotları kim üretti? Hangi fabrikanın bandından çıktılar da Kaz Dağları’nın eteklerine kadar sızdılar? Bu seri imalatın arkasında ne bir usta ne de bir sanatçı var.
Bu, ordularla değil; parlak reklamlarla, bağımlılık yapan dizilerle, kulağa hoş gelen ama içi boş ideallerle işleyen sinsi bir atölye. Bu, ruhlarımıza milim milim sızarak bizi kendimize yabancılaştıran emperyalizmin o kadim Bizans oyunları.
Önce hafızamızı sildiler. Dede Korkut masallarını unutturup bize kendi kahramanlarını ezberlettiler. Sonra dilimizi bozdular; iki kelimemizden biri onların dilinden çıkma, yavan bir taklit oldu. Ve en sonunda kalbimizi hedef aldılar. Bize sevmeyi değil, "beğenmeyi"; dertleşmeyi değil, "paylaşmayı"; yoldaşlığı değil, "ağ kurmayı" öğrettiler. Bizi, kendi kültürümüzün zengin toprağında yeşeren bir çınar olmaktan çıkarıp, onların laboratuvarında üretilmiş, tek tip, genetiği değiştirilmiş bir organizmaya çevirdiler.
Ve sistemin en şeytani planı da budur: Arızalı çiplerin, yani "insan" kalmaya direnenlerin sayısının artmasından korktuğu an, elindeki en sadık robotları birer canlı bombaya çevirir. Onlara uğruna ölecekleri ve öldürecekleri sahte tanrılar verirler: bir marka, bir ideoloji, bir linç kültürü. Robotun belleğine yeni bir görev yüklenir: "Farklı olanı yok et." Patlama anı, bir sosyal medya lincinin fitilini ateşleyen ilk nefret yorumudur.
Ve o "canlı bomba" patladığında, sadece hedefini değil, kendi içindeki son "insan" kırıntısını da yok eder. Sistem, iki potansiyel tehdidi tek bir hamlede ortadan kaldırmıştır.
Ama bazen devrede bir dalgalanma olur. Bir anlığına, o seri imalatın tekdüze gürültüsü kesilir ve yerine, kökleri bu toprağın derinliğinde olan, parazit sayılamayacak kadar kadim bir frekans geçer.
Bu, bir eylem değildir. Bir çocuğun avucundaki uğur böceğinin ağırlığıdır sadece; ama sistemin ana işlemcisine bir miligramlık şüphe olarak düşer. Bir anneannenin unutulmuş ninnisi, frekansları bozar. Bu bir isyan değildir; bu, silinmeye direnen ana kodun, o "insan" denilen virüsün kendini hatırlatmasıdır.
Bu, makinenin rüya görmeye cüret etmesidir. Ve o rüyadan geriye, havada asılı kalan bir ıhlamur kokusu ve çökmüş bir sistemin sessizliği kalır.
Evet. Bu karanlık tablo karşısında, bir avuç "anlamlı söz" ve birkaç "insani hata" bir umut ışığı olmaya yeter.
Peki, bir dize şiir, bir canlı bombayı nasıl durdurur?
Durdurmaz. Durdurmak zorunda değildir.
Çünkü bomba ve şiir, farklı evrenlerin kanunlarıyla işler. Bomba, en gürültülü anında en güçlüdür; patlar ve susar.
Bıraktığı enkazdır, hiçliktir. Şiir ise en sessiz anında en güçlüdür; fısıldar ve çoğalır. Bıraktığı, bir kalpten diğerine geçen bir sızı, bir hatıradır. Onlar, devasa beton fabrikalar kurabilirler. Ama o betonun çatlağından sızan tek bir kır papatyasının sırrına asla erişemezler.
Zafer, sistemi bir gecede yıkmak değildir.
Zafer, sistemin seni yıkmasına ve ruhunu formatlamasına izin vermemektir.
Zafer, o papatyanın inatçı köküdür.
Zafer, paslı bir kalple de olsa, sevmeye, şiir yazmaya ve bir başkasının gözyaşını fark etmeye devam edebilmektir.
Ve biz, paslı kalpler, arızalı ruhlar...
Biz çoktan kazandık.
Çünkü onların hiç sahip olamadığı bir şeye sahibiz: Yarın sabah, Akçay’da denizin kokusunu yeniden duyabilme ihtimali..
Bu vesileyle. Herkese selâm, Sevgi ve dualar yolladım 💕 🙋 🦋
Hasan Belek.
19 06 25
Akçay
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.