2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
356
Okunma

Zamanın yavaşça aktığı, yemyeşil bir vadinin kalbinde, sanki bir ressamın özenle fırçasıyla dokunduğu rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir bahçe saklıydı. Bu gizli cennetin sahibi, yüzünde yılların bilgeliği ve kalbinde her canlıya karşı sonsuz bir sevgi taşıyan yaşlı bir bahçıvandı. Onun elleri, toprağın kokusunu ve her bir çiçeğin narin dokunuşunu ezbere bilirdi. Her bir tohumu umutla eker, her filizi sabırla büyütürdü. Güllerin kadifemsi yapraklarını okşar, lalelerin narin başlarını eğerek onlarla fısıldar, sümbüllerin tatlı kokusuyla mest olurdu. Bahçesi, sadece bir çiçek tarlası değil, aynı zamanda onun ruhunun aynasıydı.
Bahçenin huzurlu atmosferinde, diğer çiçeklerden ayrı bir köşede, yaşlı bahçıvanın özenle bir araya getirdiği kırık vazolar dururdu. Bu sıradışı koleksiyon, ilk bakışta uyumsuz ve işe yaramaz gibi görünse de, her bir parçası bahçıvan için geçmişten bir fısıltı, yaşanmış bir anının somut bir kanıtıydı. Kimi vazonun yalnızca ince bir çatlağı vardı, sanki derin bir üzüntünün sessiz bir izi gibi. Kiminin ise büyük parçaları kopmuş, ancak bahçıvanın sabırlı elleriyle yeniden bir araya getirilmişti, tıpkı kapanmaya çalışan eski bir yara gibi. Her bir kırık, her bir yapıştırılmış parça, bir zamanlar yaşanan bir olayın, bir hayal kırıklığının ya da belki de bir yanlış anlaşılmanın hikayesini sessizce anlatırdı.
Bir bahar sabahında, bahçenin en güneşli yerine taze, umut dolu bir fidan dikildi. Bu narin fidan, diğer gösterişli çiçekler gibi ilgi ve sevgiye açtı. Yaşlı bahçıvan, her zamanki şefkatiyle fidana yaklaştı. Yumuşak toprağı parmaklarıyla havalandırdı, köklerini nazikçe yerleştirdi ve ilk can suyunu verirken ona umut dolu sözler fısıldadı. Fidan, yeni yuvasına hızla adapte oldu ve güneşe doğru usulca uzamaya başladı. Ancak zamanla, fidan büyüdükçe ve etrafındaki diğer, köklü çiçeklerle etkileşim kurdukça, içten içe bir burukluk hissetmeye başladı. Bazı gösterişli güllerin kibirli tavırları, renkli lalelerin umursamaz fısıltıları ve uzun boylu zambakların küçümseyen bakışları, fidanın narin yapraklarını burkuyor, taze dallarını incitiyordu. Sanki onun filizlenen varlığını anlamıyor, hatta küçümsüyorlardı.
Günler geçtikçe, fidanın içindeki neşe yerini yavaş yavaş bir hüzne bıraktı. Yaprakları solgunlaştı, dalları boynunu büktü. Bir sabah, dayanamayıp tüm cesaretini toplayarak yaşlı bahçıvana içini döktü. "Ustam," dedi titrek bir sesle, "Neden bazı çiçekler bu kadar acımasız? Ben onlara sevgiyle yaklaşmaya çalışıyorum, onlarla yan yana büyümek istiyorum ama onlar beni sürekli incitiyorlar. Sanki benim henüz küçük olmam, onların gözünde bir değersizlik sebebi gibi. Benim filizlenen hayallerimi, taze umutlarımı anlamıyorlar."
Yaşlı bahçıvan, fidanın hüzünlü sözlerini dinlerken bilgece gülümsedi. Gözlerinde şefkatli bir ışıltı belirdi. Eğilerek fidanın narin bir yaprağını okşadı ve onu yavaşça kırık vazoların bulunduğu sessiz köşeye doğru yönlendirdi. "Gel evlat," dedi sakin bir sesle, "Sana göstermek istediğim bir şeyler var."
Fidan, merakla bahçıvanı takip etti. Kırık vazoların önünde durduklarında, şaşkınlığını gizleyemedi. Her biri farklı şekillerde hasar görmüştü. Bazılarının üzerinde derin çatlaklar, sanki geçmişte aldığı ağır darbelerin izleri gibi duruyordu. Bazılarının ise paramparça olmuş kısımları, bahçıvanın sabırlı elleriyle özenle bir araya getirilmişti, aralarındaki ince çizgi hala belli olsa da, yeniden bütünlüğe kavuşmuşlardı. Kiminin ise küçük bir parçası kayıptı, bu da onlara eksik ve yaralı bir görünüm veriyordu.
Bahçıvan, kırık vazoları işaret ederek sözlerine başladı: "Bak evlat," dedi, sesi hüzünlü ama aynı zamanda umut doluydu, "Bu vazolar da bir zamanlar senin gibi sapasağlamdı. Her biri, değerli anıları, belki de bir zamanlar içlerinde taşınan mis kokulu çiçekleri hatırlatmak için özenle seçilmişti. Ama zamanla, hayatın acımasız rüzgarları esti. Dikkatsizlik, hoyratlık ya da belki de sadece yanlış anlaşılmalar yüzünden kırıldılar. Değerlerini yitirdiler mi sence?"
Fidan, kırık vazoları dikkatle inceledi. Her bir çatlağın, her bir eksik parçanın ardında bir hikaye olabileceğini hissetti.
Bahçıvan sözlerine devam etti: "Ben onları atmadım, evlat. Çünkü her bir kırığın ardında bir hikaye, alınması gereken bir ders olduğuna inanıyorum. Tıpkı bu vazolar gibi, kalpler de kırılabilir. Sözlerle, davranışlarla, hatta bazen sadece sessizlikle... Ama önemli olan, kırık parçaları bir kenara atmak, onları değersiz görmek değildir. Önemli olan, o kırılmaya neyin sebep olduğunu anlamaya çalışmak ve yeniden bir araya getirmek için çaba göstermektir. Benim sana vereceğim değer, senin bana göstereceğin saygı ve anlayışla yeşerecektir. Eğer sen sürekli kendini anlatmak zorunda kalırsan ve ben seni anlamaya çabalamazsam, bu ilişki tıpkı bakımsız, susuz kalmış bir bahçe gibi solar gider."
Bahçıvan, fidanın gözlerinin içine bakarak bilgece sözlerine devam etti: "Unutma evlat, zaman en değerli hazinemizdir. Onu sürekli kendini anlatmakla, anlaşılmaya çalışmakla harcamak yerine, birbirimizi anlamaya çalışarak, empati kurarak ve saygı göstererek değerlendirmeliyiz. Bir insanı değerli kılan, sadece kendi varlığı değil, aynı zamanda diğer insanların ona verdiği değerdir. Eğer bu değer karşılıklı olmazsa, ne sen bu bahçede kök salabilir ne de ben bu bahçeye huzurla bakabilirim."
Fidan, bahçıvanın derin anlam taşıyan sözlerinden çok etkilendi. Kırık vazolar artık ona geçmişteki hataları ya da acıları değil, gelecekteki ilişkilerini nasıl inşa etmesi gerektiğini hatırlatan sessiz öğretmenler gibiydi. Anlamanın, saygının ve empatinin, tıpkı güneş, su ve toprak gibi, sağlıklı bir ilişkinin temel taşları olduğunu o gün daha iyi anladı. Ve o günden sonra, etrafındaki diğer çiçeklere daha anlayışlı ve saygılı davranmaya özen gösterdi. Onların farklılıklarını bir zenginlik olarak görmeye başladı. Çünkü biliyordu ki, ancak karşılıklı değer ve anlayışla yeşeren bir bahçe gerçekten güzel ve canlı olabilirdi. O günden sonra, bahçedeki tüm çiçekler, kırık vazoların sessiz fısıltılarını dinleyerek, daha uyumlu ve sevgi dolu bir şekilde yan yana büyümeye devam ettiler.
Hikaye
6
Saliha İNAN
.../.../25
5.0
100% (3)