0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
175
Okunma

O An ve Hepsi..
Merhaba sevgi değer dostlar. Bugün güzel bir deneme yazısı inşaAllah...
Sabah alarmın sesiyle başlayan, kahvenin kokusuyla devam eden, trafikle, e-postalarla, toplantılarla, yetişilmesi gereken işlerle, ödenmesi gereken faturalarla örülü bir koşturmaca...
Günler birbirini kovalıyor, haftalar aylara, aylar yıllara dönüşüyor. Bir hedefe doğru koştuğumuzu sanıyoruz belki, ama bazen durup baktığımızda yolun kendisi bulanıklaşıyor, ayaklarımız altımızdaki zemini hissetmez oluyor. Otomatik pilota bağlanmış gibi yaşıyoruz çoğu zaman. Gülüşlerimiz, endişelerimiz, hatta hayallerimiz bile bir rutinin parçası haline geliyor.
Sonra birdenbire, hiç beklemediğimiz bir anda, bir şey oluyor. Belki yağmur sonrası toprağın kokusu doluyor burnumuza. Belki yolda yürürken yanımızdan geçen yaşlı bir çiftin el ele tutuştuğunu görüyoruz. Belki radyoda yıllardır duymadığımız, bizi alıp başka zamanlara götüren bir şarkı çalıyor. Belki bir çocuğun içten kahkahası çınlıyor kulaklarımızda. Belki sadece pencereden dışarı bakarken güneşin batışındaki o muazzam renk cümbüşüne şahit oluyoruz. Ya da bir dostun sıcacık bir bakışı, anlamlı bir sessizliği...
İşte o an... Zaman duruyor sanki.
Koşturmaca bitiyor, zihnimizdeki gürültü susuyor. İçimizde bir yerlerde bir kapı aralanıyor ve ruhumuza taze bir hava doluyor. O an, hayatın o karmaşık denklemi bir anlığına çözülüyor gibi hissediyoruz.
Basit, saf ve gerçek bir "an" yaşıyoruz. İşte o an, kendi kendimize fısıldıyoruz ya da belki haykırıyoruz içimizden: "İşte bu!"
"İşte bu!" dediğimiz anlar, hayatın bize sunduğu küçük mucizeler, pusula iğnesinin bir anlığına kuzeyi göstermesi gibi. Bize neyin gerçekten önemli olduğunu, neyin peşinde koşarken neleri kaçırdığımızı fısıldıyorlar. Bizi kendimize, sevdiklerimize, doğaya, evrene bağlıyorlar. O anlarda, o otomatik pilottan çıkıp, hayatın direksiyonuna gerçekten geçtiğimizi hissediyoruz.
O anlar, ruhumuzun nefes aldığı, kalbimizin şarkı söylediği anlar.
Ama ne yazık ki, genellikle bu anlar kısa sürüyor. Günlük hayatın gelgitleri bizi tekrar alıp götürüyor. Koşturmaca yeniden başlıyor, gürültü geri dönüyor. Fakat o "işte bu" anlarının tadı damağımızda, izi ruhumuzda kalıyor.
Biliyoruz ki hayat sadece o koşuşturmacadan ibaret değil. Biliyoruz ki o anlar var ve tekrar yaşanmayı bekliyorlar.
Belki de hayatın sırrı, sürekli o "işte bu" anlarını kovalamak değil, ama onları fark edebilmek, geldiklerinde kucaklayabilmek ve o anların verdiği ilhamla, o hisle günlük hayatın içinde yol alabilmektir. Belki de mutluluk, o anları biriktirebilmek ve en sıradan günde bile o "işte bu" dedirtecek güzellikleri görebilme becerisidir.
Çünkü günün sonunda, geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağımız şeyler, kaç e-postaya cevap verdiğimiz ya da kaç toplantıya katıldığımız değil, bize "işte bu!" dedirten o paha biçilmez anlar olacak. O anlar ki, hayatı gerçekten yaşadığımızı hissettiren, her şeye değer kılan anlardır dedim..
Bu vesileyle. Herkese selâm, sevgi ve dualar yolladım..
Hasan Belek
19 04 25
Akçay
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.