2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
151
Okunma
UNUTULAN GERÇEK: ÖLÜM
(Kişisel Deneme – Arzu Züngür)
Ne zaman bir kalp kırıldığında, ne zaman bir gönül incindiğinde içimden aynı cümle geçiyor: "Bu kadar hoyrat olmaya hakkımız var mı gerçekten?"
Hayat öyle garip bir hızla akıyor ki, çoğu zaman neyi yaşadığımızı fark etmiyoruz bile. Küçük şeyleri dert edip büyük gerçekleri unutuyoruz. Her gün biraz daha ölüme yaklaşırken, sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi davranıyoruz. Kalp kırıyoruz, hak yiyoruz, susmamız gereken yerde konuşuyoruz, konuşmamız gereken yerde susuyoruz. Sonra bir gün ölüm çıkıyor karşımıza; bazen bir haberle, bazen bir sessizlikle, bazen de içimizi delen bir “keşke”yle...
Ve o zaman fark ediyoruz: Unuttuğumuz şey ne kadar yakınımızdaymış aslında.
Bazen ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz…
Sanki bu dünya bize kalacakmış gibi.
Sanki sonsuz bir vakte sahibiz de, her hatayı telafi edecek zamanımız varmış gibi.
Kırıyoruz… En çok da kalpleri.
Umursamıyoruz… En çok da hisleri.
Oysa unuttuğumuz bir şey var: ölüm.
Her nefes bir adım daha yaklaştırıyor bizi ona, ama biz her gün biraz daha uzaklaşıyoruz o hakikatten.
Birini incitirken, yüzüne bakmadan konuşurken, arkamızdan konuşulacak cümleleri düşünmeden davranırken…
Unutuyoruz, bir gün bizim için de susulacak.
Ölüm, hep başkasının kapısını çalacak sanıyoruz.
Oysa kalbini kırdığımız biri, belki de son kez karşımızdaydı.
Yüzüne bakmadan ayrıldığımız bir dost, belki de bu dünyada bizden gördüğü son bakışı taşıyordu içinde.
Ve biz, o son anı zehir ettik.
Çünkü ölmeyecekmişiz gibi yaşadık…
Oysaki hayat, bir emanet sadece. Ne zaman biteceği belli olmayan bir yolculuk.
Bir gün “hoşça kal” bile diyemeden gideceğiz belki.
Ve ardından, kırdığımız kalpler değil, onardıklarımız konuşacak bizi.
Ölüm… Korku değil aslında.
Ölüm, insanı kendine getiren bir uyarı.
"Toparlan" diyor fısıltısıyla.
"Kırma… Çünkü kırdığın kalp, senin için dua etmeyebilir."
"Unutma… Çünkü unuttuğun kişi, seni hep hatırlıyor olabilir."
"Sev… Çünkü bu dünya sevgiyle güzelleşecek."
Ve biz…
Biz hep geç kaldığımız yerdeyiz.
Bir özür, bir sarılma, bir helallik…
Hepsi yarına kalıyor.
Ama yarın, belki de hiç gelmeyecek.
İşte tam da bu yüzden, artık ertelemek istemiyorum hiçbir duyguyu. İçimde sevgi varsa söylemek istiyorum. Kalbim kırıldıysa affetmek, ben kırdıysam da özür dilemek istiyorum. Çünkü bir gün susacağım, ama sesim değil, kalbim yankılanacak geride. Ve nasıl yaşadıysam, öyle hatırlanacağım.
Belki de bu satırları okuyan sen…
Evet, tam da sen.
Bugün birine gülümse, affet, helalleş.
Çünkü belki de bu yazı, hayatında son kez okuduğun bir uyarı olacak.
Ölüm var… Ve biz hâlâ yaşıyoruz.
Şimdilik.
5.0
100% (3)