0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma
sessiz çığlıkların arasında durgun bir gecenin ardı bu pencerede ayın solgun ışığı klasik bir müzik kadar karakteristik ve özgün ters takla atan melodisi huysuz bilinç altında onlarca uykusuz kalma çabası tuhaf bir ezber gibi ve hep aynı duran görünmez bir el gibi geçmeyen olgu hep inanılmaz gerçek gibi bir şeyleri soyutlayıp bak ve gör dergibi anla diyerek bakıyor somut olan tek şey karanlığın ışığı hiç üşüyor bu algı yapısı kalın çizgilerle kazılı bir ağırlık hiç kimse yok olmuyor ve hıç bir gelişmiş şey onu kaldıramıyor sağdece ardında uçuk bir iz taşı kalıyor giz gibi narin giz gibi anlamsızlıkta bu olgaritma kendi içinde değişken bir yelpaze içerisinde profesyonel bir ses içten bir birene değmeyen renglerle arasında ilginç bir yalıtkan duruyor hiç yere değmeyeçek doğrulukta.
bir kaç zaman merdiveninden inerek sokağın uçsuz buçaksız yön bulmacasından bir kare çizip yanılgı yönüne doğru hareket eden o an ne mevsim aynı nede karanlığın tıtnaz boyu her bir adım yokluk gibi değişime uğruyor ve bunların yüzde ile kavgalı yine alaçaklı olan tek şey gibi bağıyor yine körlük yol kavramının içinde binlerce yıllık rüzgara değdiğinde anlamsızlığın donukluğu gerçekliğin çukurunda sağde ve saf akılla gör diyor gör bilinçli bir akıl az konuşur çok dinlerdi der gibi üçüncü gözün evrilmemiş kenarları korteks dirifleri bir birine değmeden neon ışıkları gibi yanın sönüyor bu fikir sömümlene kadar nono saniyeler içinde hüçreler bir bir denklemden düşüyor
mantığın aklı olsa elleriyle tutulmadan ardısık bir sıra ile devam ederdi bu çıkmayan sokak gibi geriye gidilmeyen ilk adımda sabit bir hızla çözülmeliydi.
eskiden biten zamanın kavramı simdi aynı donuk bir iz istediğinde yok oluş bazen hatalı bir şey gibi solgun düzelmek isteyen denklem bir tık üstü kapalı çok şey var ve hiç bir şeyler gibi yok bu tarz yankı dipsizliğin en geniş sorgu sıfatı kopuk olan ise değişemeyen bir şeyler aynı biçimde kalma çabası tuhaf bir ezberi öz ağırlığı nedeniyle kendini kapatan bir devrim yada çağ akışı kimse dönüp bakmıyor ardından düşen bir çizim gibi kendi yönünü olasılık ile çarpıyor kendi katının eksenine bölünerek çıkan yine biçimsiz baskı yada bir kalıp bölgesi dışına çıkarken ne yapıyoruz hep aynı düz yüzel ne yokuş nede diri bir diklem basit olan çabuk unutulur der gibi zor ise derin bir açı bırakır ve onu yine o dinler.değirini bilmesende yanmaz ama geçiyor yine yaralar açtığı davayı kazanan imgesel bir şeylerin ögretisel sanrıları ve tek dinleme çoğul kal bir şey olma der bir gün ruhun köselerinde kilitli kalan öteki sesin ama o seni hiç bir an dinlemez
kaos’un içindeki düzlemde eğri bir bakış açısı
gel gitler içinde büyüyen kavramsal algı ve etki alanı sağde ve sekilsiz bir dinleti gibi düşündüğünüzde hangi gün mutlu olurum dedi hiçlikte bir gerçeklik.
~ yol eğrisinde düz yüremekle doğrular bulunmaz’ dedi ~
hayat ve yaşamda bir hiç .bilene binkere bilmeyene bir kere sordu .
5.0
100% (1)