Başarıyı hedef alın mükemmel olmayı değil. yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğü
Ben bir kadınım hassasım, narinim, kırılgan yönlerim var Güçlü olmak Her zaman ayakta durmak Her yükü kaldırmak zorunda değilim sen güçlüsün diye düşmeyi hak görmeyen Sen güçlüsün diye her yükü taşımamı bekleyen Sen güçlüsün diye, kırılgan yönlerimi görmezden gelen tüm toplum baskılarına bugün başkaldırıyorum Düşme, Ağlama, Yanılma, Yorulma, Hata yapma haklarıma sahip çıkıyprum Kadın olmak en güçlü ve en zayıf taraflarımla kabul görmektir Ben bir kadınım Beni güçlü olmaya iten tüm toplum baskılarına bugün baş kaldırıyorum Ve güçlü olmayı değil Ben bugün, mutlu olmayı seçiyorum
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu yazıyı okurken şöyle düşündüm: Yazar kadın Olmak, o kadar samimi ve içten ki, sanki yıllardır bastırılan bir fısıltıyı yüksek sesle dile getirmiş. Hassaslığın, narinliğin ve kırılganlığın aslında bir zaaf değil, aksine kabul edilmesi gereken bir gerçek olarak ortaya koymuş. O, Güçlü ol, isikli ol, baskısına karşı mutlu olmayı seçiyorumun denişi, bana göre çok cesur ve özgürleştirici bir duruş. Ne yazık ki günümüzde kadınlar, tam da bu doğal halleriyle birlikte, giderek birer metaya dönüştürülüyor. Reklamlarda, sosyal medyada, hatta iş dünyasında kadın bedeni ve duygusu sıklıkla bir ürün gibi paketlenip sunuluyor.
Güçlü, bağımsız, başarılı imajı arkasına saklanarak, aslında kırılgan yanları görmezden geliniyor. Dijital çağın hızıyla birlikte bu durum daha da belirginleşti; influencer kültüründen yapay zekâ destekli pazarlamaya kadar her yerde kadın, ekonomik bir araç haline getiriliyor.
Beğeni sayıları, takipçi hedefleri, satış rakamları… Sanki bir kadının değeri, ne kadar çok tüketilebilir hale getirildiğiyle ölçülür oldu.
Oysa bu yazı bana şunu hatırlatıyor: Kadın olmak, ne sürekli yük taşımak ne de bir vitrinde sergilenmek demek. En güçlü ve en zayıf yanlarımızla birlikte var olmak, mutlu olmayı tercih etmek… Belki de tam da bu yüzden, dijital dünyanın o parlak ama soğuk ekranlarında kaybolmadan, kendi iç sesimizi dinlemek her zamankinden daha değerli.
Yazı, pansuman ediyor ama iyileştireceği hususunda asırlar boyu düşünmeyi tetikliyor.
Sevgili Süreyya, kadının olduğu kadar erkeğin de kimyası bozuldu. Erkekler kadın, kadınlar erkek gibi hareket eder oldular. Yüce Yaratıcının kadim azabına müstehak olduk. Umarız ki, tez vakitte toparlanırız. Fakat umut da zaman alıyor...
Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum. Yazımın anlaşılır olmasına ve insanın yaratılış gerçeği görmezden gelinecek özellikle de kadınların, erkeklerinde yükünü taşımaya başladığı ve kahraman gibi şişirildigi durumlara karşı bir yazıydı bu. Bana göre erkek erkek gibi olmalı kadın kadın gibi olmalı, eşitiz ama farklıyız, bu farklılığı göz önünde bulundurarak kadının ve toplumun ayakta daha sağlam duracağına inanıyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.