1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
438
Okunma
Sevgili Tanrı…
Okumaya başlamadan önce bilmeni isterim ki çok korkuyorum.
Senden değil, yazacaklarımdan.
Bir süredir uyumakta güçlük çekiyorum.
Günün, gecenin peşinden mi geldiğini yoksa geceyi peşinden mi getirdiğini düşünüyorum uzun uzun.
Karıncaların, çocuklarının geleceğine yatırım yapıp yapmadığını.
Onların da çocuklarıyla gurur duyup duymadıklarını.
Bulutların büyüklüğü takılıyor bazen de kafama.
Bir tüyün bile daha ağır olduğunu söylemişti arkadaşım Rıza.
Rıza işte, bizim Rıza.
Hani şu kıvırcık saçlı, topalak yanaklı, üç yıldır hala dokuz yaşında olan Rıza.
Tanrım, bir tüy gerçekten daha mı ağır iri iri bulutlardan?
Gökyüzünün tam olarak neresindesin sevgili Tanrı’m?
Her yerde olduğunu söyleyenlerle dolu dünya.
Sorduğumda, önünde, arkanda, sağında solunda diye cevap vermişti Rıza.
Arkamda duvar varsa senin olman imkansız o zaman, değil mi?
Yalnız olduğunu öğrendiğimde senin için de üzüldüm.
Kimse yalnız kalmamalı, öyle değil mi?
Herkesin güvendiği, inandığı ve dua ettiği, herkesin dertleriyle ilgilenen biri yalnız olmamalı.
İstersen ben senin arkadaşın olurum.
Bildiğim tüm masalları anlatır, tüm oyunları öğretirim.
Rıza’ya da öğretmiştim ama çok oynayamadık.
Üç kış önce zatürreden öldü.
Rıza ölünce, mahallede yankılanan en uzun ağıt “Tanrı öyle uygun gördü” oldu.
Tanrım, sen gerçekten öyle mi uygun gördün?
Dokuz yaşındaki Rıza’yı mı düşündün onca işin arasında?
Eğer öyle uygun gördüysen sorun yok.
Ama ben yine de üzüldüm.
Biraz da kızdım sana.
Zehra nineyi, Nâmık dedeyi uygun görseydin bu işe daha iyi olurdu, onları düşünseydin.
Kefen büyük geldi çünkü Rıza’nın sıska bedenine.
Gördüm.
Birileri onu yıkayıp kurularken pencerelerin korkuluğuna yapışıp gizlice izledim.
Biri ölçtü, biçti, diğeri makasla kesti amcaların.
Tanrım, insanlar gömülürken neden beyazlara sarıyorlar, anlamıyorum.
Toprak kirletiyor en nihayetinde.
Ben ölünce beyazlara sarılmasam olur mu?
Üstümü toz toprak görünce çok kızar da annem.
Sevgili Tanrı…
Bu aralar yazdıklarımı görmekte, yazılanları da okumakta çok zorlanıyorum.
Doktor gözlük verecek dedi annem.
Böylelikle her şeyi daha büyük görebilecekmişim.
Düşündüm de, belki o gözlüklerle seni de görebilirim.
Herkes görüyorsa seni ve bir bensem göremeyen, bu, annemin de dediği gibi gözlerimle alakalı olmalı.
Sevgili Tanrı…
Ekmeğe, una, bulgura çok zam geldi.
Artık domates çorbası bile yiyemiyorum.
Alamıyor babam.
Düşündüm de, herkese domates hediye etsen ne güzel olur.
Her gün değil belki ama bazen etsen.
Mesela belki bu akşam.
Olmazsa yarın akşam da olur.
Eder misin?
Edeceğine o kadar inanıyorum ki!
Herkesin dileklerini yerine getirdiğin için belki de.
Başkalarının dileklerini yerine getirirken benimkini de biraz düşün, olur mu?
Sevgili Tanrı…
Rıza öldükten sonra çok yalnız kaldım.
Bu mektubu o yüzden yazıyorum sana.
Onu görürsen çok özlediğimi söyle.
Buraların tadının kalmadığını, benim de artık onun öldüğü yaşta olduğumu...
Aman ha sevgili tanrı, sakın beni de düşünme Rıza’yı düşündüğün gibi.
Annem çok üzülür.
Yalan söyleyemeyeceğim, ben de çok üzülürüm.
Baba olmak gibi hayallerim var çünkü.
Sevgili Tanrı…
Tüm matematik öğretmenlerini hasta et ve bir daha okula gelemesinler.
Onlara çok çok para ver.
Çok para ver ki bir daha çalışmaya gerek duymasınlar.
Karnelerimdeki matematik notlarını anneme göstermeye korkuyorum da.
Bu güne kadar matematikte tek öğrendiğim işlem çıkarma işlemi oldu.
Onu da ancak Rıza gidince anladım.
İnsanları çıkarmasan hayatımızdan ne iyi olur.
Sevgili Tanrı…
Gözlerim yoruldu. Doğrusu ne yazdığımı da hatırlamıyorum ama Rıza’ya selamımı söyle.
Beni merak etmesin. Ben onu özleyeyim ama o beni özlemesin.
Son olarak, sen de beni ve benim gibi olan diğer çocukları düşünme olur mu Tanrım?
Biz başımızın çaresine her türlü bakarız.
Not: bu mektup eline geçtiğinde bana cevap yazma. Annem görürse kızar.
İmza; SELİM!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.