4
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
474
Okunma
Amerika’daki yangınlara ellerini çırparak sevinenlerin, Filistin’i bombalayan İsrail’den ne farkı var, söyler misiniz?
"İkisi de aynı şey mi?" derken, ormanlarda ölen milyonlarca canlıyı, hayvanları, bitkileri, evlerini kaybedenleri düşünmeden, buna sevinen insanlar var. (Zenginler sorun değil, onlar bir şekilde hayatta kalırlar.) Ama o evlerde çalışan, işlerini, kalacak yerlerini kaybeden yüz binlerce "zengin olmayan" insanın yaşadıklarına da el çırpıyorlar. Ve hiç düşünmeden “Allah intikam alıyor” deyip duruyorlar...
Allah bu kadar acımasız mı?
Kendi yarattığı kuldan intikam alsın, buna ihtiyacı var mı?
Kaldı ki insanlar, kendi üzerlerine almadıkları kötü durumlardan Yaradan’ı sorumlu tutmaktan hiç çekinmiyorlar. Sürekli “doğa değil, rüzgâr değil, sadece Allah istedi” diyorlar...
O çocukları, kadınları, diğer canlıları hiç sevmiyor mu acaba?
Demiyor musunuz siz de benim gibi, böyle sevinçle haykıranları gördükçe...
Evet, savaşta olup bitenleri duymaya, görmeye dayanamıyorum artık.
Biz uzaktayken psikolojimiz yerle bir oluyor, ya içinde yaşayanlar?..
Benim için onların Müslüman, Hristiyan ya da başka bir dinden olması hiç fark etmiyor.
Sadece insan olmaları ve şu kısacık ömürlerinde insanca yaşamak, en basitinden herkesin hakkı diye düşünüyorum.
Çocuklar derken...
Yıllardır Afrika ülkelerinde sömürülen insanlar, açlıktan ölen çocuklar için sadece birkaç satırlık haber yapılırken, günlerdir Filistin için kendini paralayanlara sormak isterdim:
Afrika’daki ölen ve hâlâ açlıktan, susuzluktan ölmekte olan çocuklar için neden sesiniz çıkmadı? Çıkmamaya devam ediyor?
Her 5 saniyede bir çocuk, yılda 9,5 milyon çocuk ölüyor... Neden?
Siyah oldukları için mi?
Müslüman ya da Hristiyan olmadıkları için mi?
Din tacirleri –kibar bir deyimle din misyonerleri– sadece biat edenlere göstermelik yardım ediyorlar. Yetiyor mu?
"Coğrafya kaderdir" diye çok bilindik bir cümle var ya...
Hangi çocuk kendi istediği yerde doğmuş olabilir ki?
Dünya yanıyor, evet.
İçi, dışı, ortası... her yanı yanıyor.
Aklımızın yanması da an meselesi…
Ne olur, yalvarırım:
“Allah istedi, onlar o yüzden ölüyor, yanıyor.” demesin kimse.
O, insana en üstün aklı verdi.
Nasıl kullanacağına dair bir de yürek verdi, duygular verdi.
Gelişim evresini tamamlayamadan ya da başka bir şeye evrilmeden önce, içimizde kalan son insanlık kırıntılarını kaybetmeden, lütfen tüm insanlık adına aynı oranda üzülelim.
Din, dil, ırk fark etmez.
Hepimiz O’nun eseriyiz.
Koruyan, kollayan, gözeten O iken;
Dünyadaki felaketleri “O istedi, öyle oldu” diye yorumlamak, bana göre en büyük haksızlık.
O’nun üstüne atıp, bu felaketler için sevinmesin kimse.
Kendi başına gelmeyen hiçbir felaketin gerçek acısını asla anlayamaz çünkü...
YILDIZ