Kişilik, kendi öz düşmanını kendi öz yuvasında barındırır. bergson
Gule
Gule

Papa Junior'la 11 Dakika

Yorum

Papa Junior'la 11 Dakika

14

Yorum

23

Beğeni

0,0

Puan

1665

Okunma

Okuduğunuz yazı 14.10.2024 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Papa Junior'la 11 Dakika

Papa Junior'la 11 Dakika



Annem mutfakta, Güllü teyzem gelmiş. Ev desen curcuna gibi, teyzem yere çökmüş, otuz kiloluk açık bavulunun önünde kara kara düşünüyor. Çömelip teyzemin boynuna sarılıyorum, küçük çaplı bi duygu seli koptu kopacak. Kekremsi acı bir tad boğazımızda yutkunmaya hazır...Buğulu gözlerimizin akıtmamak için ayak diretip, şebeke suyuna karıştırdığı son dirayetli damlacıkları, vanası bozuk musluğun...Son ah vah, son bir iç çekiş. Zerde’den bu yana; ilk görüşme, ilk sarılış...


Sonra Yomoş yengemin köşküne gidiyoruz, orda da bir matem havası...Kızkardeşleri de orda, salonda oturuyorlar. Dayımlar, kuzenleri falan...Annem nereye giderse gitsin, gurme mutfakların baş aşçısı gibi yemeklerden mesul kişi konumunda hep garibim..."Bütün gün ayaktasın yoruldun sen, geç otur dinlen azıcık!" diyorum, "Bunlar da hiç akıl etmiyorlar ki gelip bi işin ucundan tutsunlar!" Ne rahat insanlar böyle, gençler dururken annemden hizmet bekliyorlar. Oh ne güzel valla! Armut piş ağzıma düş!

Aga avluda erkek kardeşlerini ve kuzenlerini etrafına toplamış, her iki elini de açık toprak rengi uzun paltosunun cebine koymuş, bi ileri bi geri attığı kısa çaplı voltalarla; mafya bossçuluk taslayıp, hepsine fırça çekip ayar veriyor.

"Bu ne kılık oğlum? Jogger pantolonla mı geleceksin merasime? Git doğru düzgün bi şeyler giy! Abi sen de al bu parayı git kendine bi takım elbise al, dökülüyosun çekidüzen ver kendine! Hepinizle tek tek mi uğraşıcam ya! Çocuk musunuz siz!"

"Ben de gelicam sizinle!" diyorum hepsi şaşırıyor, o kadar erkeğin içinde bir kadının peşlerinden takılıp gitmesi raconlarına tersmiş de erkekliğe sığmazmış gibi...

"Sen nereye geliyosun? Ne işin var bizimle?" diye tersliyorlar ama hiç oralı olmuyorum.
"Bekleyin geliyorum hemen!"

Gözümü Aga’nın paltosundan alamıyorum, yanından geçince "Abi palton çok güzelmiş bana da bi tane alsana aynısından!" diyorum. Oldu say bu işi Mero! Hayırsever Jet Keko ile Aga’mız kabilemizin darülace(na)ze yardım kuruluşu gibiler zaten, kumardan kazandıkları paralarla caka satıp, iyilik dağıtırlar sağa sola...Olsun! Herkes kırpmıyor mu bu adamları nasılsa? Kırk yılın başında bi şey istemişim çok mu? Az çok tanıyorum onları...Ceplerinde yoksa bile n’apar eder yaratırlar, olmazı da oldururlar bi şekilde...Bu alemin kralları Jet Keko ile Aga zaten; bi kuşla haber uçururlar ağır abilere iki dakkaya avcuna sayarlar o parayı...

...

Ne zaman bizim Aga’yı görsem, "Nasılsın Abi?" diye sorsam biliyorum alacağım cevabı..."Sorma yeğen! Hiç iyi değilim Hızır bo! Battım valla, çok borçlandım!" Öyle ki sorduğuna da bin pişman olur, cebindeki son kuruşu da çıkarıp vermek istersin ama tabi gururlu adamdır yediremez kendine, façasını çizdirip bozdurmaz Aga...Benim ona vereceğim gülünç bankotlar; onun dişlerinin arasında sıkıp anasını ağlattığı kırık kürdan gibi kumarda kaybettiklerinin yanında avcunu bile ıslatmaz. "Yov abi senden para isteyen mi oldu?" Normal bi soru sordum sana, adettendir ya hani...İki tanıdık, eş dost, akraba hani uzun bi aradan sonra yüz yüze gelince ayıp olmasın, büyüğümüzsün diye ağız alışkanlığı malum, otomatikmen muhabbet ordan açılıyor direk bodoslama...Gözünü sevim yapma! Sen de son kasırgayı ağzında çalkalayıp yüzüme tükürme! Adam da haklı, tesadüfen de olsa gördüğü herkesi alacaklı sanıp, konunun dönüp dolaşıp paraya bağlanacağı kuşkusuyla, n’olur n’olmaz önlemini bu şekilde alıyor önceden "Sen sormadan ben söylim abisi! Hani olur ya beleşten otlanmak istersin inan ki metelik yok bende!"

-Aga ayıp ettin ama! Canın sağ olsun! Ne benim senin paranda pulunda, ne de senin benim yaramda gözün var!

...

Banyoya gidip aynalı dolabı açıyorum, deodorant arıyorum. Koca dolabın içinde ne ararsan var ama bi tek deo yok! Mero dolabın yarısını ipana diş macunlarıyla stoklamış, cilt bakım ürünleri, eyelinerlar, maskaralar, rujlar, zart zurtlar gırla gidiyor, dolap ağzına kadar tam takır ama deo eksik! "Ulan Mero! Diş macununun turşusunu kurmuşsun burda ama bi deo almayı akıl edememişsin!"

...

Saray yavrusunun salonuna gidiyoruz Muro dayımla, eski antika işi ceviz oymalı pofidik koltuklarda ailemizin demir başları ve kuzenlerimiz oturuyor. "Hayırdır, siz nerden böyle?" diye soruyor büyük dayım küçük kardeşine, "Hiiiç! Meral’le sohbet ettik...ağlaştık, dertleştik biraz!" deyince dayım da şaşırıyor " Hayret!" diyor, "Yapma ya! Gözlerimi yaşartcaksınız şimdi! Hele bizim Meral’in ağladığını da hiç görmedim!" 
...

Meral ağlamaz ki zaten Dayiko! Taştır Meriko, kan kussa da; "kızılcık şerbeti içtim!" der. "Aşk olsun dayı! Ben herkesin yanında ağlamıyorum biliyosun!" Herkes Varyemez amcanın mirasçıları gibi pür dikkat yüzüme odaklanınca uyuz oluyorum; büyük parseli onlara kaptırmamak için arsanın metre karesi kadar dev bir çukuru suratımın ortasında gölet gibi açıp, hepsini orda boğmak istiyorum. Akacak kan değil, yakacak c.an damarda durmaz Dayiko!

"Belki yalnızken daha iyi döküyorumdur içimi olamaz mı?" deyip, yumurtadan yeni çıkmış bir hicivi de Dayiko’nun kalbinde kuluçkaya yatırıyorum böylece.
...

Abuzer’le Vatikan’a gelip Papa Françesko’nun huzuruna çıkıyoruz. Sanki günah çıkarmaya gelmişiz gibi itiraf sakramentlerindeki altın varaklı gizli bir bölmenin perdesini çekip Papa’nın elini öpüyoruz. Françesko da hediye olarak Abuzer’e hacı tespihlerinden bir tane hediye ediyor. Kadınlar için de renk renk, ışıl ışıl boncuklu bileklikler var. El öpme sırası bana geliyor, Papa’nın fazla melanin salgıladığı pul pul lekeli elinden öğürmeden kibarca öpüyorum. Dört gözle bi boncuk kapmanın derdindeyken, hevesim de kursağıma yapışıyor. Tam elini uzatıyor ki cam tezgãhtaki ıncık cıncıktan alıp bi tane de bana versin, eli havada kalıyor adamın, yok kalmamış! "Hay şansıma tükürim! Sonuncusunu da az önce meczubun birine kaptırdık görüyon mu?" diyorum Abuzer’e, "Boşuna mı öptüm lan elini! Aha işte orda siyah taşlı bi tespih kalmış bari onu ver de elim boş gitmiyim burdan! Hiç yoktan iyidir! Canım sıkıldıkça delikanlı d.elikanlı sallarım Aga!" diyorum içimden.

Papa Françesko İsviçre muhafızlarından birine "Oğlum mal mal bakma git yenilerini getir!" emrini verdikten sonra bize dönüp; "Kusura bakmayın! 11 dakika sizi bekletmem gerekecek!" deyince; ben de çaktırmadan daha yakından Françesko’yu inceleme fırsatını yakalıyorum. Papst’ın boynuna attığı palliuma ve kafasına geçirdiği mitraya bakıyorum. Söylenene bakılırsa şeytan Prada giyermiş ama bizim Papst minimalist, mütevazi bi adama benziyor. Babaannemin beyaz içlik entarisi Michelangelo’nun tasarımı olmasa da, Papa’nın cüppesinden daha güzelmiş valla Muzo!

Oturdum. Bekliyorum. O boncuğu almadan şurdan şuraya gitmem!

Papa Junior! Sen bilmezsin ama bu k.alemde de herkes beni tanır.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Papa junior'la 11 dakika Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Papa junior'la 11 dakika yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Papa Junior'la 11 Dakika yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Koray Kzlcan
Koray Kzlcan, @koray-kzlcan
18.2.2026 22:24:25
ironik bir göz yerine her şeyi sırtında taşıyan, hem dalga geçen hem de en çok hisseden bir öznenin içinden bakmak gerek bu anlatıya; başlayalım mı?
hadi başlayalayım o zaman...
Mero ailenin görünmeyen direği gibi.Herkesin telaşı,raconu,gösterişi küçük hesapları arasında dolaşırken hem sahnenin içinde hem de dışında varlığını hissettiriyor.Aile dediğimiz şey biraz curcuna, biraz tiyatro, biraz da kimsenin yüksek sesle söylemediği kırgınlıklar toplamı...
Aga nın paltosuna bakarken hafif muzırlık papa sahnesindeki kara mizah deo anlatısındaki gündelik öfke meronun hayata karşı geliştirdiği savunma dili gibi.Görünürde dayanıklı içeride sürekli kanayan biri mero."Kan kussada kızılcık şerbeti içtim der" ifadesi bunun kanıtı olsa gerek.
Papa ile karşılaşma sahnesi gerçek ile hayalin iç içe geçtiğini bir bilinç akışı gibi görünsede meronun zihni aslında “Dünyanın en büyük otoritesinin karşısına çıksam bile içimdeki o mahalle dili, o muziplik değişmez.”diyor.
Michelangelo ve Prada göndermeleri bu yüzden önemli.Yüksek kültür ile gündelik hayatın aynı cümlede buluşması, Mero’nun zihinsel haritasını gösteriyor.Sınır tanımayan, her şeyi kendi diline çeviren bir bilinç mero.
İçten içe sızlayan bir yalnızlık ve herkesi tiye alan bir direniş.
Mero, aile anlatısında edilgen değil özne olan kadın sesinin devrimidir .Hayatın tamamını edebiyat sayan bir devrimcidir...

saygıyla güle.






Onursu
Onursu, @onurunlu
29.4.2025 23:48:33
Bende bileklik çok. Eğer isterseniz yapıp verebilirim. Yeni Papa adayı olarak belki beni desteklersiniz. Vaadim bütün Hristiyanların Müslüman olmasına vesile olmak.

Onursu tarafından 2.5.2025 19:13:25 zamanında düzenlenmiştir.
MEDAMED Selçuk KORKMAZ
MEDAMED Selçuk KORKMAZ, @medamed-selcuk-korkmaz
18.10.2024 16:31:52
Hevalé gulé

Bir yönün ile aşiret kırsal en doğulara götürürken okurunu
Diğer yandan entelektüelliğin dibine vururcasına batıda buluyor insan kendini.
İlle de uçlarda var olmakta nedir

Kalemine sağlık

Rû //
Rû //, @r --
15.10.2024 19:55:34
yumurtadan yeni çıkmış hiciv gibi:)
yazıda ince espriler var
çok güzeldi
kalemine sağlık gule

tebrik ve sevgilerimle

🌺



Rû // tarafından 15.10.2024 20:13:09 zamanında düzenlenmiştir.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
15.10.2024 18:11:24
Her zaman güzel çalışmalara imza atan kalemi kutluyorum
çöl gezgini ali tanyıldız
çöl gezgini ali tanyıldız, @col-gezgini-ali-tanyildiz
15.10.2024 09:46:12
A(h)bu zer. Işıldıyor katedralin oymalı fresklerinde. Üstelik de "zer'den notalar" dökmüyor bu Françesko.
En az yüreğim kadar gezgin, ne kadar da güzel bir (k)alem.
Roma'da bir arkadaşım vardı, Donatello. Kızdırırdık Donatella diye. Oysa hiç farkı yok ikisinin de, İtalyanca bilmeyenler için.
Merhaba (k)alem,
selam Gule.
black_sky
black_sky, @black-sky
15.10.2024 08:50:09
Bir dönem bir rüya görme tufanina girmiştim. İşte o dönem hayattan elimi eteğimi çekmek isteği oldukça artmıştı. Daha çok uyumak ve daha fazla o rüya aleminde kalmak istiyordum. Tabii tahmin edileceği gibi kabuslardan da uzak bir donemdi. Kendimi çok iyi hissettiriyordu bu durum bana. Tabii yine bir süre sonra gerçeklik algim da bir tutam bozuldu:)) yine de şikayetçi değildim hatta bu yeni kafa bana kedimi özel hissettirdi. Sonra sonra gitti geldiği gibi...

Senin yazıları okurken o mutlu zamanlara dönmüş gib oldum canım. Gerçeklikten soğutuyor insanı bu durum ama kime ne hayrı var zaten gerçeklerin demeden de duramadım. :))

Güne geleceğini bilmemden değildi beklemem yazıyı okuyunca erken yattım guxel bir rüya görme umuduyla.)) Yorum sabaha kaldı bu yüzden.

Hep ama hep yaz dilerim. İyi varsin canim benim.

Sevgilerimle.
CaNMaYBuL
CaNMaYBuL, @canmaybul
15.10.2024 00:13:03


güle oynaya bu yazıyı okuyarak uyuyorum, çünkü neden uykuya dalmadan önce herkes gibi sıradan bir “iyi geceler” temennisiyle yetineyim ki? başka neyle uyuyacağım, koyun saymak mı?


saçma! absürt bir gecenin son cümlesine kadar sırılsıklamım, beynimi bir sirk akrobatına çevirerek yastığa gömülüyorum. paltonun altına saklanmış aga’yı, papa françesko’ya tespih siparişi veren abuzer’i düşünerek, rüyamda vatikan’ı sokak köşesine kurulmuş çay ocağına çeviriyorum. uyku zaten sıradan olursa ne anlamı var? jet keko’nun kurnaz gülüşü kulağımda, yastıkta dönerken, annem mutfakta hâlâ yemek yapıyormuş gibi geliyor ama içimde de hafif bir huzur var; çünkü biliyorum, hayat zaten baştan sona absürt bir senaryo. madem uyuyorum, bari güle oynaya, hayatın saçmalıkları içinde…


aha uyuyorum by by


Jüli d.
Jüli d., @efemera
14.10.2024 23:58:52


Kutlarım cancağızım yine yazmışın kalem uçmuş. :) Roma falan. Venedik'e de uğra ..

nepal
nepal, @nepal
14.10.2024 23:17:13

hayranınızım efendim. Gule'cim.
Nevmizan
Nevmizan, @nevmizan
14.10.2024 21:49:00
Gecede rüyası böyle olan zihnin, gündüzdeki bakışını algısını merak ediyorum Gülecan . Kumarcı akrabadan nasıl gidersin papa beye, hemi de boncuk hediyeli:)))
Çocuklara rezil oldum, kendi kendime gülüyormuşum
cem3453
cem3453, @cem3453
14.10.2024 20:15:19

hüzün dolu bir yazıya kafamı bile uyarlamışken
sonunda geldiğim nokta elbet kahkaha:)

eyvallah.
Mavilikler
Mavilikler, @mavilikler
14.10.2024 15:23:18
10 puan verdi
Arkadaşınla sohbet eder gibi yormayan, akıcı bir dille hayatın tam ortasına daldırdın bizi yine. Anlatılan sahneler öyle canlı bir şekilde ifade edilmiş ki; o yerlerde, o insanlarla konuşan benmişim gibi hissettim.

Bol bol gülümsedim, yer yer kahkaha attım hatta. Bir yazı ancak bu kadar iyi gelebilir bir insana, gününe renk katar. Üzüntünü de, sevincini de öyle güzel bir üslupla ifade ediyorsun ki hepsi aynı kapıya çıkıyor: Tebessüm eden yüzlere…

Yazılarınla şifa veriyorsun, sıcacık bir kalbin atışlarını var ediyorsun onlarda.

Güzel gönlüne sağlık… Sevgiler…


C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
14.10.2024 15:15:09
Doksanlı yılların zulüm ile ihtisas yaptığı zamanlarda ,resmî kolluktan kaçarak teyzem günlerine sığındığım günler geldi aklıma.
Ana karakterleri; yiğitlik,mertlik ve can olmaktı,hep aynıydı simalar.
Ve bugünlerde bile,yoğrulduk,yaşama katıldık,ürettik çoğaldık,hala bayram ziyaretlerinde,o teyzem kulağıma eğilir,bir şeyler söyler yüreğimi bulutlara asar.
Papa ; teyzemin lacivert çiçekli elbisesine ve dokuz adet on birli Katalin tesbihine kurban olsun:)

İnanılmaz keyifli bir yazı okudum
Kutlarım
Kaleminize ve yüreğinize
Saygı ve sevgiyle.

C.Mıhcı tarafından 14.10.2024 15:31:43 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL