5
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
529
Okunma
Bir gün 24 saat olmasına ve saatlerin de her yerde aynı hızla dönmesine rağmen, gençler için bu zaman yetmez. Eğer emekliysen senin için de zaman geçmek bilmez. Zordur emeklilik.
Ben hizmet süremi doldurup genç yaşta emekli oldum. Emekliliğimin ilk iki ayı çok zevkliydi. İstediğim saate yatıyor, istediğim saatte kalkıyordum. Daha sonraki aylarda bundan da zevk alamaz oldum. Bir işim bir uğraşım olmalıydı. Yapılan iş tekliflerini kabul etmedim. Artık kendi hayatımı kendimce yaşayacaktım. Sabah kalkıyor bir süre televizyon izliyor, sonra elimde bir kitap AVM’lerin olduğu çarşılara gidiyorum. Vitrinleri seyrediyor, insanları gözlemliyorum. Yorulunca da oradaki banklardan birine oturup kitabımı okuyorum. Genelde böyle geçiririm bir günümü.
Geçen gün yine oturmuş kitap okurken ellerinde dolu poşetlerle bir bayanın geldiğini gördüm. Yanına gittim:
“Yardım edebilir miyim?”
“Memnun olurum.”
Elinden aldığım poşetlerle çıktık çarşıdan. Konuşmadan yürüyoruz. Nereye kadar gideceğiz bilmiyorum. Sordum:
“İleride bir çay ocağı var. Oranın işletmesini yeni aldım. Çay, tost falan bir şeyler yapacağım. Eve ekmek, ekmeğe katık lazım. Çalışmadan olmuyor işte.”
Çay ocağına geldiğimizde hemen bana bir çay verdi. Kendisine yardım etmiş olmamdan memnuniyeti yüzündeki tebessümden okunuyordu.
“Çok teşekkür ederim. Ne kadar iyisiniz.”
“ Bir şey değil. Ne yaptım ki?”
“ Sizin gibiler yok artık. İnsanlar çok bencilleşti. Bırakın yardım etmeyi, düşenin bile elinden tutup kaldırmıyorlar. Affedersiniz isminizi öğrene bilirmişim.”
“Mesut. Ama hiç mesut olamadım ben. Yıllar önce eşimden ayrıldım. Emekliyim. Yalnız yaşıyorum.”
Heyecanlandı:
“ Benim de çok oldu eşimden ayrılalı. “
Elini uzattı:
“ Adım Handan.”
Elini tuttuğumda, göz göze geldik. Gözlerimiz ışıklandı.
“ Handan, gülen, güler yüzlü demek. Ne mutlu size isminizin anlamını yaşıyorsunuz. “
“Nereden biliyorsunuz ismimim anlamını?”
“Ben edebiyata meraklıyımdır. Mesela size ZARA ismi de çok yakışırdı. Zara: Zarif ve güzel demek.”
Kendine de bir çay doldurdu. Benim çayımı yeniledi. Yanıma oturdu. Elimi elleri arasına aldı:
“Sizi tanıdığıma o kadar sevindim ki.”
“Bende öyle. Bende seni tanıdığım için çok mutluyum.”
Çaylarımız defalarca yenilendi. Uzun uzun sohbet ettik. Birbirilerimizin telefon numaralarını aldık. İzin istedim. Kalkıp giderken:
“Yarın sabah bekliyorum.”
“Mutlaka geleceğim. Bu gece sabahı zor ederim ben.”
Eve geldim. Yatsam da uyuyamadım. Bir ara kapının zili çaldı. Kimse benim kapımı çalmazdı. Hele gecenin bu saatinde. Koştum açtım. Kimse yoktu. Kapı zili çalmamıştı da, ben hayal mi görmüştüm.
Evet…
Aşktı kapımı çalan, ben âşık olmuştum. O öyle bir duygudur ki; ne zaman bilir, ne mekân. Ne yaş tanır, ne makam.
Sevinçliyim. Mutluyum, umutluyum.
Ey minel aşk sen nelere kadirsin?