Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
Rû //
Rû //

Harikatür Mahallesi

Yorum

Harikatür Mahallesi

11

Yorum

27

Beğeni

0,0

Puan

1211

Okunma

Okuduğunuz yazı 23.4.2024 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Harikatür Mahallesi

Babamın yine iş seyahatleri. Şehir dışına çıkması gerekiyor. Akrabaların yanına bırakacak beni.. Hazırlıklarımızı tamamlayıp arabaya bindik. Hava o gün çok yağmurlu. Silecekler, öfkeli kedi kuyruğu gibi bir sağa bir sola sallanıyor, adeta gözlerimde hipnoz etkisi yaratıyor. Ha uyudum ha uyuyacağım derken ileride yol kenarında bir kadın, dört çocuk sırılsıklam olmuşlar. Sanırım uzun zamandır gelmeyen otobüsü bekliyorlar.

- Baba, alalım mı onları? Üşümüştür çocuklar.

Babam istekli olmasa da arabayı durdurdu. Ben henüz "gelin gelin" diye sevinçle el işareti yapıp seslenecektim ki anneleri çocuklarını bir bavula elbise tıkıştırır gibi atıp arka koltuğa, kapıyı "çat" diye kapatırken en son kocaman bir torbayı da oturtuverdi kucağına.

Babam:

- Nereye bırakalım sizi?

Kadın:

-Görümcemlere gideceğim ben. Götürün bir zahmet.

- Görümcen nerede oturuyor hanım?

-Şey var ya hani. Bizim bu çocukları habire yolluyor benim bey. Aslında çocuklarda gitmek istemiyor hiç. Ama o benim herif var ya o benim herif, hay boynu altında kalasıca!. Ne güzel oturuyor çocuklar evde, hem komşulardan duydum hayaletler dolaşıyormuş oranın koridorlarında, ne gerek var kalabalık yer, tutturuyor illa da neymiş efendim "ağaç yaşken eğilirmiş" haberi yok eğilecek kırılacak kolları bacakları. Her gittiklerinde zaten, yara bere içinde geliyorlar eve dizleri dirsekleri.

Kadın, tarifini sadece kendi bildiği lezzetli bir yemeğin püf noktalarını ağzından kaçırmaktan sakınır gibi lafı döndürüp dolaştırıp görümcesine nasıl gidebileceğini uzak yollu anlatırken babamın telefonu çalıyor... Arayan amcam. Ne zaman geleceğimizi soruyor. "Fazlalıklar var" diyor babam arabada, geleceğiz şunları bir atalımda.

Ailecek muhteşem bir kahvaltı yapıyoruz, eve varınca. Babamı uğurladıktan sonra ben odama yerleşiyorum. Tam da o an radyoda bir şair kadın vedalar üzerine ağlamaklı bir şiir seslendiriyor. Amcamın küçük oğlu Erhan geliyor yanıma. On altı on yedi yaşlarında, ufaktan gizli saklı başlamış sigaraya.

- Ebru, babamın sigarasından bir tane kapıp getirsene bana.

Amcam oturuyor balkonda; dudaklarından dumanlar püskürtüyor, paketi ise masada... Erhan abim kapı aralığından bana bakıyor. Çaktırmadan paketi yokluyorum elimle, paket boş diye karşılık veriyorum hadi çabuk hadi hareketlerine. İşaretleşiyoruz işaretleşiyoruz anlaşamıyoruz bir türlü kuzenimle...
En son "hadi bir dal sigara getir" deyince zıvanadan çıkıyorum "ne yapayım ya, ağzındaki sigarayı mı alıp getireyim" diye bağırıp kendimi sokağa atıyorum.

Arkadaşlarım, oyunlarım...
Küçücük başımın derdini tasasını unutturanlarım ...

Mahalledeki iki katlı eve birileri taşınmış, oldukça kalabalık bir aile. Sekiz-on kadar çocuk. Çoğu da kız. Bende bir sevinç. Ne güzel diyorum içimden; hep birlikte top oynar, ip atlar, sekeriz.

Bakkal Süleyman ben görmeyeli işleri daha da bir büyütmüş. Dükkanın önüne iki masa atmış, bir de elektrikli tost makinesi almış, meyve suyu ve çayla servis yapıyor incecik incecik çıkarttığı kızarmış ekmekleri, mahallenin çocukları da baş müşterileri.

Bizim evimizde o zamanlar ocak üstünde kullanılan tahta saplı, alt ve üstünü bir arada tutacak klips kırılmış, içi simsiyah yanmış, yediğimiz her tostun dış kabuğunu kazımak zorunda kaldığımız kalın ve sem sert tostlar yapan, halam için ise üzerine dantel örtülecek kadar kutsal sayılan özelikle kış aylarında mutfakların vazgeçilmeziydi bu makine.


Yeni kahvaltı yaptığım halde tostun kokusundan mest olmuş, halama ihanet etsem mi etmesem mi diye nefs mücadelesi verirken beni gören arkadaşlar birer ikişer geldi yanıma. Hepsine birer tane çokokrem ısmarladım bakkal Süleyman’dan. Arka sokağa doğru ilerleyip bizi hiç kimsenin görmeyeceğini, duymayacağını sandığımız, her iki tarafında yeni yeni apartmanlar inşa edilen sürekli buluşup toplandığımız o çok gizli mekanımızda oturduk yıkık dökük merdiven basamağına.

Öyle tatlı ve küçücük ki o krem çikolatalar bitecek diye üzülüyordum. İncecik plastik beyaz çubuğuyla dikdörtgen kabın dibinde köşelerinde birikmişleri iyice sıyırıp yerken aklıma dahiyane bir fikir geldi birden:

- Hey arkadaşlar!.. Şimdi kutuların içine toprak dolduralım, ağzını kapatıp geri götürelim. Diyelim ki
"Bakkal bakkal!.. Ya bize paramızı geri ver, ya da bunların yenisini al".

Oy birliğiyle karar verildi. Güzelce doldurduk boş çikolata kaplarına ıslattığımız toprağı. Jelatinini de büyük bir özenle kapatırken azıcık ucunu aralık bıraktık. O ara mahallenin zengin, şımarık ve tarafımızdan hiç sevilmeyen çocuğu Gürkanın bizi izlediğini fark ettik. Arkasında bir şey saklıyor gibi hali vardı. Ona yüz vermeyip doğruca bakkala gittik, meramımızı anlattık. Bakkal Süleyman ellerimizdekini alıp çöpe atarken:

- Sizler akıllı çocuklarsınız. Bu hep o yeni taşınan veletlerin işi. Onların kabahati de yok ki aslında. Anne babalarının bütün suç, yumurtadan çıkanı salıyorlar sokağa.

Yeni çokokremlerimize nefessiz saldırıp büyük bir iş başarmışçasına bakkalı nasıl kazıkladığımızı konuşup gülüşürken "çırrkkk" diye bir ses, karşımızda Gürkan.

- Ne yaptığınızı biliyorum, yakaladım sizi!

- Eyvah!.. Şimdi yandık, gösterecek bakkal Süleyman’a resmimizi.

Birden ağzımın kuruduğunu, çok susadığımı hissettim. Arkadaşım Nurettin ve onun kız kardeşi Asya "hadi bize gidelim" dediler. Hem ne yapacağımızı kararlaştırırız, hem de su içeriz. Üçümüz el ele tutuşup, arkamızdan atlılar kovalıyormuşçasına koşa koşa evlerine gittik. Kapının önünde sıra sıra dizili çokça ayakkabı gözüme çarptı, misafir vardı belli ki. Nurettin önden biz arkadan içeriye girdik, doğru mutfağa. Asya masaya bırakırken cam şişeye doldurduğu musluk suyunu, yapışmıştı şişenin üzerine elinin tozu çamuru. Nurettin temiz elleriyle suyu tazelerken ben de içerden gelen seslere kulak kabartıyordum. Komşular toplaşmış çay kurabiye sohbet ediyor. İçlerinden bir kadın anlatıyor, yeni aldığı difrizi.

-Vallahi komşular bunu icat edenden Allah razı olsun. Artık konserveyle uğraşmak yok. Üç ay beş ay korunuyor yiyecekler hiç bozulmuyor. Son günlerde üşenir oldum her gün dışarı çıkıp ekmek almaya. Fırına gittiğimde fazla fazla alıp poşetleyip bırakıyorum dondurucuya. Lazım oldukça tek tek çıkarıyorum. Buzu açıldıktan sonra ilk günkü gibi tazecik mis gibi oluyor.

Başka bir kadın atılıyor söze.

-Nasıl yani, biz şimdi sıcak ekmek koysak üç ay sonra sıcacık mı çıkıyor?

Kahkaha sesinden difrizli kadının Gürkan’ın annesi olduğunu anladığımda eteklerim tutuştu birden. Nurettin’in getirdiği suyu kafama dikmiş lıkır lıkır içerken, düşünüyordum.

Biz çok kötü şeyler yapmıştık, üstelikte bunu gülerek, eğlenerek, isteyerek yapmıştık. Gürkan da suç üstü yakalayıp bizim fotoğrafımızı çekmişti. Bakkal Süleyman bize "sizler akıllı çocuklarsınız" demişti. Bakalım aklımızı kullanarak nasıl sıyrılacaktık bu işten.

EbRuAsya //


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Harikatür mahallesi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Harikatür mahallesi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Harikatür Mahallesi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Afet İnce Kırat
Afet İnce Kırat, @afet-ince-kirat
24.4.2024 23:04:53
Harikatür Mahallesi

İsmi getirdi beni, yoksa zamansızlıktan çok da okuyamıyorum nesir türlerini. Önce kelimeyi aradım yoktu öyle bir sözcük, yanlışlıkla kullanmıştır dedim güne gelmiş bir çalışmaya yakıştıramadım.

Karikatür olsa derdim ki yapılan yanlışları esprili bir biçimde çizmiş yazar okumamız için. kelimeyi böldüm, harika - tür... Mükemmel kusursuz çeşitlikte kişilerin bulunduğu mahalle. Öyle midir bilmem ama çocukken her yer, herkes, her olay masaldan fırlamışçasına mükemmel görünüyor sanırım, herkes böyle görmese de. Ancak yine de fikrimi söyleyeyim bu başlığın altında fantastik bir öykü olmalıydı. Başarını kutlarım sevgilerle...
rengim
rengim, @rengim1
24.4.2024 19:08:16
Lezzetli bir yemeği üstüne tatlı çay ruysal bir ziyafet
Ziyade olsun eline koluna fikrine kalbine düşen kelama sağlık
Çok güzeldi sevgili ebru
Sevgiler 🌺🌸💕💕
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
24.4.2024 11:24:21
Güzel bir çalışma kutluyorum
Ay
Ayşenur Çiftçi , @aysenurciftci
24.4.2024 09:47:41
Tadı damağımda kalan bir lezzet daha 🥰
Sevgimle Ebru🙏
Gamzelimm
Gamzelimm, @gamzelimm2
23.4.2024 12:26:05
Yazılarını okumak bana huzur veriyor nedense.
Sıcak bir günde koca bir ağacın gölgesinde elinde kitap yanında kahven, bakışların bazen kitaptaki satırlarda, bazen doğanın eşsiz güzelliklerini sindirirken içine ...

Her yazını ilgiyle beğeniyle takip ediyorum. İyi ki yazıyor diyorum kendi kendime her okuyuşta
Ne konuda olursa olsun yazı, okurken bir dinginlik hissi oluyor içimde.

Yine çok başarılı ve akıcı bir anlatımdı
Devamını elbette merakla bekliyorum.

Sevgilerimle canım 🌸
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
23.4.2024 11:51:16
"Silecekler, öfkeli kedi kuyruğu gibi bir sağa bir sola sallanıyor, adeta gözlerimde hipnoz etkisi yaratıyor."
Ne kadar güzel bir benzetme. Yazarlık bu işte...

Güzel bir anıyı çok güzel anlatmışsın Ebru.
Tebrikler Kardeşim.
Selam ve Sevgiyle...
neneh.
neneh., @neneh-
23.4.2024 10:31:31
10 puan verdi
Muhteşem!..Yine keyifli bir arkası yarın..Takip etmeliyim illâki kalmasın yarım..Meraktayım şimdi nasıl üstü kapanacak bu olayın..Zira Gürkan'a verilecek her taviz...?..Sağlıcakla.Saygıyla.
eksik susmalar
eksik susmalar, @eksiksusmalar
23.4.2024 00:53:30
Yüreğime düşenleri, yüreğimden düşenleri..
beyaz atlara binip gidenleri ve nice değerlerimi anımsattınız..

(...)


sevgimle.


© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL