2
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
167
Okunma

Çocukken, bazen bazı insanlarla alay edildiğini görürdüm.
O kişiye bakardım ne hissediyor diye.
Gülüyor mu? O da eğleniyor mu?
Üzgün mü?
Gözlerine bakardım.
Üzgün ve utanç içinde, karmakarışık duygular süzülürdü bakışlarından.
Ben de üzülürdüm.
Daha çocukluğumda karar vermiştim kimseyle alay etmemeye, kimseyle uğraşmamaya.
İlkokulda sınıf arkadaşım Hakan’ı ağlarken görmüştüm teneffüste.
Yaklaşıp niye ağlıyor anlamak istemiştim.
Yüzündeki yoğun çillerle alay ediyorlarmış. Öğretmene bunu söylerken duydum. Ben de üzüldüm.
Ne kötü şeydi birinin özelliğiyle alay etmek. Arkadaşlarıma çok kızdım.
Oysa Hakan yüzü çilli ama güzel bir çocuktu. Yeşil gözleri de güzeldi.
O gün alay etmenin yanlışlığını anladığım gündü.
Başka gün yine sınıf arkadaşım Kamil’le alay edildiğini gördüm. Gözlerine baktım.
Üzgündü... Ben de üzüntüsünü derinden hissettim. Ben de üzüldüm.
Ve o gün bir daha kimseyle alay etmemeye karar verdim.
İnsanlar kendileri eğlenirken başkalarının acısını idrak edemiyor.
Nasıl bir yıkıntı yaşadıklarını farkedemiyorlar.
Hani demiş ya Efendimiz aleyhissalatu vesselâm Taif halkı için;
"Bilmiyorlar Allah’ım, bilseler yapmazlardı."
Bilmiyorlar!...
Nasıl bir yıkıma sebep olduklarını bilmiyorlar.
Yüreğin nasıl ezildiğini, nasıl ağladığını bilmiyorlar.
Oysa insanı anlayabilmeliydik.
Oysa gülümsemeliydik dünyaya.
Oysa kendi dertlerimizi ve başkalarının dertlerini hafifletirken gülümseyebilmeliydik.
Başkalarının dertlerine gülerken değil.
Bir yazı okudum ve çok hoşuma gitti.
Paylaşmak istedim.
Hikmet Taha KIZIL yazısı
"Onca acının, felaketin içinde inadına gülümse!!"
"Kalbin acısa da gülümse"
Niye ki manyak mıyım?
Acı çekerken neden güleyim?
Acı çekiyorsam oturur adam akıllı ağlarım, hüzünlenirim, kederlenirim, arabesk dinlerim...
Evi yanmış bir adamın " erik dalı’yla oynadığını görseniz ağzına fırıncı küreği sokmaz mısınız?
Cenaze evinde " ölenle ölünmez, hadi kalkın çiftetellli oynayak, acılarımıza inadına gülek" diyen adamın kafasını mercimek çorbasına sokmaz mıyız ?
İflas etmiş bir iş adamına " aman boşver gel gidip komedi filmi izleyek de biraz gülek, dünya malı dünyada kalır " derseniz 44 numara ayakkabısını dalağınıza sokmaz mı?
Bu "acıya gülmek" edebiyatını kim neresinden uydurdu bilmiyorum ama dünyanın en tutarsız ve ayakları yere basmayan fikri...
Fikrin kaynağı da muhtemelen tuzu kuru bir adamın oturma organı!
Ki hiçbir edebi akımda böyle bir şey yok zaten!
"Acın varsa gül, inadına kahkaha at!"
Yiyorsa git komşunun cenazesinde kahkaha at mesela!
Gör bak bir daha acıya gülebiliyor musun ?
Başka türlü davranmanın kime ne faydası var!
Aranızda dişi ağrıdığında "hadi gıdıkla da biraz güleyim olmadı Flaş tv izleyek" diyen var mı?
Üzüntün varsa, acın varsa onu yaşa!
Mutluysan da gül!
Fakat acın varken gülüp, sevincin varsa ağlıyorsan hemen bir "duygu koçu" bul ve duygularını kontrol etmeyi öğren!
Al, sana bir meslek grubu daha buldum!
İster misiniz yarın birileri kartvizit basıp " Buyurun ben duygu koçuyum, duygularınıza halay çektirmek istiyorsanız beni arayın " diye piyasalara ârz- ı endâm etsin?
Biraz realist olun!
Her özlü söze atlamayın, biraz kurcalayın, üstünde düşünün!
Atasözleri, deyimler, özlü sözler ve şiirlerin her söylediği bütünüyle mutlak hakikat değildir ki!
Mevcut bir durum için söylenmiştir.
Bazen bir tecrübe bazen romantik bir hayal, bazen bir ütopya...
Ayet değil ki hepsini bağrımıza basalım!
Ben demin kafamı kitaplığa çarptım, çok acıdı ama gülemedim!
Siz olsanız gülerdiniz çünkü sizin kafanız değil benim kafam çarptı!
Başkasının acısına gülen de pek makbul sayılmaz ama...
Hadi neyse...
İki poğaça kap gel, ben çayı sürdüm ocağa...
Poğaça koçuna da sor " hangi poğaçayı alayım " diye..
Mââzallah yanlış bir poğaça alırsın; midemize gideceğine tutar dalağımıza gider, sonra uğraş dur!
Hikmet Kızıl
Gülümseyebilmeliyiz hayata...
Ama gülmemeliyiz ne insanlara, ne de acılara...
Okuduysanız teşekkür ederim.
Selam ve dua ile...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.