1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
366
Okunma
Türk Kimliği
Biz Türklerin hayat tasavvurunu özümsemiş, metodolojisini okumuş, idrak etmiş ve yaşamış bir anlayışta olmak gerekiyor. Gürül gürül akan bir pınar gibi çağladı, çağlıyor ve çağlayacak elbet kaynağımız. Zaman zaman dinginliğe yol verse de daha çok hareket üzerine olacaktır. Bir tar’ın ve rebap’ın ve ney’in hiçliği ile buluşması gibi bir durumu da taşır. "Dünya da iki bilinmeyen vardır; biri kutuplar, diğeri Türkler" Albert Sorel sözündeki gibi gizin yanında Türklük, insanlığa büyük katkısını her daim yapmaktadır ve yapacaktır. Başta biz Türkler olmak üzere bütün insanlığın felahına yönelik gözelerini akıtacaktır.
Türk kimliğine yönelik tespitlerde gerek kendi değerlerimizin gerekse de yabancı gözlerin bakış açılarına pencereler aralayacak olursak: Mesela Bahtiyar Vahapzade şunları söylemiş. "Deyirem ki: Türkiye, Avrupa’nın kuyruğunda sürünmektense, Türk dünyasının önünde gitsin. Bu daha iyi. Yüzünü döndersin kardaşlarına" Başka bir yerde Polonya (Lehistan) atasözüne yer verelim. "Türk atları Vistül Nehrinden şu içmedikçe Polonya kurtulamaz" Çok meşhur başka bir söz Napolyon’dan “Eğer dünyanın başkenti bir tane olsaydı; o, İstanbul olurdu”, “Türk Milleti sadece birinci sınıf dövüşen bir kalabalıktır” (İngiltere Başvekili Loyd Corc) Allah’ın, Türk’lere hâkimiyet tılsımı demek olan, yede-taşını vermiş olduğuna dair rivayetler vardır. Son olarak, Doğu Türkistan atasözüyle bu bahsi sonlandıralım. “Köyün itleri birbirine küs olsalar da kurdu görünce birleşirler” Bunun gibi sözlerin, Türk milletine övgü niteliğinde olduğu muhakkak.
15 Temmuz darbe girişimine karşı gösterilen büyük kahramanlık ortadadır. Milletimizin feraseti sayesinde, dalda yaprağı yerde bir karış toprağı olmayan insanımız başta olmak üzere vatanımızı en güzel şekilde savundukları görülmüştür. Buradaki büyük fedakârlıklarla milletimizin arifane yönünü bütün dünya görmüştür. “Bin âlimin bilmediğini bir arif bilir” anlayışında bir birikim ve kültürdür bu. Milletimizin kimliğini ileriye taşıyacak olan büyük bir güç… Mesela spesifik başka bir örnek verecek olursak; “Ayasofya’nın ibadete tekrar açılması ile GERİLİM kavramının yeniden tanımlanma gereği hâsıl olmuştur. GERİLİM artık dünyada Müslümanların veya mazlumların hukukunu korumaya çalışmalarıyla oluşuyor. Alışacaklar velhasıl” Yazar Selim Tunçbilek’in tespitinde olduğu gibi kendimizi böyle görmemiz ve silkelenmemiz gerekiyor.
Türk kimliğinin en önemli değerlerinden biri olan bayrağımız konusuna pek itirazı olan çıkmaz herhalde. Avrupa’nın temsil ettiği fikir, kavram ve inancın, bayrağa basmayı yadırgamaması yanında, biz Türklerin anlayışında bayrağa verdiğimiz manevi değer toplumumuzun genelinin genlerine sirayet ettiğini biliyoruz. Türk milletinin bayrağına bakışıyla diğer milletlerin bakış farklılıkları bu bağlamda kendini gösteriyor. Türk kimliğini oluşturan, taşıyan ruha yapılan bütün eleştiriler, başta düşmanlarımızın yancılarına, ideolojik hastalara ve aşağılık duygusu taşıyanlara iyi gelmektedir ne diyelim.
Biz Türklerin çerağı insanlığı aydınlatmaya devam edecektir. Türklerin, İslamiyet’le beraber uğrunda yaşanacak ve uğrunda ölünecek daha çok ulvi bir ruh hali taşıdığını görmekteyiz. Hayırları fetheden, şerleri def eden bir çizgidir bu. Türk kimliği konusu hem sözün genişliğinde hem de anlatımın derinliğinde olan çok boyutlu geniş bir konudur. Daha çok milletine güvenen ve ümitvar bir minvalde bu konuya bakmak gerektiğini düşünüyorum. Velhasıl, Türk Milleti olarak yükümüz ağır. Genetiğimizden, kodlarımızdan, dilimizden, dinimizden ve kültürümüzden gelen bu kadar şümullenmiş olguyu küfemizde her daim taşıyacağız Allah’ın izniyle. Malazgirt’te hayali kurulan, Söğüt’te rüyası görülen, Çanakkale’de kapısı açılan, Edirne’de planı yapılan büyük bir ülkü bu, bir kızıl elma…
İlkay Coşkun
17.12.2022
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.