0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
488
Okunma
Ben, usul usul uzaklaşmayı seçiyorum; insanoğlundan uzak, kendime yakın olmayı... Kendimde olmayı. Zamanla anladım ki kendime gelebilmek için yeterince insan kaosu görüp insan denen varlıktan iğrenmem gerekiyormuş; ancak o zaman kendimle baş başa kalmayı seçebilirmişim.
Her zaman insan kalabalıkları içindeki o boşluklara denk geldim, ait hissedemedim. Tek arayışım ait olduğum yeri bulmaktı; bunun için de insan kaosundan kurtulmam gerekti. Belirsiz duygular içerisinde boğuşmaktansa kendimde olmayı seçiyorum. Her arkamı döndüğümde zarar verenlerdense kendimle mutlu olmayı seçiyorum. Beni benden alanlardansa kendimi bulmayı tercih ediyorum.
Yalanı reddediyorum mesela; kin dolu davranışları, menfaat için oturulan masaları reddediyorum. Ben, menfaatin kölesi olmayı reddediyorum. Varsın bu sefer de iyiliğimizden kaybedelim... Zamanla değil, insanla anladım iyiliğimden bile kaybedilebileceğini. Çözmeye başlıyorum yavaş yavaş; insanın iliklerine kadar işleyen nankörlüğü, bir menfaat uğruna ne kadar çirkinleşebileceğini...
İnsanın menfaatleri bitince bir nefes bile vermediğini öğreniyorum artık. Kırılıyorum, üzülüyorum, belki de harap oluyorum; ama gün geçtikçe kendi köşeme çekiliyorum. Beni her ittiğinizde, kendimi kendi dünyama doğru ilerlerken buldum. İçinde insan olmayan bir dünya inşa etmişim; bir sınır çizdim, kan kırmızı bir ’insan seddi’ çektim. İnsanı ve insani duyguları reddediyorum. Ben kendim ekip biçeyim, kendi dünyamla meşgul olayım... Endişelenmiyorum artık, kendi dünyamın güzelliklerine dalıyorum; çünkü orası sadece emeğim kadar güzelleşir.
Ve ben, ’insan’ olmayı reddediyorum. Kendi dünyamda bir kuş olmayı seçiyorum; hiçbir ağırlığım olmasın, sınırım olmasın, özgürce uçabileyim... Kendi dünyamda uçmayı seçiyorum; bu dünyadan göçüp kendime gelmeyi seçiyorum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.