Deha, gerçekte alışılmamış şekilde görmekten başka bir şey değildir. william james
Ramazan Teke
Ramazan Teke

Küçükken Büyük Adamdım

Yorum

Küçükken Büyük Adamdım

1

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

912

Okunma

Küçükken Büyük Adamdım


Küçük yaşlarda başladım ben büyük adam olmaya.

Sırtımda boya sandığını, omuzumda ise hayatın yükünü taşıdım.

Yaşıtlarım okul çıkışı oyun oynamaya koşarken, ben küçük bir ilçenin kahvehane köşelerinde ekmek parası peşinde koştum.

Hiç utanmadım ellerim boya içinde okula gidip ilim öğrenmeye.

Henüz on iki yaşında başladım hayata atılmaya; yaşıtlarımdan çok daha erken, hem de daha küçücük bir çocukken.

İlk zamanlar utanır, hatta korkardım. "Abi, boyayalım mı?" diye sormaya çekinirdim.

İlçe esnafı beni çok severdi. Bir süre sonra kendi bölgemin adeta mafyası olmuştum. Öyle ki, benden habersiz hiçbir boyacı benim girdiğim kahvehanelere giremezdi. Girseler bile kimse ayakkabısını onlara boyatmazdı.


Küçükken büyük adamdım ben.
Herkes sever, herkes saygı duyardı bana.

Kimseye kötülüğüm dokunmadı. Ne bir hırsızlığımı ne de bir arsızlığımı duyan oldu.

Zamanla öğrendim ki, saygınlık insanın sahip olabileceği en büyük zenginlikmiş.

Sevdiğimle hiç el ele tutuşmadım. Zaten utanırdım birine "Seni seviyorum." demeye.

Ben sadece uzaktan sevdim.

O, sokağın başından görünürdü; benim ise yüreğim yerinden çıkacak gibi olurdu.

Kokusundan anlardım onun geçtiğini. Sanki sokak onun kokusuna bürünürdü. Geçtiği her yer aşk kokardı.

O gülerdi; benim içimde baharlar açar, kelebekler uçuşur, kuşlar şarkılar söylerdi.

Küçücük bedenimle yaz, kış, kar, çamur demeden çalışırdım.

Hava çok soğuk olduğunda kahvehanelerde ellerimi ısıtır, sonra yeniden işimin başına dönerdim.

Hem okumak hem çalışmak kolay değildi. Ama hayat bize zaten hiçbir zaman kolay davranmamıştı.

Oyunlar oynamadım.

Lunaparka gitmedim.

Gondola da binmedim, çarpışan arabalara da.

Bunun eksikliğini yıllarca içimde taşıdım.

Panayır kurulurdu küçük kasabamıza. Çarpışan arabaları ve gondolu sadece o zaman görebilirdim ama yine de binemezdim.

Panayır zamanı gelen bir bisikletçi amca vardı.

Bir gün onun bisikletine binmiştim. Başım dönünce korkmuş, çocukluk işte, ağlamıştım.

Amca paramı geri vermişti.

"Bir gün tekrar binmek istersen gel, senden para almayacağım." demişti.

Şaşkınlıkla yüzüne bakmıştım.

Hayatımda ilk kez biri bana bir oyun hediye ediyordu.

Ama ben yeniden binmeye cesaret edememiştim.

Ne zaman önünden geçsem ona selam verirdim.

O da her defasında gülümseyerek,

"Bir kere daha denemek ister misin?" diye sorardı.

Bedenim büyüdükçe çocuk olmaya başladım.

Çocukluğumda yaşayamadığım ne varsa, yıllar sonra doya doya yaşamaya çalıştım.

Hatta otuz sekiz yaşımda bile çarpışan arabalara bindim.

Sanki yıllarca binemediğim bütün zamanların acısını çıkarıyordum.

Küçük yaşlarda başladım ben büyük adam olmaya.

Bedenim küçüktü ama omuzumdaki yük çok büyüktü.

Yeni elbiselerim pek olmadı.

Babam, canı sağ olsun, tek başına elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırdı.

Ama altı çocuk, bir anne ve kendisi... Sekiz kişilik bir aileye yetişmek kolay değildi.

Hiç pahalı hediyeler almadım.

Pahalı oyuncaklarım da olmadı.

Meğer hayatımın en zor ama en güzel yıllarını o zaman yaşamışım.

Çünkü her şey daha samimiydi.

Her şey daha içtendi.

Her şey daha sadeydi.

Birer birer tırmandım hayatın merdivenlerini.

İş güç sahibi oldum.

Makam da gördüm, mevki de.

Ama ne geldiğim yeri unuttum ne de yaşayamadığım hâlde içimde hep yaşayan o güzel çocukluğumu.

Anladım ki, insanı büyüten yaşadığı zenginlikler değil, omuzlarında taşıdığı yüklerdir.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Küçükken büyük adamdım Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Küçükken büyük adamdım yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Küçükken Büyük Adamdım yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Dilek pınarı
Dilek pınarı , @dilekpinari
11.12.2021 12:46:34
Tebrik ederim örnek bir yazıydı.
Şimdi insanlara herşeyin en mükemmeli hazır edilip sunuluyor ama yine de mutlu olmuyorlar.
Alın teriyle kazanılan her şeyin lezzeti bir başka aslında.
Bir insanın istediği şey temel hayat ihtiyacı değilse istediğini elde ettiği anda yine eski haline dönüyor. Bu durumda mutsuzluğu ortaya çıkaran şey arzu ettiği şeyin eksikliği değil kişinin içsel eksikliği oluyor.
Şu da var ki ezilen yorulan insanlar daha aklı başında ve şükretmeyi biliyor.
Allah cümlemizi sizin gibi idrak edenlerden eylesin ..
Selam ve saygılar...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL