0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
553
Okunma
“Turizm sezonu” denildiğinde, sanki görünmez bir el omzumuza dokunur ve bizi yola çağırır. İçimizde hafif bir kıpırtı başlar: Gitmeli, görmeli, uzaklaşmalı… “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” sözü de bu çağrıyı destekler. Ama tam o sırada başka bir ses yükselir içimizden: “Dur, durduğun yerde.” Çünkü her yolculuk biraz yorgunluk, biraz masraf, biraz da belirsizlik demektir. İnsan bazen, yerinde kalmanın da bir tür huzur olduğunu düşünmeden edemez.
Yine de insan, bulunduğu yerle yetinmekte zorlanan bir varlıktır. Göz, hep ufka kayar; gönül, hep başka bir ihtimalin peşine düşer. Belki de bu yüzden yola çıkmak, sadece bir yer değiştirme değil; aynı zamanda bir arayıştır.
Evliya Çelebi’nin() meşhur hikâyesi bu arayışın sembolü gibidir. Rivayete göre rüyasında Peygamber’i görür ve “Şefaat ya Resûlallah” demek isterken dili sürçer, “Seyahat ya Resûlallah” der. O söz, onu yıllar sürecek bir yolculuğun eşiğine getirir. Diyar diyar dolaşır; gördüklerini yazar, yaşadıklarını anlatır. Seyahat onun için bir tercih değil, adeta bir yazgı olur.
Peki, insan neden yola çıkar?
Bir tanıma göre seyahat, kişinin bir yerden başka bir yere hareketidir. Ama bu tarif, yolculuğun ruhunu anlatmaya yetmez. Çünkü insan bazen eğlenmek için, bazen öğrenmek için, bazen de sadece kendinden kaçmak için yola çıkar.
Ahmet Haşim bu hâli ne güzel anlatır: İnsan, hayatın sıradanlığından kurtulma ümidiyle seyahate çıkar. Ufukta gördüğü renkler, gökyüzünde kurulan hayal sarayları, ona bambaşka bir dünyanın mümkün olduğu hissini verir. Fakat yol uzadıkça, o büyülü dünyanın hep biraz daha ötede kaldığını fark eder. Deniz ilerledikçe denizdir; insanlar değiştikçe yine insandır.
Belki de seyahatin en büyük hakikati burada gizli: Gittiğimiz yerler bizi geliştirmeli ve dönüştürmelidir.
Şehirler değişir, diller değişir, yüzler değişir; ama insanın içindeki boşluk, çoğu zaman aynı kalır. Bu yüzden bazı yolculuklar bizi zenginleştirirken, bazıları yalnızca yorar. Çünkü mesele niyettir.
Her şeye rağmen yola çıkmanın büyüsünü inkâr edemeyiz. İnsan, bilmediği bir sokağa girdiğinde, hiç tanımadığı bir şehirde dolaştığında, aslında biraz da kendini bulur. Yol, insana hem yabancılığını hem de aidiyetini hatırlatır.
İnsanın içinde bir yol hep vardır. Kimi onu aşar, kimi onun etrafında dolaşır, kimi de hiç fark etmez. Ama bir gün, herkes kendi yolculuğuyla yüzleşir.
() Evliya Çelebi: Derviş Mehmed Zıllî veya bilinen adıyla Evliyâ Çelebi 17. yüzyılın önde gelen bir Osmanlı seyyahı ve yazarıdır. Evliyâ Çelebi, imparatorluk kültürel zirvesinde iken, elli yılı aşkın süreyle Osmanlı topraklarını (Balkanlar, Anadolu, Batı Asya, Orta Doğu, Mısır) ve komşu toprakları gezmiş, gördüklerini ve yaşadıklarını Seyahatnâme adlı 10 ciltlik ünlü eserinde toplamıştır. Hayatı boyunca gezdiği şehir sayısı 257’dir. (tr.vikipedia.org)
05.08.21
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.