Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Ramazan Teke
Ramazan Teke

Mavi Gülüşlü Kadın

Yorum

Mavi Gülüşlü Kadın

1

Yorum

4

Beğeni

0,0

Puan

1057

Okunma

Mavi Gülüşlü Kadın

Son birkaç gündür ara sıra diş ağrılarım oluyordu. O akşam ise ağrı gittikçe şiddetlenmişti. Kulaklarıma kadar vuruyor, dayanılmaz bir hâl alıyordu.

Güneş batmak üzereydi. Sokaktan geçenlerin sayısı azalmış, sokak lambaları birer birer yanmaya başlamıştı.

Camın kenarına oturmuş, pencereye usul usul vuran yağmur damlalarını izliyordum. Camdan süzülen damlalar, dışarıdaki ışıkları birbirine karıştırıyor, şehri bulanık bir tabloya dönüştürüyordu.

Ama ben ne yağmuru görüyordum ne de sokağı.

Aklım yine ondaydı.

Onu düşünmediğim tek bir an bile hatırlamıyorum.

O geceden sonra her günüm, her anım ondan ibaret olmuştu. Sanki yaşamımın geri kalanı artık ona bağlıydı.

Ne kadar zaman geçmişti oysa...

Daha dün gibi aklımdaydı gülüşü.

Hiç aklımdan çıkmıyordu.

Belki de ben çıkarmak istemiyordum.

Yıllardır aradığım sevgiyi bulmuş gibi bir sevinç vardı içimde.

Ama sevilenin, sevildiğinden haberi yoktu.

Aslında bu ilk değildi.

İlkokuldayken de bir kızı yıllarca haberi olmadan sevmiştim. Sonradan duymuştum ki o da beni seviyormuş.

Ama ne ben ne de o, bunu birbirimize söyleme cesaretini kendimizde bulamamıştık.

Yıllar sonra aynı sessizliği tekrar yaşamak istemiyordum.

Ama içimde geri çevrilme korkusu vardı.

Nasıl bulacağımı ya da nasıl ulaşacağımı bilmiyordum.

Bildiğim tek bir şey vardı.

Ona karşı hissettiğim duygular, her geçen gün biraz daha büyüyordu.

Ruhum öylesine doluydu ki...

Ağrı...

Acı...

Özlem...

Korku...

Sevgi...

Heyecan...

Hepsi birbirine karışmış, tek bir duygu hâline gelmişti.

Dişimin ağrısı gittikçe artınca bir arkadaşımı aradım ve birlikte Diş Hastanesi’nin acil servisine gittik.

Hastanenin bekleme salonunda ağır bir dezenfektan kokusu vardı. Duvarlardan yansıyan beyaz ışıklar, insanın içindeki huzursuzluğu daha da artırıyordu.

Bir tarafta çocuk sesleri, diğer tarafta çalışan cihazların uğultuları vardı.

Herkes sessizdi.

Ama herkesin yüzünde aynı ifade vardı.

Ağrı.

Sıramızı alıp beklemeye başladık.

Gözlerim sürekli ekrandaydı.

Bir an önce ismimin yazmasını istiyordum.

Çünkü artık ağrı yerini acıya bırakmıştı.

Sanki yüzümün bir tarafını hissetmemeye başlamıştım.

Ve nihayet...

Adım ekranda yazdı.

Hemen ayağa kalktım.

Tam içeri gireceğim sırada hemşire,

"Biraz bekleyebilir misiniz?" dedi.

Yeniden oturdum.

İçimden,

"Zaten dayanamıyorum, daha ne kadar bekleyeceğim?"

demek geldi.

Ama çocuk gibi mızmız görünmemek için sustum.

Birkaç dakika sonra hemşire tekrar ismimi söyledi.

Derin bir nefes alıp ayağa kalktım.

Kapıyı açtım.

Ve o an...

Zaman durmuş gibiydi.

Karşımda...

Mavi gülüşlü kadın vardı.

Şaşkınlıktan birkaç saniye boyunca ne diyeceğimi bilemedim.

Bu nasıl bir tesadüftü?

Hayat gerçekten böyle karşılaşmalar hazırlayabilir miydi?

"Neyiniz var?" diye sorduğunda kendime gelebildim.

Hem üzülmüştüm...

Hem de sevinmiştim.

Üzgündüm.

Çünkü beni tanımamıştı.

Sevinmiştim.

Çünkü ilk kez sesini duyuyordum.

Yüzünde o geceki gülüş yoktu.

Yorgundu.

Üzerinde o akşam restoranda gördüğüm kıyafetler vardı.

Demek ki beni etkileyen elbisesi değildi.

Gülüşüydü.

Elimde duran barkodda ise adı yazıyordu.

Günlerdir adını bile bilmediğim insanın artık bir adı vardı.

Küçücük bir kâğıt parçası, benim için büyük bir sırrı çözmüştü.

Eksik parçaları tamamlanan bir yapboz gibi hissediyordum kendimi.

Ama sonra kendi kendime sordum.

"Ne yapıyorsun sen?"

Elimi yanağıma koyup,

"Dişim ağrıyor."

dedim.

Koltuğa oturdum.

Yakınımdaydı.

Nefesini hissediyordum.

Kalbim göğsümü parçalayacak kadar hızlı atıyordu.

O konuşuyor, ben ise söylediklerinin çoğunu duyamıyordum.

O an ağrıyan artık dişim değildi.

Kalbimdi.

Dişime iğne yaptı ve biraz beklememi söyledi.

Tam dışarı çıkarken arkamdan seslendi.

"Siz daha önce geldiniz mi?"

Döndüm.

"Hayır, gelmedim."

deyip dışarı çıktım.

İçimde garip bir sevinç vardı.

Çünkü beni tanımıştı.

Yaklaşık on dakika sonra tekrar içeri girdim.

Bana dikkatlice baktı.

"Sizi bir yerden tanıyor gibiyim ama nereden olduğunu bilemiyorum."

dedi.

Gülümsedim.

"Bir akşam aynı restoranda karşılıklı masalarda yemek yemiştik. O geceden olabilir."

dedim.

Bir an düşündü.

Sonra gözleri parladı.

"A hatırladım..."

dedi.

"Siz o beysiniz."

"Hangi bey?"

diye sordum.

Yüzü hafifçe kızardı.

Ve o an...

Yine gülümsedi.

İşte buydu.

İçeri ilk girdiğimde gördüğüm yorgun yüz değil...

Bana o gece kendini unutturan o gülüştü.

İçimden,

"Size yakışan yüz bu gülüşte gizli."

demek geçti.

Ama sustum.

İçimde ona karşı hissettiğim duyguları bilse ne düşünürdü?

Beni buradan kovar mıydı?

Yoksa korkup uzaklaşır mıydı?

Bilmiyordum.

Zihnimde onlarca soru dolaşıyordu.

Ama ilk defa bir ihtimal vardı.

Mutlaka bir yol vardı.

Sadece o yolu nasıl bulacağımı bilmiyordum.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Mavi gülüşlü kadın Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Mavi gülüşlü kadın yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Mavi Gülüşlü Kadın yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
KeLeBeK EtKiSii
KeLeBeK EtKiSii, @kelebek-etkisii
3.5.2021 11:03:01
10 puan verdi
Aşk her dilde güzeldir de senin kaleminde bambaşka olmuş

devamını bekliyorum
bu serinin
saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL