1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
762
Okunma

İnsan, kendisiyle yüzleşebilen tek varlıktır belki de. Bir kuş dün yaptığı yuvayı sorgulamaz, bir ağaç neden o toprakta büyüdüğünü düşünmez. Fakat insan gece başını yastığa koyduğunda bazen kendi kendine şu soruları sorar: “Doğru mu yaşadım? Daha iyi biri olabilir miydim? Zamanı boşa mı harcadım?” İşte otokritik dediğimiz şey, insanın kendi vicdanı önünde hâkimlik yapabilmesidir.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri, yarını düşünebilmesidir. İnsan yalnız bugünü yaşamaz; geçmişini yanında taşır, geleceğini zihninde kurar. Bu yüzden zaman onun için sıradan bir akış değil, hayatın ta kendisidir. Geçen her gün biraz eksilmek, biraz da hesap vermeye yaklaşmaktır.
Dinler, filozoflar ve düşünürler yüzyıllardır aynı soruların etrafında dolaşır: İnsan neden vardır? Hayatın anlamı nedir? Ölümden sonra ne olacaktır? Verilen cevaplar farklı olsa da ortak bir gerçek var: İnsan, hayatını anlamlı kılma arayışından vazgeçemiyor.
Asıl mesele de burada başlıyor zaten. Nasıl yaşamalı? Neye inanmalı? Neleri doğru, neleri yanlış kabul etmeli? İnsan çoğu zaman tercihleriyle kendini inşa ediyor. Çünkü akıl yalnız düşünmek için değil, doğruyu yanlıştan ayırmak için verilmiş bir nimet gibi duruyor. “Aklımız tercihimiz kadardır” sözü bu yüzden önemlidir.
Bugün dünyaya bakınca insanı şaşırtan şeylerden biri de şudur: Bilgi çağında yaşadığımız söyleniyor ama düşünmeden inanmak, araştırmadan hüküm vermek her zamankinden daha yaygın. Bazıları evrenin tesadüfen oluştuğunu büyük bir kesinlikle savunuyor; bazıları da hayatı yalnız yemek, kazanmak ve tüketmekten ibaret görüyor. Oysa insan biraz durup kendi varlığı üzerine düşündüğünde bile sınırlı ve aciz bir varlık olduğunu fark ediyor. Nefes alışı duran bir bedenin bütün iddiası birkaç dakika içinde sona eriyor.
Belki de gerçek otokritik burada başlıyor: Kendini olduğundan büyük görmemek.
Kur’an’daki şu ayet dikkat çekicidir:
“Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık.”
Mu¨lk Suresi, 10. ayet ext{Mülk Suresi, 10. ayet}Mu¨lk Suresi, 10. ayet
Bu ayetteki vurgu yalnız inanmak değil, düşünmektir aynı zamanda. Demek ki insan aklını kullanmamanın da hesabını verebilir.
Kendimizi tanımak kolay değildir. Çünkü insan başkalarının kusurlarını görmekte usta, kendi kusurlarını görmekte ise çoğu zaman kördür. Oysa insan bazen aynaya yüzüne baktığından daha uzun süre ruhuna bakmalıdır. Kibirlerimizi, bencilliklerimizi, kırdığımız insanları, boşa harcadığımız zamanları düşünmeliyiz. Hayatın en zor muhasebesi insanın kendisiyle yaptığı muhasebedir.
Benim kanaatimce insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik; vicdanını kirletmemek, öğrenmeye açık olmak ve ömrünü faydalı işlerle geçirmeye çalışmaktır. Çünkü bilgi insanı büyütür, merhamet insanı insan yapar.
Hz. Muhammed’in şu tavsiyesi de bu yüzden derin bir hayat dersi gibidir:
“Beş şeyden önce şu beş şeyin kıymetini bilin: İhtiyarlığından önce gençliğin, hastalanmadan önce sıhhatin, fakirliğinden önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölümünden önce hayatın.”
İnsan gençken zamanın hiç bitmeyeceğini sanıyor. Oysa yıllar geçtikçe anlıyor ki hayat uzun değil; sadece dağınık yaşanıyor. Belki de otokritik yapmak, kaybetmeden önce elimizdekilerin değerini fark etmeye çalışmaktır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.