12
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1361
Okunma
Üç kuruşluk menfaat için neleri neleri yitirdik. Vatanın bir köşesinde hiçbir şey düşünmeden hayatını kaybeden garibanların gariban çocukları diğer tarafta neler neler yaşanmakta aklım almıyor.
Öyle çekilmez haldeyiz ki birbirimize tahammül edemiyoruz. Egolarımız oluşturduğumuz eserler bizlere maziyi çabucak unutturdu. Bir olmaktan çıktık , mahalle mahalle sokak sokak ayrıştık. Vatan mücadelesi verirken bile bölündük parçalandık. Vatanı bir bütün korumaktansa herkes mahallesini korumanın mücadelesinde. Kendi mahallemizi muhafaza altına aldıktan sonra gerçek vatanı düşünür olduk.
İyi, güzel, etik, ahlak ve hukuk adına ne varsa unutuldu. Hadi biraz iyi niyetli olayım halının altına süpürülmüş, Ayrışmadan ve bulunduğumuz mevkileri korumak adına iyi, güzel, etik, ahlak ve hukuk gün yüzüne çıkamıyor. Günün birinde çıkar diye umut ediyoruz .
Günler günleri hızlı bir şekilde kovalıyor. Yaşlanıyor muyuz yoksa yaş mı alıyoruz. Bu kavram çatışadursun bildiğim yokuştan aşağıya doğru koşar adımlarla sonsuzluğa doğru gidiyoruz. Dünü bugünü düşünüyorum. Yirmi otuz yıl öncesi ile yirmi otuz yıl sonrası arasındaki değişim o kadar belirgin hale geldi ki anlatmaya kelimeleri, cümleleri bir kenara bıraktım makaleler hatta ve hatta kitaplar yetmiyor .
Esasında değişim güzeldir. Lakin değişim geçmişle yaşadığımız gün arasında bir bağ kurmuşsa güzeldir. Değiştik ancak değişim iyi yönde olmadı maalesef. Kötüye doğru gidişimizde yani bugünlerin oluşumunda geçmişte yaşanan baskılar ve bağnazlıklar mı yoksa başka etkenler mi oldu bilemiyorum. Tabi herkesin kendine göre bir görüşü vardır. Gerçek olan bir şey var ki biz biz olmaktan çıktık. Bireysel yaşıyoruz bireysel düşünüyoruz.
Evet geçmişte de birçok hata yaptık. Bir çok kaybımız oldu. Toplumsal baskı bazılarımız üzerinde o kadar etkili oldu ki yaşadığı günleri hiç yaşamadı. Günah işleyen afaroz edildi. Sövüldü, dövüldü ve öldürüldü. Gücü elinde bulunduranlar gibi düşünmeyenler yaka paça bulunduğu ortamlardan atılarak dışlandı.
Bazılarımız geçmişin prangalarını kırarken bazılarımız da ektikleri yasak meyveleri topluyor. Kim bilir toplum mühendisliği işe yaradı. Çoraklık kurutulmadan suç makinalarını öldürmek günü kurtarmaktan başka bir işe yaramadı. Öldürürken ayrıştık. Ölürken ayrıştık. Çoraklığı kurutmadan günah işleyen binlerce belki de onbinlerce insanımız afaroz edildi. Birileri afaroz ediledursun çoraklık hergün büyüdü ve böyle giderse çokda büyüyecek.
Suni gündemlerle neler neler kaybettik. Depremler oluyor iki gün sonra deprem konuşmuyoruz. İnsanlar ölüyor hemen iki adım ilerimizde ölüme duyarsızlaşıyoruz. Belki de piçleşen duygularımızın kölesi haline geldik bilemiyorum. Onca musibet onca acı varken görüyorum ki insanlar hala duyarsız.
Sahiciliğini kaybetmiş dünyada sanal mutluluklar hepimize öyle çok zevk veriyor ki anlayamıyorum. Peki hayat sosyal medyadan mı ibarettir. Şehit geliyor saygı duymuyoruz paylaşım yapıyoruz. Vatan Millet Sakarya güzel. Paylaş.... Paylaşabildiğin kadar paylaş. Beğeni butonları çöksün, Like aldıkça alalım. Ya sonra? Gerçekler var. Gerçekleri gördüğümüzde far görmüş tavşan gibi öyle kalıyoruz. Zannedersem zamanın dehlizi öyle ya da böyle hepimizi yuttu. Boğuluyoruz hırçın dalgalar arasında. İmdat çığlıklarımızı duyan yok. Bu halimizle toplumsal refleksi alınmış insan yığınlarını andırıyoruz!
Suçluyuz hemde hepimiz. Orta Anadolu’nun tam ortasındaki Ali Veli , Ayşe, Fatma’sı da suçlu, doğunun en ücra yerindeki fırat dayı berfo anası da suçlu, Ege’nin, incisindeki Yeliz’i Merve’si Mert’i de suçlu. Karadenizli de suçlu Akdenizli de... Çünkü bugünlerin bu hale gelmesinde hepimizin payı büyük. Birbirimizi anlamadan sanal dünyada yaşadık karar aldık ve yargıladık. Empati yoksunu bir toplum olarak kalabalıklaşırken büyük yarıklar halinde ayrıştık. Birbirimizi suçlayarak ayrıştırmaya devam ediyoruz.
Bu halde gidersek yani özeleştiri yapmazsak olacakları düşünmek bile istemiyorum. iyi de güzel de etik de ahlak da ve hukuk da başka bahara kalacak....
Saygı ve selamlarımla....