Anası tarlada doğurmuş onu. Doğduğundan üç beş gün sonra o da gitmiş kundaklara sarılarak tarlaya. Ekin yığınlarının gölgesine uyumuş. Sinekler yemiş gözlerini. Acıkmış. Ağlamış. Kimse duymamış. Sonraları yufka arası taze soğan bir de haşlanmış yumurta... Azığı oymuş ancak. Çobanlık yapmış yazılarda. Yetmeyince birkaç parça tarla, ver elini şehir demiş babası. Geçinir gideriz karınca kararınca. Yüklenmiş önden kolla çalışan kamyona yarma, bulgur, un. Bir de birkaç parça eşya. Çuvalların üzerine oturmuş; homurdanarak yola çıkınca kamyon. Köpekleri Alaburun da koşmuş arkalarından: “Beni de alın, koymayın buralarda.” “Sana yer yok orada, ne olur kızma bize Alaburun.” “Anladım demiş, anladım. Ben de kapılanırım bir kapıya. Verirseler artıklarından benim de karnım doyar. Vermezlerse ölürüm aç karnına yazılarda.” Kuyruğunu kıstırmış, umudunu tüketmiş. Geri dönerken Alaburun, gözyaşlarını kamyonun egzos gazına bırakmış.
Babası gece bekçiliğine, O da simitçiliğe soyunmuş,erken kalkmış. Simit satmış kör sabahlarda arkadaşlarına. Sonra da onlarla aynı sınıfta okumuş. Âşık olmuş, haline, yaşına bakmadan bir kıza. Kaç sefer sordum; “Unutabildin mi O nu?” Hep sustu, biliyorum. Yine de susar; bir daha sorsam da...
Ortaokulu bitirdikten sonra; “ Ne olur baba okut beni.” “Nasıl okutayım oğul bir gece bekçisi maaşıyla? Kendine bir iş bul.” Ön ayak olmuş öğretmeni, askeri okula girmiş. Okumuş, hava Astsubayı olmuş. Diz kırmış, İlk maaşını saymış babasının avucuna. “Bitti artık çilemiz, yettim baba.” Sonra: “Mürüvvetini görelim oğul” Evlenmemiş, evlendirilmiş; anasının dizinin dibindeki bir kızla. Ama hiç bitmemiş okuma arzusu. Önce gece lisesi, sonra iki fakülte… O şimdi emekli. Dünyanın en zor işini yapıyor.
Üç çocuğu, dört torunu var. “Zaman nasıl geçiyor?” Diye sorduğumda: “Ne yapayım işte, okuyup yazıyorum" “Peki, memnun musun hayatından?” “Kim memnun ki? Akşama ne kadar var bilmiyorum; BİR ÖMÜR BÖYLE GEÇTİ. ŞİMDİ VAKİT İKİNDİ.”
Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bir videoda izlemiştim. Tam olarak aktaramasam da şöyle diyordu: Her gün 86400 TL banka hesabınıza yatırıldığını ve gün sonunda kullansanız da kullanmasanızda paranın yok olacağını hayal edin. Bu her gün böyle olacak. Her sabah uyandığınızda 86400 TL niz olacak, ne yapardınız? Aslında her gün bize 86400 saniye veriliyor. Her sabah uyandığımızda bu hazine kasaya doluyor. Gün sonunda iyi kullansak da kullanmasak da yok oluyor. Hayatı böyle böyle tüketiyoruz. Kendimiz için yaptıklarımızı yatırım olarak düşünsek ne kadar az ziynetimiz olurdu.
Evet... Sevgili Deniz senin verdiğin rakama göre bir formül çıkardım. 86400 x 365x ?: ? Bu formülün sonucu çok yukarılarda. Ancak orası biliyor. Selam ve sevgiyle...
Mücadele ile geçen sıkıntılar ile geçen bir ömür... Hayat bu geçiyor işte bir şekilde dostlar sevdiklerimiz ve sevenler de olmasa çekilmez olacaktı ki çok seveni var gibi Bedri Abinin. Hayatın içinden dolu dolu bir ömür ve yazı kutluyorum içtenlikle...
Güzel bir dostluk örneği.ve bir bir Türkiye gerçeği..Köyden kente göçün bir başka çileli ömrü.. çoğumuzun atası anası köydendir, çobandır, onlar köyün çilesini, şehrin fakirliğini çekerken bizlere de girdap misali bambaşka çileler kaldı...
Duman dağılır, uyku biter Gün doruklarda güzeldir. Gözyaşı ayrılıklarda Akşam bakışlarında güzel Sen büyük dostluklarda
Duyuyoruz uzak ıpıssız Koca dağların çağrısı Bak işte beyaz karanlık Yücelmiş yüreklerce hür Sularca soyunuk çıplak
Ne varsa ellerimizde yorgun Ne varsa ikiye bölünmüş Bak işte tohum, işte toprak Bak avuçlarındaki ısı Susuyor çaresiz donuk Susuyor kocaman kocaman Dağca taşca insanca
Ve büyüyor uzak özlemli Ağır yekpâre dostluğun.
Bir Dünyevî tarafından 2/18/2020 1:45:32 AM zamanında düzenlenmiştir.
Etse etse Gartal fark eder diye düşünmüştüm. Keşke fark edemese de : "İyi bak ben kime benziyorum." Deyip, havamı atacaktım. Düşündüğüm gibi olmadı. Üzüldüm. Fark ettin. Beni Karl Malden'e benzettin. Sevindim. Gözüne yüreğine sağlık Gartalım...
Sadece aşağıdaki yorumda belirttiğim yazı ve şiirler mi Bedri Tokul'a yazdığımız.
Değil tabii..
Bir kısmı da şunlar.
ADAM GİBİ ADAMA, İNSAN GİBİ İNSANA YAZMIŞIZ..
****
“BİZDEN” İbaret..
.
Bedri Tokul derler adamın hası Bir kel kafa güler yüzden ibaret Ömür boyu adam kalmak davası Dostluğa bakışan gözden ibaret.. - Yaradan adama yetenek vermiş Haseti kibiri kalpten gidermiş Gönlünün içini kâğıda sermiş Bal kaymak dökülen sözden ibaret.. - Minnet etmez üçe aramaz beşi Adam gibi adamlığın güneşi Arasan cihanda bulunmaz eşi İçi dışı aynı özden ibaret.. - Gönül adamıdır saygın bir kişi Hileyle haramla olamaz işi Aile: bir kendi muhterem eşi Evli oğul iki kızdan ibaret.. - Ülke sorununa parmağı banar Ayrılığa gelmez yüreği kanar Dostluk çerağında yanar ha yanar İsten pastan ırak közden ibaret.. - Düşünür bayrağın şeref şanını Sever vatanını verir canını Yurdunun uğruna döker kanını Ata’nın çizdiği izden ibaret.. - Vatan evladıdır Anadolu’da Isparta Amasya ya da Bolu’da Patnos’ta kartaldır şahin Kulu’da Yiğit yüreğinde gizden ibaret.. - İnsan insanlığı kolay bulmuyor Ellerin gönlünde yer de almıyor Ayrımız gayrımız zinhar olmuyor Senlik benlik yoktur “BİZDEN” ibaret.. - Suat Zobu . https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1262807/%E2%80%9Cbizden%E2%80%9D-ibaret--.html --------
Bedri Toku’u Okuyun .
Ben çok kitap okudum. Halen de okuyorum.
Yabancı klasikleri okudum.
Günümüzdeki yabancı yazarlardan pek çok kitap okudum. Stieg Larsson’ın Millennium serisi, Dan Brown tüm kitapları, Suzanne Collins’in Açlık Oyunları ve diğerleri, Ted Dekker’ın Çember serisi dahil başka kitapları, Knut Hamsun, Stephen King, Adam Fawer, vs.’den yüzlerce kitap. Hiç sarmadı. Hep yavan, hep hormonlu geldi. Aklımda kalan hiçbir izleri yok.
Bizden yazarları da okudum.
Fakir Baykurt’un bütün kitaplarını okudum. Köy Göçüren, Kaplumbağalar, Yarım Ekmek, Irazcanın Dirliği, Yılanların Öcü, Kara Ahmet Destanı, Yayla, Onuncu Köy, Tırpan.. Daha pek çokları.. Irazca Kadın, Kezik Kadın, Kır Abbas, Topal Pehlivan, Çopur Osman …. hepsi birer kişilik olarak karşımda durur. Tüm kitaplarının konuları, karakterleri aklımdadır. Ne yazmış adam..
Talip Apaydın’ın bütün kitaplarını okudum. Define, Sarı Traktör, Ortakçılar, Tütün Yorgunu, Yarbükü, Toz Duman İçinde, Vatan Dediler, Köylüler …. Hepsi bizden. Ne yazmış adam..
Kemal Bilbaşar’ın bütün kitaplarını okudum. Zöhre Ninem, Ay Tutulduğu Gece, Başka Olur Ağaların Düğünü vs. Cemo ve Memo’daki masalsı tadı hiçbir yerde bulamadım. Ne yazmış adam..
Abbas Sayar’ın tüm kitaplarını okudum. Dik Bayır, Can Şenliği, Yorganımı Sıkı Sar, El Eli Yur El de Yüzü, Çelo, Yılkı Atı.. Mahmut Makal’ın tüm kitaplarını okudum. Bizim Köy, Memleketin Sahipleri, Anımsı Acımsı.. Ne yazmış adamlar. Bekir Büyükarkın, Orhan Kemal, Cengiz Aytmatov.. Yazmış adamlar.
Yaşar Kemal’de İnce Memed’den öte gidemedim. İnsanı bayan betimlemeleri Kırk Dilim Yokuşu’nu çıkmış gibi. Sarmadı. Kemal Tahir de zorlama.. Gereksiz argo kelimeler ve küfürler.. Hiç köyde yaşamadan köy romanı yazmak..! Olur hee..
**
CAN DOSTUM Bedri Tokul. Onun da kitabı var. Dört Düğme. Ama az sayıda bastırmış. Satışta yok, satışa hiç sunmamış zaten. Birkaç gün önce elinde kalan son iki kitabından birini bana gönderdi sağolsun. Okuyorum, bitmek üzere. Elimden bırakamıyorum.
Daha önce ÖN SÖZ’ünü buraya almıştım. Orada ne diyordu “Üç evlat, dört torundan sonra en kıymetli hazinem bu yazdıklarım. Okuyun beni..” Evet beni dinleyin, Bedri Tokul’u okuyun. “Kitabını bulup okuyamayacağımıza göre nasıl olacak” diyeceksiniz. Buradan, Defterden, Edebiyet Defteri’nden okuyun. Kitaptakilerin hemen hemen tamamı burada var.
Bedri Tokul’u okuyun. Fır Fır Enver, Cumbadaki Sevgili, Dalları Bastı Kiraz, Nuri, İtçi Bekir, Anadolu’dan Bir Kız, Bir Tek Sigara, Deli Abbas, Gara Bakkal.. Neler neler.. Hepsi bizden, hepsi tanıdık simalar. Yazmış adam..
Edebiyat Defteri’ndeki tüm yazılarını baştan sona okuyun. Fakir Baykurt’un sadeliğini, net ve kısa cümlelerle anlatımını, Talip Apaydın’ın akıcılığını, Kemal Bilbaşar’ın masalsı tadını, Abbas Sayar’ın, Mahmut Makal’ın bizdenliğini bulacaksınız.
İki gün önce kuşluk vakti telefonum çaldı. Arayan can dostum, kel’im, Ağabeyim Bedri Tokul’du. Ev adresimi istedi. Koca Kurt’un herhalde bir düşündüğü var dedim. Verdim adresi.
Bu sabah gene kuşluk vakti falan sitemizin güvenliğinden aradılar “PTT kargon var” diye. Kargodan bir kitap çıktı. İsmi “DÖRT DÜĞME”, yazarı Bedri Tokul. İmzalı. Hazine değerinde.
Çocuklar gibi nasıl sevindim, nasıl sevindim anlatamam. Gözlerim doldu, boğazım düğümlendi.. Hep sen mi duygulanacak, ağlamaklı olacaksın CAN DOST. Ne kadar teşekkür etsem azdır..
Başladım okumaya.. BALDAN DAMLALAR..
Ne demişler kısmı var. Yenge demiş ki:
EŞİM: Geçersin bilgisayarın başına; ne yazarsın bilmem. Bildiğim bir şey var. Sen beni seversin. O da bana yeter zaten.. (Şu arılığa, şu duruluğa bakar mısınız? Anadolu insanımız bu işte..)
PC ‘Cİ OSMAN: Ben olmasaydım sen bu kitabı zor ortaya çıkarırdın. Ama hakkım sana helal olsun Bedri amcacığım.
Kitabın girişindeki ÖN SÖZ yazısını buraya almak istiyorum (o bile müthiş güzellikte):
ÖN SÖZ
Öğretmenim yanına çağırdı:
“Bu Yaşar Kemal’in –İnce Memed- romanı. Bunu oku. Ne anladıysan yaz getir.”
Derslerimi bitirdikten sonra okuyordum. Çok gece ışık söndürülüp yatıldıktan sonra da, evimizin penceresinden sızan sokak lambasının ışığında okumaya devam ettim. Bitirdim.
Ne anladığımı yazdım:
“Neden İnce Memed Abdi Ağayı öldüremedi ki? Neden Abdi Ağa var?
Neden Abdi Ağalar var?”
Öğretmenim:
“Başka şeyler oku. Okumaya devam et. Okuduklarını bana anlat:
Anlattım.
“Hazreti Ali’nin KAN KALESİ CENGİ ni okudum. Babam dedeme okuyormuş. Evde başka kitap yok ki öğretmenim” Güldü.
Kitaplar verdi.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın; OTUZ BEŞ YAŞ,
Necip Fazıl Kısakürek’in; SAKARYA TÜRKÜSÜ,
Faruk Nafiz Çamlıbel’in; HAN DUVARLARI şiirlerini ezberletti bana.”
“Şimdi de yazacaksın. Ne istiyorsan yaz.
Hayat bu nelere alışmadık ki?
Gama, kaygıya kedere Yalın ayak, beş parasız gezmeye İşin en kötüsü de sevip de sevilmemeye
Güldü:
“Sen aşıksın oğlum. Daha çok erken. Ama aşk bu. Ne zaman, nasıl geleceği belli olmaz. Gelince de kimini mecnun eder, dağlara salar. Kimini lal eder, dilini kurutur. Kiminin de elinden tutar. Dört mevsimi yaz eder.”
Okul bitti.
İmtihanını kazandığım okula başladım. (O zaman-sınav- kelimesi de yoktu.)
Mezun oldum. Geldim. Öğretmenimin elini öptüm.
Sevindi.
“Artık ekmeğimi buldum diye, okumayı, yazmayıbırakma. Yüksekleri de oku.”
Dediğini de yaptım.
Yıllar sonra iki fakülteden aldığım diplomalarım elimde, Öğretmenime koştum. Ölmüştü.
Sahiller, ormanlar, çay bahçeleri, benim için kitapçılardı artık.
Okumak ekmekti, suydu.
Maaşımın dişe dokunur bir bölümüyle kitap alıyordum. Yazmak mı?
O öğretmenimin emriydi:
Duygulandım. Duyguları yazdım. Dinledim dinlediklerimi yazdım. Güldüm. Gülmeleri yazdım. Ağladım. Ağlamaları yazdım. Sevdim. Sevmeleri yazdım. Hayaller kurdum. Yaşanmış gibi yazdım. Ve… en önemlisi de yaşadıklarımı yazdım.
Yazdıklarım benim birer evladım. Yüreğimin sesi, gözümün nuru, kalemimin izi”
Günlerden bir gün, o günün yirmi dört saatinden her hangi bir saat. O saatin her hangi bir dakikası. Verilen nefes, bir daha alınamayacak…
Üç evlat, dört torundan sonra en kıymetli hazinem bu yazdıklarım. Okuyun beni…
Saygılarımla.
Bedri Tokul ** Okuyacağız elbet.. Sen yaz yeter ki.. Elinden ve kelinden öpüyorum CAN DOSTUM, AĞABEYİM..
Vay sene gurban. Vay senin gaşın gözün, başın yüzün, inci dişin, gara bıyıklarına heyran.. Vay sen hoş gelmişsen, vay sen sefa gelmişsen. Vay senin geldiğin yollarına gurban. Vay seni verene, vay seni yaradene gurban.. Vay senin baba yüregin dert görmeye, vay senin dokkuz köyde de yüzün ak pak ola. Vay sene onuncu köy de gurban ola.. Vay senin kel kafandan öpem, vay senin gülen gözlerinden, ay gibin parlak yüzlerinden öpem.. Vay benim babacanım vay benim can dostum gurbanım. Vay senin yüzüne keder, gözüne çappak ilişmesin.. Vay seni yaradene şükürler olsun, vay seni bene dost edene gurban olayım. Vay senin ellerinden öpeyim. Vay senin ayagına gırmızı halılar serem. Vay sene gır çiçekleri derem, ağabeyim deyip bayramda seyranda ellerine verem. Vay sene gurban..
Vay senin sırtını dayadığın gara dağların yıkılmasın Gölgesine oturduğun goca ağaçların kesilmesin Gümrah akan ırmaklarının suyu gurumasın Vay senin golun ganedin gırılmasın Yüce Mevla seni namerde muhtaç etmesin Goşarken ak boz atın sürçmesin Vay senin çaldığında gara polat öz gılıcın kertilmesin Dürtüşürken ala kargın ufalanmasın Ak sakallı babanın yeri cennet olsun Ak saçlı ananın yeri uçmak olsun Allah’ın verdiği umudun gırılmasın Birliğiniz, dirliğiniz bozulmasın Dualarınız kabul, ibadetleriniz makbul olsun inşallah Âmin diyenler didar görsün.
Vay sen hüzünlenme, vay sen gamlanma.. Sen hüzünlenen de gaşını eğende, kirpiklerin nemlenen de, yüzün yere değende.. Bizler de üzülürük bilesin gocca herif.
Yahu Suat ne yaptın böyle... Tamam takvime baktım. İkindiyle akşamın arası 50 yılmış. Şiirlerini okuyunca öğrendim şimdi. Ne diyor Ahmet Arif? "VURUN ULAN VURUN BEN KOLAY ÖLMEM" Ben de ölmekten vaz geçtim. Böyle dostlarım varken...
Seviyorum seni... Dünya kadar değil galaksi kadarrr...
Anası tarlada ekin yığınlarının arasında bizim ağabeyimiz olsun diye büyütmüş.
Bir BEDRİ TOKUL demişiz şiirler yazmışız:
Bir Bedri Tokul..
:- Adamın has’ıdır tanırım onu Diliyle farklıdır bir Bedri Tokul.. Laf olsun diyerek söylemem bunu Hali’yle farklıdır bir Bedri Tokul.. - Kişi elbet hasletiyle övülür Sözleri dinlenir kendi sevilir Ariftir mecliste yerini bilir Yoluyla farklıdır bir Bedri Tokul.. - Bir çelik irade güzellik huyu Haktan adaletten verilmiş suyu Türkün has evladı asildir soyu Bel’iyle * farklıdır bir Bedri Tokul.. - Suratını assan güler yüz gelir Ona bir adım at sana yüz gelir Dolambaçlı gelmez ok’tur düz gelir Seliyle farklıdır bir Bedri Tokul.. - Üzmesin kimseler beyler adamlar Görmesin kederler bulmasın gamlar Dilinden yüzünden kalemden damlar Balıyla farklıdır bir Bedri Tokul.. - Vatanını sever yarını görür Şaşmaz Atatürk’ün yolundan yürür Manevi âlemden devşirir verir Gülüyle farklıdır bir Bedri Tokul.. - İyiliğin kumaşından abası İnsanlıktır onun bütün çabası Fakirin yoksulun umut babası Dalıyla farklıdır bir Bedri Tokul.. - İnsanlar iyiye minnet ederler Adamın hasına saygı güderler Veren el alandan üstündür derler Eliyle farklıdır bir Bedri Tokul.. - Takılırım ona şaka söylerim Yaşlandın Koca Kurt yoruldun derim Elinden kelinden çokça öperim Keliyle farklıdır bir Bedri Tokul.. - SELAM OLSUN.. - Suat Zobu - * Bel: İskilip yöresinde soy, köken anlamına gelmektedir. ----//--
DOSTLARDAN
Benim için o bir DOST’dur Gitmesem de görmesem de O DOST Suat Zobu’dur Benim o hep yüreğimde - Ölümse korkunun adı gerek yok eyvallaha Can cana muhtaç bütün canlar ALLAHA Olabildiysen insan esirgeme canını Dostluk en güzeli boş ver dünya malını ...... Bedri Tokul / Teşekkürler öptüm kelinden
.
Bundan sonra yazmayacağım demiş naza çekmiş kendini, şiir yazmışız:
Yaz Bedri Tokul
Şiirin hikayesi
Sevgili Ağabeyim, Can Dostum Bedri Tokul "Seçimden Sonra" isimli yazısında belki artık yazamam diyor.
Aman sevgili dost bizleri mahrum bırakma..
Selamlar..
Bilirim hastasın biraz da yaşlı :) Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. İçimizde sensin akıllı başlı Senin yazıların bizlere okul Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Ülkemize bahar gelmiş duydun mu Yazmanı özleriz bilmem aydın mı Artık usandın mı yoksa doydun mu Elbette üstündür akıldan akıl Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Sağlığın elvermez içinden gelmez Bilirim sorun var kimseler bilmez Dışın belli etmez için de gülmez N’olur bizim için yanıl ve yakıl Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Bir merhaba deyip bir de selam ver Bu yeter bizlere özlemin gider Bir “öhhö” deyişin de mutlu eder Kocaman olmasın yaz küçük çakıl Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Babacan gülüşün baba duruşun Unutulmaz on ikiden vuruşun Tatlı fikirlerin müspet görüşün Şiirle haber ver yazıyla sokul Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Kafan kel olsa da severiz seni :) Severiz sürekli överiz seni Gelmezsen söz ile “DÖVERİZ” seni Yaz birikimini ortaya dökül Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Sen var ya sen yüreğinde güzelsin Adamın dibisin müthiş özelsin Dilerim sağlığın artık düzelsin Fazla uzak durma buraya takıl Yazamam ne demek yaz Bedri Tokul.. - Sağlıklı günler dilerim ağabeyim, selamlar..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.