7
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1084
Okunma

Gel gardaş okuldan tanıyorum seni. Okumayı, yazmayı sevdiğini biliyorum. Bir site var ben oranın üyesiyim. Sen de üye ol.”
Oldum.
Ufaktan ufaktan başladım yazmaya. Hani gece on ikiden sonra günün yazısı seçiliyor ya, ellerim yanaklarımda, çok kez gece onda tünedim ekranın başına, on ikiyi bekledim.
Bir gün yazım günün yazısı seçildi. Bende bir heyecan, bir coşku. “Yazar oldum ben” dedim, sevindim. Yengeç gibi yan yan yürüdüm.
Aradan yıllar geçti. Kalem dostlarım oldu. Bazılarının da dostu oldum. Bazen estim gürledim. Yönetimi tenkit ettim. Ama hep buranın bizler için bir edebiyat ailesi olduğuna inandım.
Yıllar önce birisiyle kalemlerimiz çakıştı. O benim yazılarımı sevdi. Ben de onun. Yazınca mizahı güzel yazıyordu. Tarih hocasıydı. Okunuyordu da.
Gün geçti. Devran döndü. Hani biraz palazlandı ya;
Bundan üç gün önce;( daha önceden de yaptığı gibi) yine bir ATATÜRK türküsü tutturdu. Sesi çatlak. Notalar bozuk. Güfte hakaret.
Sinsice ATATÜRK’ün adını anıp, O na zımnen hakaret etmeye devam etti. Ben sustum. Dişlerimi gıcırdattım Ama susmayanlar da vardı.
Sitede bir gerginlik, karşılıklı yorumlar. Bazıları da onun şakşakcıları…
Bu site gerçekten bir edebiyat sitesidir. Zaten kuralları da öyle.
Burada; şiirler yazılır, kuşlar öter ağaçlarda. Şelaleler akar kendine has nağmeleriyle. Aşklar, özlemler anlatılır. Anılar, öyküler, makaleler yazılır. Bazen güler, bazen hüzünlenir, bazen düşünür kalırız elimiz şakaklarımızda.
“Madem kurallar böyle, Yönetim nerede?”
Sorunun muhatabı ben değilim. Ancak şöyle de bir şey var;
Beyinlerde fikirler, dillerde sinsice sözler.
Meydanı boş zannedip de konuşuyorsa iblisler
Fikirlerine bu düşmanlık devam ederse böyle
Dün de el eleydi ATATÜRK’cüler bu gün de el ele...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.