Sarhoşluk kusur yaratmaz, kusurları açığa vurur. seneca
serdal şahiner - alanya
serdal şahiner - alanya

ölümün kıyısı

Yorum

ölümün kıyısı

1

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

461

Okunma

ölümün kıyısı

Hani gitmek istersiniz ötelere kaçmanız lazımdır artık bu öldüresi tek düzelikten yapay kavgalarından zamanın. Sakallı cüppeli yalanlardan .
Tüm devrimler cici çocuk değildir biliyoruz. koşar adım özgürlüğü törpüleyen bir cenderede olabiliyor değişkenlik. Bir kadın sarkık memeli bir yalana inanıyor. Kovuyor yüreğindeki tüm dişilikleri saklanıyor.
Devrimler aslında kadınların hükümdarlığında başarılır. Çocuklar anneleri sever biliriz.
Birgün bahar gelecek bu memlekete belki biz göçmüş oluruz .




Bombalar atılıyor kalabalıklar canhıraç bir karanlıkta !
Emperyalizim burdayım diyor. Bu sömürgen böceklere karşı olmak iyide cehalete mahkum olmak hoş olmazsa gerek.
Yine füzeler atılıyor yine söylevleri koşuyor cehaletin. Kadınlar bu gecelerde sevişmiyor. Yasaklanıyor çiçekleri kış günlerinin. Belki niçin öldüklerini bilmeyen kelebekler farklı yaşıyorlardır ölüm sonraları. Bir şairler biliyor bunu birde yıldızları gökyüzünün kadın memeleri gibi çekicidir hayat. İstemem sabah olmasın ölümüm. O günü yaşamalıyım ben, pazara gidip birşeyler almalıyım. Sonra nasılsın demeliyim özgürlüğüme. Polis aracına selam veren bir kedi gibi ürkek ve hevesli. Şiirler okumalıyım kadınıma.

Bu kış soğuk geçiyor. Biliyorum sende yoksun turanç bir resim duvarda asılı şöyle para etmeyen bir resim. Çekici ve sempatik .bir ışık saçıyor resimdeki mum. Bir kadın gülümsüyor yanlızlıgıma.
Sarıldı ve öpmek istedi tüm yanlışlarıma defol git der gibi. Gülümsedi. Bir sevindimki sormayın yağmurlarında ıslandım aşkın hastalandım.

Öylesine ilginç bir durumduki ölüme hazırım dedi . o anlı şanlı unvanlı hekimlerin yetmezlik içinde olduğu bir dönemin yolcusuydu. İlkez o zaman gördü ‘palyatif bakım ‘ ünitlerini o bir sanatçı titizliğinde kendini hazırladı ölüme.
O gün yoğun bakım servisinde makinelere bağlı yatarken kızının ellerini tuttuğunu hissetti .aglamaya başladı . hazırdı ölüme ama geride bıraktıklarının yaşayamadıklarının mahzunluğu bu yıkık bedeninde hüznü öne çıkarmıştı. Kendisini tedavi etmeye çalışan ama elinden hiçbir şey gelmeyen doktoru yanında demir karyolasının ayak ucunda sadece onu izliyordu. Kızı dışarı çıkartılar .yarım saati geçmemiştiki doktor yanlarında geldi gözlerini kaçırtan bir yetmezliğin içinde suçlu bir çocuk gibiydi. ‘Anneni kaybettik’ !
Ölüme böylesi bilinçle merhaba diyen çok az insan vardır .Bir meçhuliyete vakurla uçmayı beklemek bunu kabullenmek .aglaşarak bekleme salonun sandalyelerine yığıldı. Yaşam yitirdiklerimizin hasretinden başka ne ola bilirdiki !

Kimselerin konuşmadığı sözcükleri bulmalıyız ancak o zaman ilerler ruhumuzdaki yılkı atları nalları ozazan toz toprağa karışır zamanı aşarız. Tanrı biliyor kendi hükümdarlığını biz çaresizliğimizden bihaber yaşamaya çalışıyoruz.
Sanki şurada şu masanın arkasındaki döşemesi solmuş tahta sandalyede oturmuş beni izliyor. Çaresizliğimi ondan saklamanın telaşındayım. Vakitsiz ölüm tanımış ansızın yüreği dağlanmış yüksek dağlarda kaybolmuş çobanlar gibi yıkık bir ömrün paçavralarına sarılmışım.

Herkes yatarken o uyanıyordu. Sonra düşündü evliliğini çocuklarını buğday taneleri gibi dağınık özlemlerini . Onları artık toplayıp bir yerlere kaçacak gücü kalmamıştı. Hiç konuşturtmuyordu onu cehaletin kara çalısı.

Niçin böylesi zorlanıyordu bu yolculukta yanlış ata oynamış kumarbazlar gibi yılgın ve yolunmuştu. Sokakta kendi varlıklarından habersiz insanların yaşadığı o şehirde ömrünün kırkyılını geçrtmiş olsada hep yabancıyddı. Kendi evinde oturduğu deniz kenarındaki parkın çiçeklerinde. Yağan yağmurda herşeyde bir ötelemenin ağrısını yaşıyordu ruhu.

Soğuk bir kışı yaşıyoruz ikibinyirminin aralığında. Karşıda Torosların arkalarına kar yagmışdiyor-lar. Ayaz güneşin ışıklarını anlamsızlaştırmış. Tıpkı peşinde koşar göründüklerimizin anlamsızlığı gibi.
Bu sabah diğer sabahlardan farksız yine yoksun yine yalnız içiyorum çayı.











Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ölümün kıyısı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ölümün kıyısı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ölümün kıyısı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Den(iz)
Den(iz), @den-iz
9.1.2020 13:59:14
Günlük sayfası gibi. Samimi, sevdim ben.

Sevgilerimle...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL