Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy

İNSANLIĞA MEKTUP...

Yorum

İNSANLIĞA MEKTUP...

3

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

910

Okunma

İNSANLIĞA MEKTUP...

İNSANLIĞA MEKTUP...


Kükreyen iç sesin yalnız ve ölçüsüz hüznünde, anlatmaktan yorgun düştüklerimiz…

Yol yakın ya da uzak belki de anlam atfettiğimiz anlamsızlığın iç bükey acıları.

Zaman kirli bir tabaka bırakıyor her gidişinin ardından ve sadece hayata ve zamana yükleniyoruz.

Hangi gölgeyi sahiplenebilir ki insan ve büyüklerimizin hep dediği gibi: insan eti ağırdır.

Boyutsuz bir maruzat:

Neden?

Neyden ileri geldiğini bilmediğimiz geniş ölçekli bir nefret dalgası ve huzursuz bünyeler.

Korunaklı olsa keşke her birimizin dünyası ve koruyucu imgeler gibi her gün başı yaptığımızda korunsak… elbette tek sahibimiz sadece O ve ilk koruyucumuz O iken…

Elbette dinleyip asla şikâyet etmeyen ve bizden elini çekmeyen de…

Göçük ertesi varlığın iz düşümü şekil A’da yordadığım; şekil B’de sebep-sonuç ilişkisi aradığım ve şekil C’de olduğu gibi hiçliğin resmi.

Bir resim.

Bir miat.

Bir milat.

Bir çöküş.

Anlaşılma güdüsünden arda kalan yine o mahcup ve mazlum fıtrat.

Sebepli sebepsiz sevmek için at koştururken kimi insan… ve arda kalan diğer çoğunluk?

Adı üstünde: tekil varlığımız ve üçüncü çoğul şahısların bizden götürdükleri.

Detaylar boğarken insanı ve genelinde resmin hala eksik kalan parçalar.

Bir anne yüreğinde nasıl konuşlu ise yine aynı beklenti ile hizmet verdiğimiz sevginin geri dönüşümü yok iken.

Yine de sevgiyi maruzat belleyip sığınmak sadece sığamamak yere göğe ve tepkisizliğin iz düşümünde yüksek voltajlı bir akım.

Varlığın yoklukla kıyası.

Varlığın hiçliğe tekabül ettiği aslında her birimiz eşit ve yalın iken genel kabul görmüş kurallar çerçevesinde her nedense kendimizi üstün görmek diğerlerinden.

Diğerleri… bazal metabolizmanın çalışma hızına ivme kazandıran hüznün sebebiyet verdiği dışlanmışlık hissi oysaki sevdiklerimiz iken bize yetmesi gereken ve bizim yetemediğimiz inancı ile yaşanan tükenmişlik sendromu.

Sayısız teori.

Psikolojik düzlemde: kaygı-durum bozukluğu.

Sosyolojik anlamda soyutlanma gerçeği.

Ve dini bütün bir insan tarafınca anlaşılmak istemi ile Yaratandan dolayı yaratılmış tüm canlıları sevme ihtiyacı.

Sevmek mi bir ihtiyaç yoksa sevilip el üstünde tutulmak mı?

Elbette günümüz dünyasında hangi paradoks bunu gerçeğe dönüştürebilir ki?

Sevmek… boyutsuz bir farkındalık.

Sevilme ihtiyacı… göreceli bir yoksunluk ve asla emin olamadığımız.

Bir gök gürültüsünden korkup yağmurdan kaçmak gibi sevmek ve yaşama sevinci ve her şeyi çürüten tek bir teori: ölüm gerçeği.

Ansızın hâsıl olan bu kaygı düzeyi ne kadar yüksek bir eşikte kişiye yansıyor ve kişi de bunu yansıtıyorsa görünen o ki; siz çoktan mutlu olma hakkını yitirdiniz.

Soluduğumuz havadaki ölüm denen neşriyatın eşliğinde ölmekten mi korkmak en kötüsü sevdiğimiz insanları kaybetme korkusu mu ağır basan?

Hele ki ölümle yüzleşmişseniz.

Belki de sevgisizlik yine mahkûm kılındığımız ölüm kadar can yakan.

Hangi gölgedir aşkı reşit kılan?

Hangi yürektir sadece kendisi için atan?

Atıp tuttuklarımız ve alttan alıp sustuklarımız.

Caydırıcı bir etmek yine yaşama sevincinize kök söktüren.

Ölümü düşünmek en azından bunu gerçek manada yaşamak ve yaşama ihtimalini yüreğinin kuytularında barındırmak.

Çok yaşa!

Mademki hapşırdık ve önerilen bu… ya iç sesiniz size çabuk öl, diyorsa.

Bu da yetmezmiş gibi sevdikleriniz iken yokluklarını aklınıza bile getirmek istemediğiniz…

Genelde bir çöküş.

Mücadele.

Yaftalan kimliğiniz üstelik belirsiz bir istikamette siz sevgi gibi muteber bir duyguyu dillendirirken aşka hizmet eden evrenin bekçilerine karşı gelip nefreti soluyorsa çoğunluk.

Gerekli gereksiz koşuşturduğunuz ve bile bile lades dediğiniz.

Sabır ve metanet.

Akabinde gününüzü bile güzel değerlendirip beterinden korunmak adına dualarınızı eksik etmediğiniz.

Kaybolmuşluğun faturası da sadece size kesiliyorsa oysaki siz hiçbir şeyinizi ve vasfınızı kaybetmemişken.

Makamlarca şarkı.

Şarkılarca çalınan hüzün.

Hüzün tarafından tırtıklanan benliğiniz.

Benliğiniz yüzünden çıkmaza girdiğiniz.

Aslında çıkmazın ölçüt olduğu bir yörüngede kaybolmayı son sürat becerirken…

Kelam ya da kimlik; sevgi ve hoş görü ve özeliniz.

Bazen bir alışkanlık bazen bir rutin bazense gözünüz görmeden hiçbir şeyi sadece umuda yolculuk yaparken…

Umudun diğer adı mı?

Yarına bir isim koyarsak belki…

İsmi olmayan bir duyguya rast gelip aslında kendimizi tanımlarken.

Kendimiz başkaları tarafından tanımlanırken…

Ama en önemlisi değil mi insanın kendini bilmesi ve yine Yaradan nezdinde bilinmesi.

Saydamsanız.

Saygılıysanız.

Zararsız bir fani iseniz…

Ve tüm zararınız kendinize sadece bir şarkıyı mırıldanmak iken en büyük isteğiniz hatta ve hatta basit bir nakarat sadece sizin ve O’nun arasında…

Sanırım adına yaşama sevinci diyorlar üstelik defalarca çalınmışken ama siz sadece yüreğinizin şarkısını çalarken…



Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İnsanlığa mektup... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İnsanlığa mektup... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İNSANLIĞA MEKTUP... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
ZEYBEK HOCA
ZEYBEK HOCA, @zeybekhoca
7.11.2018 21:48:41
10 puan verdi
Çöküş, evet...
Hemen her manada, her alanda, her boydan, renkten insanda!
Dünya böyle...
Görmeyiz umarım, kıyameti!

Sevmek gerek..
Sevilmeyi beklemek abesle iştigal artık...

Tebrikler Gülüm Hanım.
engincan
engincan, @engincan1
7.11.2018 18:58:49
tebrikler
Yusufmansiz
Yusufmansiz, @yusufmansiz1
7.11.2018 16:32:50
Ölüm başlangıçtır yeni hayatın, dirilmedir, filiz gibi, aslında ölmek yaşamaktır! İnananlar için. bu dünya ölmüş şu an rüyadayız yakında gerçekte uyanınca anlayacağız!.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL