48
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
5237
Okunma

Aşağıdaki yazı farklı adlar altında,değişik sitelerde benim tarafımdan yayımlanmıştır.Buraya asmamın tek sebebi var olan olguyu bilmeyenler için gözler önüne sermek,bilen kardeşlerimize ise tekrardan hatırlatmaktır.Bu bağlamda bu yaz ile birlikte Türkiye’de ki misyonerlik faaliyetklerini ve bu faaliyetlere paralel olarak sürdürülen diyalog faaliyetlerini ele alacağız ve anlatmağa çalışacağız.OKUYAN DOSTLARDAN MUHAKKAK AMA MUHAKKAK,HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BU KONU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİ YAZMALARINI RİCA EDERİ.Ben şimdiden teşekkür ederim...
Geçtiğimiz günlerde sitemizde yazmış olduğum ‘Le Birand’ başlıklı yazımda Fethullah Gülen ve Nur Cemaati hakkında ağır ithamlarda bulunduğumu ve söz konusu kesimleri haksız yere suçladığımı söyleyen birkaç yazı ve elektronik posta aldım.Doğrusunu söylemem gerekirse bu beni hem sevindirdi hem de üzdü.Sevindim;çünkü yazılarım birilerinin kafasında Acaba! sorusunun uyanmasına vesile olduğu gerçeğini anladım.Üzüldüm;çünkü haksız olduğumu savunan kişiler neden haksız olduğumu yazmadılar.Haksızlığıma delil sunmadılar.Neyse,ben bu gün size Gülen tarafından yazılan ve papaya gönderilen mektubu yazacağım.Satır aralarına nasıl pislikler sıkıştırdığını da deşifre edeceğim.Söylemek istediğini işte bu şekilde satır arasına gizleyip kardinallere nasıl yılıştığını anlatacağım.Şunu da belirtmem gerek ki bu mektup Gülen’in kanalı olan Samanyolu Tv’de,Zaman gazetesinde ve yine Gülen’e ait olan Aksiyon dergisinde 10 ve 11 Şubat 1998 tarihlerinde yayımlandı.Yani eğer kaynağın yanlış olduğu tezini savunabilecek bir kişi varsa bence hiç denemesin.Neyse mektuba geçelim.
‘Pek kıymetli Papa Cenapları,
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanılabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik.Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.’
Mektubun giriş paragrafı böyle.Gülen daha ilk paragrafında papaya nasıl hürmet ettiğini ve nasıl ağzının içine baktığını kendi cümleleriyle yazıyor.Oysa Hz. Muhammed dönemin Roma padişahına nasıl seslendiğini unutmayalım.Geçelim ikinci paragrafa.
‘Papa 6.Paul tarafından başlatılan ve devam ettirilmekte olan Dinler Arası Diyalog için papalık konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz.Bu misyonun tahakkuk edişini görmeği arzu ediyoruz.En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle,bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.’
Paragraftan anladığımız gibi diyalog papa tarafından başlatılmış ve devam ettirilmekte olan bir projedir.Aynı zamanda bu projeyi papa 2000 yılında Vatikan’dan verdiği milenyum mesajında şöyle nitelemektedir:’Birinci bin yılda Avrupa’yı Hristiyanlaştırdık,ikinci bin yılda Afrika’yı Hristiyanlaştırdık,üçüncü bin yılda hedef Ortadoğu ve Asya’dır.Dinler Arası Diyalog bu süreçte en büyük silahımızdır.’demektedir.Şimdi size bu bilgiler ışığında şunu soruyorum:1400 yıllık İslam tarihinde Müslümanlar Hristiyanların düzenlediği hangi organizasyonda kar elde etti?Bu haçlı değil mi ki tarihimizde bize 8 haçlı savaşı açan?Kudüs sokaklarını bu haçlı zihniyeti kana bulamadı mı?Kadın,çoluk,çocuk yaşlı,genç demeden kıyımdan geçen bu zihniyet değil miydi?O zihniyeti geri püskürten Selahattin Eyyubi Hristiyan kesime bu kesim gibi mi yaklaştı?Şimdi hangi haklı gerekçe ile yine onların düzenlediği ‘Modern Haçlı Savaşı’na bir Müslüman(!) olarak Gülen yer almak istemekte?Bunun taktirini sizlere bırakıyor ve mektubun sonraki paragrafına geçiyorum.
‘İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanılacak olan Müslümanlardır.Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlaşılmanın büyük ölçüde azalmasına katkı sağlayabilir.Müslüman dünyası,İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog sürecini bağrına basacaktır.’
Şu paragraftaki pislik kokan cümlelere bakar mısınız?İslam’ın asırlar boyu yanlış anlaşıldığını ve bunda en büyük suçlunun da yine bizler olduğunu yani Müslümanlar olduğunu söylemekte.Bu gafil ya ağzından çıkanın ne demek olduğunu anlamıyor ya da gerçekten başta Müslümanlar olmak üzere bu vatana bile bile çamur atıyor.Yine sizlere soruyorum:
-Filistin’de bombalanan evlerin altında kalan kundaktaki bebeler mi bu yanlış anlaşılmanın sorumlusu yoksa İsrail ordusuna kuş sapanı ile taş atan tüyü bitmemiş çocukların üzerine bir orduyu devirecek kadar mermi sıkan İsrail mi?
-Irak’ta namusları kirletilen bacılarımız,analarımız kardeşlerimiz mi suçlu yoksa onları demirlere bağlayıp tecavüz eden,içlerinin pisliği yüzlerine vuran Amerika’nın,İngiltere’nin pis conilerinde mi?
-Yine Filistin’de açlıktan ölen çocuklar mı suçlu yoksa Filistin’in etrafını tecrit duvarı ile çeviren onlara başta Türkiye’den gelen yardımlar olmak üzere diğer Müslüman alemlerden gelen yardımları ulaştırmayan İsrail mi?
-Filistin’de o ufacık bedenine tam 12 kurşun sıkılarak şehit edilen 6 yaşındaki çocuk mu suçlu bu dinin yanlış anlaşılmasında?
-Kamboçya’da diri diri gömüldükleri anlaşılan Müslüman baba ve oğlu mu suçlu bu dinin yanlış anlaşılmasında?
-Irak’ta kafasına çuval geçirilen şanlı ordumuzun şanlı şerefli Mehmetçiği mi suçlu yoksa ‘Amerikalı askerlerin sağ salim evlerine dönmesi için dua ediyorum.’diyen ve hala bizi yöneten gittiği yerde adeta kokarca gibi pis pis kokular yayan bu ülkenin başbakanı mı suçlu?
-Afganistan’da tam sekiz gün yemek ve su verilmeyerek ölüme terk edilen dindaşlarımız mı suçlu?
-Ebu Gureyp hapishanesinde cinsel istismarla aşağılanan ve sonrada köpeklere yem edilen Müslümanlar mı bu dinin yanlış anlaşılmasına neden oldu?
-8-10 yaşlarında taptaze bedenlerinden böbrekleri,dalakları,ciğerleri vesair diğer organları çalınan çocuklar mı yoksa bu yanlış anlaşılmaya sebep?
-Almanya’da geçtiğimiz günlerde yakılan 9 Türk ve Müslüman aile mi suçlu yoksa?
-Dağlı Karabağ’da ve Hocalı’da gözleri çıkarılarak şehit edilen çocuklar mı,kafa derileri yüzülerek öldürülenler mi,göğüsleri kesilip acı çektirilerek öldürülenler mi suçlu?
-Yoksa suçlu onlar gibi dini kullanarak sahte göz yaşı dökerek insanları aldatanlarda mı?
-Eğer bunlar sebep değilse nedir biz Müslümanları haçlı karşısında suçlu duruma düşüren?
Sizdeki haçlı önünde eğilme,ona kul köle olma merakı nedir?Neden onların insanlık dışı yaşamlarının bir parçası olmak istemektesiniz?Bu millet ve bu Müslüman alemi vallahi billahi sizi affetmeyecek.Mezarlarınıza nur yerine tükürük yağacak.Dua yerine beddua alacaksınız.Allah’ımdan dilerim ki yerküre üzerinde ağlayan Müslüman bebelerin,sabilerin,sübyanların aşkına;ırzına geçilmiş tüm Müslüman analarının,kızlarının aşkına,yetim bırakılan çocukların,söndürülen ocakların aşkına,kimyasal gaz ile zehirlenen talihsiz insanların,şehitlerin aşkına,Allah’ın aşkına siz ve sizin gibi olanları cehennemin o en kuytu derinliklerine ta yedi kat dibine ateşin en kor olduğu çukura atsın diyerek sonraki paragrafa geçiyorum.
‘Beşeriyet çelişen görüşler ortaya koyduğu gerekçesiyle,zaman zaman bilim adına dini,din adına da bilimi inkar etmiştir.Bilginin tamamı Allah’a aittir ve din Allah’tandır.O halde bu ikisi nasıl çelişebilir?İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmağa yönelik,Dinler Arası Diyalog’a yönelik ortak gayelerimiz çok iş görebilir.Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hristiyan mezheplerinin liderleri ile diyalok içinde olduk.Bu naciz gayretlerin boşa çıkmadığınız acizane ifade etmek isteriz.Amacımız bu üç büyük dinin insanları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir.Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi,isterseniz bariyerler gibi deyin,karşı durabiliriz.’
Bu satırları kaleme alan Gülen’e sormak isterim;madem üç büyük(!) dinin mensupları arasında sadece hoşgörü ve anlayışı geliştirmek istemektesiniz neden üstlendiğiniz misyonu ifade ederken işin içine din kavramını da dahil etmektesiniz?Amacınız neden sadece bu üç dinin insanları arasında kardeşliği temin etmek?Neden bir budistte ya da bir şaman bu kategorideki insanların içinde yer almamaktadır?Yoksa onların hoşgörü ve anlayışa ihtiyaçları yok mudur?Onları insandan saymamakta mısınız?Dahası sizler henüz kendi ülkenizdeki insanların kardeşliğini bile tam oturtamamamış iken nasıl olurda 5 milyar nüfusu olan Dünya kardeşliğinden bahsetmektesiniz?Medeniyetler İttifaki tezini ortaya atmadan evvel Samuel Hantington ile görüştünüz mü?Görüştünüzse neler konuştunuz?Dava arkadaşınız Nurettin Veren neden bu diyaloğa karşı çıkmaktadır?Hoşgörüden bahsederken bir babayı altı ay çocuklarından ayırma hoşgörüsüzlüğünü nasıl yaptınız?Mardin’de düzenlediğiniz bir diyalog toplantısının sonunda bir Hristiyan mühendis erkekle,Müslüman bir Türk kızını papaz,haham ve imamın karşısında dini nikahla evlendirip sonrada gazetenizde ‘BU BİR DEVRİM!’ diyerek başlık atmanızda bu kardeşlikten ötürü mü?Allah’ın (cc) yasak ettiği bir nikahı kıydırıp Allah’ın (cc) emrine devrim ilan etme hakkını kendinizde nasıl bulmaktasınız?Amerika’da bulunan Hartford Seminary papaz okuluna iki milyon dolar parayı ne amaçla bağışladınız?Bu parayı neden Müslümanlara bağışlamadınız?Umarım ki bu gün hala Gülen’in yanında yer aldığını söyleyen kişiler bu sorularımızı yanıtsız bırakmaz.Sonraki paragrafa bakacak olursak.
‘Geçen yıl bazı ünlü uluslar arası bilim adamlarının katıldığı ‘Medeniyetler Arası Barış ve Diyalog’ konulu bir sempozyum düzenledik.bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz.Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasında bağları güçlendirmeğe yönelik olarak Dinler Arası Diyalog konusunda Vatikan’ın temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.Yeni fikirlerimiz varmış ideasında bulunmuyoruz.Yine müsamahanıza sığınarak,bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz.Hristiyanlık’ın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak olan kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya,Tarsus,Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren bir çok etkinlik önermek istiyoruz.Bunu sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’in,cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal yerleri göstermeğe davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz.’
Yine soruyorum;hangi haklı gerekçe ile Müslümanların 1000 yılı aşkın gayretleri ile temizlenen kutsal topraklara,İslamiyet üzerine resmi 8,gayri resmi 20’den fazla sefer düzenleyerek,İslam’ı yok etmek isteyen zihniyeti davet edersin?Üstelik senin bu tavizkar haline karşılık muhatabının tutumundan hiç örnek almaz mısın? Papalık Dinler Arası Diyalog Kurulu başkanı Kardinal Tauran ‘Kuran-i Kerim var oldukça Müslümanlarla diyalog zor.’demesi de mi seni uykundan uyandırmadı?Uğruna yaşım yaşım ağladığını söylediğin Hz. Muhammed (S.A.V) efendimize hakaretler ettiğini bildiğin bir insana karşı nasıl olurda bu kadar yumuşak davranabilirsin?Eğer davranıyorsan akıttığın göz yaşlarını hangi akıl ilkeleri ile bağdaştıracak ve izah edeceksin?Sonraki paragrafta iseşunları yazmakta:
‘Anadolu halkı size misafirperverliğini şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir.Filistinli liderle diyalog kurmak suretiyle Kudüs’ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz.Bu ziyaret bu mübarek şehri Hristiyanlar,Yahudiler ve Müslümanların hiçbir kısıtlama,hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslar arası bölge ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.Üç büyük dinden liderlerin iş birliği ile ilki Washington DC’de olmak üzere muhtelif Dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz.Hz. İsa’nın doğumunun 2000. yıl dönümü ideal olabilir.’
Tekrar soruyorum;hangi hakla Anadolu halkı adına konuşmayı kendinize hak olarak görüyor ve konuşuyorsunuz?’Üç büyük dinden liderlerin iş birliği ile…’deyerek Müslümanların lideri olduğunuzu mu öne sürüyorsunuz?Eğer öyleyse İslam’ın ruhban kesimini reddettiği gerçeğini neden bile bile göz ardı ediyorsunuz?Neden bu toplantıların ilkini Mekke’de değil de Washington’da düzenliyorsunuz?Bu toplantının organizasyonunu hangi istihbarat birimleri ile planlıyorsunuz?’Vatikan’da ölmeği arzuluyorum.’deyerek yine üstlenmiş olduğunuz misyonun gereğini mi yerine getiriyorsunuz?’Brüksel’in şefaatine muhtacız.’deyerek Hz. Muhammed (S.A.V) efendimizin şefaatini yine bu misyon gereği mi ikinci plana atıyorsunuz?Son paragraf:
‘Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır.İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır.Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hz. İbrahim’in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran’da bir ilahiyat okulu kurulabilir.Bu,ya Harran Üniversitesi’ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ilahiyatçılarını da temin edecek şumullu bir müfredata bağlı bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir,ama bunlar erişilmez değildir.Dünya’da iki tip insan vardır:Bazıları kendilerini topluma adapte etmeğe çalışır.Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek isterler.Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insana borçludur.Onları yarattığı için Rabb’e şükürler olsun.
M.Fethullah Gülen/Rabb’in aciz kulu/9 Şubat 1998’
Yine soruyorum;öğrenci değişim programı ile inançlı insanların birlikte yaşamalarından bahsetmektesiniz,yoksa siz Hristiyan ve Yahudileri inançlı olarak mı nitelemektesiniz?İbrahimi dinler deyerek neyi kastetmektesiniz?Hristiyan teolojisindeki Hz. İbrahim ile Müslüman teolojisindeki ve Yahudi teolojisindeki Hz.İbrahim’in benzer olduklarını mı ileri sürmektesiniz?Eğer öyleyse Hristiyanların Hz. İbrahim’i nasıl küçümsediklerini ve Yahudilerin Hz. İbrahim’e nasıl iman ettiklerini ona nasıl tanrılık vasıflarını yüklediklerini bilmemekte misiniz?Onları yarattığı için Rabb’ine şükrettiğin toplumu kendi değerlerine adapte eden insanlar arasında siz kendinizi nereye koymaktasınız?Çünkü bu gün sizde topulumun din inanışıyla çelişir ve onu değiştirmek için elinizden geleni yapar durumda gözükmektesiniz.
DEVAMI GELECEK...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.