9
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1354
Okunma

Hafızamın ön gözünden bilindik olanları çıkarıp sosyalleşiyorum. Üst çekmecedeki statüko maskemi takıyorum. Sıradanlaşan eğrilerimi görmezden geliyorum. Vazgeçişlerimi katlayıp yok ediyormuş gibi yapıyorum peşi sıra. Bir mevzu tutturuyorum sohbetin gelişine, derin bir iç geçiriyorum sahte dostun ardı sıra. Kendimden tiksiniyorum. Tahammülsüz bir durağanlığı yaşamdan sayıyorum. Kalın çizgilerle ayırıyorum zamanda kendime kalan küçük dilimi. Öfkeli söylemler seanslarını kapatalı çok oldu dilim.
Ah elim ...! Arsız, tutarsız ,başına buyruk elim. Yazmaktan vazgeçemeyen...Soluk soluğa ,tutarsız, umarsız kelimeler sağanağında beyime üşüşen cümle tümcelere lanet olsun. Baharın bütün renklerini yiyen umutsuzluğun obur canavarına biri dur desin.
Rastlantısal doğrularımı böbürlenerek satıyorum hayata. Üç kuruşa bez ezber ediyoruz. Ezber bozmak adına beslediğim afilisinden hayallerimi karaborsa gerçek üstü satıyorum .
Elimin baş harfi sona gelince senli bir karmaşa başlıyor bu kez. Onca tanıdık kauçuk tabanlı yeşil çuha üzerine giydirilmiş yeminlerin arasında işin ne ki ?
Şimdi bu ahenkli çiçek solosunun sırası mı ? Ah.. ! O gözlerinde ki mercan ormanlarını yakmasaydın. Ve yine sen çekmecelerini savurmasaydın merdivenlerimin. ... Bende böyle bir istek olmazdı ki göz kapaklarında ki mahkumiyete.
Bir çarmıhın yortusunda mora boyadılar yumurtadan ay dedeyi.....
Boğuyor kendi dalgaları nöronlarımı. Evirilemedikçe eğriliyorum teorilerin huzurunda. Onlarca kabusun arasında bıraktığın boşlukta çaresiz kalışım senin eserin. Seni savunmam için nedenler vermelisin. Sonuçlara bağlamalıyım gururla . Dünyamı siyaha bulayan ’substantia Nigra ’ cehennemi. Tüm çekmecelere doluşan onca grilik içinde şu baharı yemek kimin fikriydi ?
Bir fetüsün öğretisiz düz ve saydam haline dönse beynim tüm acılarına son verecek aslında . Bilmek esniyor, esnedikçe sinapslarıma hücum ediyor çoğalarak kan. Kana buluyorsun kabuslarımı yüce ağaç. Gyri ve Sulci ’lerdeki parmak izlerimde gelişiyorum. Kişiselleştikçe toplumsal olmaktan uzağım artık. Kendimsel bir döngü ile cezalandırıyor beni nörotransmitter.Vay be..! Robocop gibi bir şeymiş bu. Ne havalısın ileti. Hiç böbürlenme. Gözlerimi bağladığımdan beri yaratıcı baharı yedik biz. Sadece griyiz. Hiç kusura bakma inhibe edici postalara izin var. Aslında subliminal mesajlardan da yoruldum ya ... Offff yüce ağaç tüketiyorsun beni.
Bir ceviz kadar olsaydı mesela serebral korteks . Yeter...! Beynimin USB ’si artık dolma ... Bir hafıza kaybı kadar değerin. Format üstü yeni bir format . Bir dağ köyünde büyümeliydim. Alzheimer bile uğramıyor anasını satayım. Tek ihtiyacım olan şey giyotin... !!!
İşte o bana kalan beş saniye de senin mercan ormanı gözlerine bakmalıyım..
Hepsini okuduktan sonra mercan gözlerini üzerimde gezdirip gözlerimde odaklandı. Yaşamak için tek nedenim olan bu adam bana neden bir yabancıymış gibi geliyor.
- Kimim Ben ? Sky …. Ve şimdi de bu… Hepsi çok güzel yazılar ama okudukça üzülüyorum bitanem. Ruhunun eziyetini bu öykülerin arasına gizliyorsun. Yaşananlardan dolayı hala kendini suçluyorsun ve buna dayanamıyorum. Seni bu halde görmek beni bitiriyor.
Bak bebeğim o insanların ölmesi senin suçun değildi. Sen görevini fazlasıyla yapan bir doktordun. Yani doktorsun… Kendini toparladığında yine insanlara iyilik yapmaya devam edeceksin. O insanlar toplu intiharı seçmişlerdi ve sen yine de yaşatmak için elinden geleni yaptın .Artık bununla yüzleş lütfen.
- Sevgilim sana bakınca bile tanımıyormuşum gibi geliyorsun. Her şey bana yabancı. Kendimi çok ama çok garip hissediyorum. Bu yaşadığım hayata orta yerinden başlamış gibiyim. Sanki bu yaşımda yeni doğmuş gibiyim.
- Bu çok normal canım. Bak doktor arkadaşların ne dediler hatırlasana . Hafıza kayıpların sende boşluklar yaratacakmış . Zaman içinde her şey normalleşecek. Sen sadece artık direnme . O insanlar öldüler ve bunu bir ayin sırasında kendi istekleriyle yaptılar. O kadar zehirli gazı soluduktan sonra yaşamaları bir mucize idi. Biz tatil için o kasabada olmayabilirdik bile..
Hıçkırıklarıma engel olamıyordum yine. O insanların yüzleri gözlerimin önüne geliyordu. O benim saçlarımı şefkatle okşarken daha çok ağlamak istiyordum. Dünyanın bütün acıları için ağlamak istiyordum….
- Aralarında küçücük çocuklar vardı …. O yüzler gözlerimin önünden gitmiyor … Sadece onları hatırlıyorum. Hayatıma dair tek olan biten bu sanki …
- Her şey yoluna girecek sen lütfen biraz sakinleş ve uyu bakalım şimdi. Uyandığında yeniden konuşuruz. Sevgilim ilacını da al bakalım .İtiraz istemiyorum…
Aynaya ve tüm eve yerleştirilen gizli kamera ve mikrofonlar denek evinde olup bitenleri Hovard ve Anastasia ‘ya iletiyordu. Her ikisi de büyük bir keyifle denekleri Camella ‘yı izliyorlardı. Ev içindeki görevli olan sevgili rolündeki Melvin işini çok iyi yapıyordu.
- Doktor Anastasia deneğimiz sanırım artık yolun sonuna geldi. Bir mucizeyi başarmış bulunuyoruz. Cahil bir kadınından bir doktor yarattık ve onlarca insanın ölümüne tanıklık ettiğine inandırıp suçluluk duygusu aşıladık. Şu sanrılar olmasa işimiz daha da kolaylaşacak.
- Ahh Hovard sen geçen hafta öleceğini sanıp paniklemesen bir ay geriye gitmeyecektik zaten. Lütfen müdahale konusunda bana güven artık. Bak hala öykülerinde seni tarif ediyor. Günün birinde hatırlarsa onu öldürmek zorunda kalacağız . Kulağında ki küpeden tut da dazlak kafana kadar resmini çizdi yazısında. Artık daha dikkatli olursun değil mi ?
- Haklısınız doktor .. Melvin ‘den işaret gelmeden asla eve girmem bir daha. Ama ben o geçirdiği nöbetten nasıl sağ çıktığını hala anlamış değilim.
- Beynini büyütüyoruz kadının ne bekliyorsun ki ? Aptal bir kadından bir dahi yaratmak üzereyiz. Düşünsene insan beynini istediğimiz gibi dizayn etme deneyimiz başarı ile sonuçlanmak üzere ve biz insanlığa büyük bir miras bırakmak üzereyiz.
O sırada Camella dilinin altındaki hapı tükürüp yataktan kalkmadan etrafına bakındı. Odada sevgilisinin olmadığından emin olunca hızla balkona doğru koştu. Genelde kilitli olan balkon kapısı tesadüfen açık unutulmuştu. İşte huzura giden yol oradaydı. Kendini boşluğa bırakırken adının Daisy olduğunu hatırlayıp gülümsedi…..
DENİZ...