17
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
358
Okunma
Mustafa Kemal Atatürk: Müslüman, putperestlik karşıtı ve akla dayalı bir devletin destekçisi
İdeolojik muhalifleri tarafından geniş çapta yayılan bir fikrin aksine, Mustafa Kemal Atatürk ne ateist ne de İslam’a düşmandı. Kültür, eğitim ve kişisel inançla Müslümandı ve şimdi erişilebilir olan birçok arşiv, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra bile camiye gitmeye devam ettiğini kanıtlıyor. Bununla birlikte, dinle ilişkisi, herhangi bir siyasi araçsallaştırmadan derinden uzak, kişisel, tek tanrılı ve dogmatik olmayan bir inançtı.
Atatürk’ün sağlam bir şekilde savaştığı şey inanç değil, paralel dini yapılar, şeyhler, kardeşlikler, Devletin yozlaşma güçleri olarak gördüğü duygusal bağlılık ağlarıydı. Onun gözünde, bu yapılar toplumu gerçek devlet meselelerinden uzaklaştırdı, aklı duyguyla ve eleştirel düşünmeyi boyun eğmeyle değiştirirken, hızla değişen bir dünyaya uyum sağlayamadı. Etkileri manevi değil, erkeklerin karizmasına ve kutsallaştırılmasına dayanan eşzamanlı bir sosyal güçtü.
Bu pozisyon daha geniş bir tarihsel sürekliliğin bir parçasıdır. Atatürk’ten çok önce, Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat aracılığıyla, giderek daha rekabetçi bir uluslararası ortamda hayatta kalmak için modern devlet yapılarını, yönetimi, hukuku, orduyu ithal etmeyi amaçlayan bir modernizasyon dinamiği başlatmıştı. Atatürk bu mantığı bir tür siyasi Darwinizm’e göre radikalleştirdi: Uyum sağlamayı reddeden devletler ortadan kayboldu. Bu nedenle reformu medeniyetsel bir kopuş değil, Devletin rasyonalizasyon sürecinin doruk noktasıdır.
Kişisel düzeyde, Atatürk son derece putperestlik karşıtıydı. Şeyhlerin kültünü, dini figürlerin kutsallaştırılmasını, aynı zamanda siyasi de dahil olmak üzere (kendisi dahil) her türlü insan saygısını reddetti. Ona göre, ne din ne de Devlet insanlara ibadete dayanmamalıdır. İnanç bireysel vicdan meselesiydi; devlet akıl, bilim ve sağlam kurumlar tarafından yönetilmeliydi.
Atatürk’ü "din karşıtı bir laik" veya militan bir ateist olarak indirgemek bu nedenle tarihsel olarak yanlıştır. Onun vizyonu, dinin ne zulüm görmediği ne de sömürüldüğü ve ülkenin geleceğinin duyguya veya efsaneye değil, akla, bilime ve politik sorumluluğa dayandığı egemen, rasyonel ve modern bir devletti.
Gebze’den Ardahan’a tüm heykelleri yok etseniz bile böyle büyük bir dehayı yenemezsiniz. Acz içinde çırpının.
Deniz…
5.0
100% (7)