12
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
1600
Okunma

Çikolatalı Pasta
-Yok kardeşim satın burada neyiniz varsa, gelin bizim oralara. Nedir bu böyle ya İstanbul’un tadı tuzu kalmamış artık.
-Öyle demeyin canım. İstanbul gibisi var mı hiç?
-Belli belli, onun için 10 dk. Yolu 1.30 saattir hala bitiremedik.
-Geldik merak etme. Sizi öyle güzel bir yere götürüyorum ki eminim çok beğeneceksiniz.
-Şu an da demli bir çay ikram eden her yer bana güzel gelir bundan emin ol. Oğluma da çikolatalı pasta tabi ki.
Arabayı kapanmış olan AVM dışına park ederler. Gece 02.00 ye kadar açık olan ünlü bir kafeteryaya doğru iki aile yıllardır görüşememişliğin verdiği özlemle şakalaşıp yürürken, misafir çocuğun jöleli saçlarını okşayarak bozar.
-Demek sen çikolatalı pasta seviyorsun ha. O zaman sana en büyük ve en süslü çikolatalı pastayı isteyelim. Tamam mı yakışıklı?
Onlar hep beraber içeri girerken, çocuk elleri ile önce saçlarını düzeltir, sonra içeri girer. En güzel masaya otururlar. Ev sahibi gibi garsona el eder İstanbullu. Pire gibi de yanında biter garson.
-Ne emretmiştiniz efendim?
-En güzel çikolatalı pastanızdan istiyorum. Sonra da birer demli çay getirin hepimize. Devamını çayları yudumlarken söyleyelim olur mu?
-Hemen Efendim.
Çaylar ve çikolatalı pasta gelir. Pastayı görünce, herkes çikolatalı pasta istemeye karar verir. Diğer pastalarda gelir. Bir süre konu pasta üstüne olur. Oysa az önce İstanbul yaşanılmaz bir memleket olmuştu. Tam o sırada!
Zııırr cep telefonu. . .
(Abi, haberleri dinledin mi? Üç tane canlı bomba yakalanmış, ikisini de senin gideceğin AVM taraflarında yakalamışlar. Aman dikkat et.)
-Öhö öhö öhh
-Ne oldu? Dur sırtına vurayım, çay kaçmıştır.
Aniden kulakları sağır edecek siren sesleri ile alarm sesleri birbirlerine karışmaya başladı. İstanbullu cebine baktı bir 10 TL, bir de 200 TL. Parası olduğunu gördü. Büyük ihtimalle ölebilirdi, kimsenin hakkı üzerimde kalmasın dedi. 200 TL. Çıkardı cebinden acele ile masaya bıraktı. Acele edin çabuk olun çabuk.
AVM’nin kapıları açılmış bütün çalışanlar “İMDAAATT” “KURTARIN” diye bağırarak dışarı çıkıyorlardı.
Gelen misafirin çocuğunu kucakladığı gibi peşlerine katıldı, diğerlerine de arkasından gelmelerini söyledi. Bir süre böyle gittiler. Sonra önünde bağırıp koşan kadın kendisine dönüp sordu.
-SİZ NEDEN GELİYORSUNUZ Kİ, BİZ BURADA TATBİKAT YAPIYORUZ.
Olduğu yerde kaldı.
Davi/ 22.10.2016
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.