3
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1176
Okunma
Asla bazı mertebelere ulaşmış insanlara açık bir dille yazmam yazılmasında derdim çünkü yazanların durmadan bunlara kafa yorduklarını bilirim ve kafa yoranların Pireli yorganlar içerisinde yanmasını istemem. Gördüm. İşçi bayramlarında, diğer direnişlerde. Düşünceler eyleme dönüştüğünde aniden birşeyler oluverir. Ki bize hep düşünün söyleyin Konuşun yazın tartışın dediler. Biz böyle büyüdük dinledik ve bir baktık hala dinlemekteyiz. Konuşun yazın direnin diyen o kadar kalabalık ve konuşkan ki adeta kilitlendik. Düşünenler ve düşünmeyenler olarak mı bölündük yoksa düşünüp yazanlar ve düşünüp yazmayanlar olarak mı? Ölenler öldü ölmeyenler için. Toplu Ölümlerin ardından kendimi yaşıyor hissetmiyorum. Bu daha kötüleşiyor. Ölüm bu ne denli basit halbuki toprak atarlar üstüne bazı zaman ziyaret edilirsin, ağır kısmı bana hep " kalplerde yaşıyor" olmak. Kimsenin kalbinde kendinden başka bir kimseye yer yoktur. Çünkü insan kalbi sanıldığı gibi karanlık bir Mezarlık değildir. Ölenlerin ardından çok ağlayanlar ve hiç ağlamayanlar siyah gözlükler takar. Bu Cem Yılmaz’ın bahsettiği acımız büyük gözlükleridir. Bunu bir komedyen söylüyorsa herkes güler, o an acılar acınacak haldedir fakat komedyenler acıları bir macun gibi dişlerimize bulaştırırlar. Herkes gider ekran boşalır ve o macun aşağıdaki acılarla üstteki acıları artık hiç ayrıştıramaz. Ağzımızdan ayaklarımıza kadar gülen büyük acılarımızla yutkunmaya çalışırız. Acı büyük ya da küçük olarak ikiye de ayrılmaz. Acıyı gerçekten yaşayan gözler vardır diğerleri yaşamayanlardır. Biri takar gözlükleri o acı daha da ifşa edilmesin kalbindeki cennetten diye. Biri takar kalbindeki bataklığın çamuru sıçrayıp pisliği saçılmasın diye gözlerinden.
Dünya’da yaşıyorum sınırları olan ve bu sınırları korumakla görevli olan türdeşlerim arasında. Ara sıra hatta sürekli nöbetleşe ölürler. Benim senin onların Hakkı olan sır sınırlarından geçilmesin diye. Onlar ölür, bebekler çocuklar geçer o sınırlardan, ileride özgürlük diplomaları olan bu kapılarda bir gün Ölmek için. Nereden düşsen ya da ölsen acı hep hep aynı ancak yaşayan için. Yapılması mecburi olan gereklilikleri insanlara dayatmalarla yaptıramayanlar korku hikayeleriyle ya da büyük vaatlerle yaptırırlar. Hiç şüphem yok diğer insanlar için Ölmek Karşılığında muhteşem bir cennet olsaydı gerçekten bunu bu cahil halka fakir halka bırakmazlar çoktan ölürlerdi, ölüm başkasında güzel seviciler.
Ben tanrılara itaat etmeyen Meleğin neden şeytan diye karalandığını bu ülkede daha iyi anladım. Bu ülkede Boşa besmele çekiliyor. Asla kafanıza güzellikleri tekrar hatırlatacak komünist şeytan gelmeyecek artık ve sizin için savaşmayacak. Son Taşı Günahsız olan çoktan attı ve kayalar adaleti suların üstüne taşıyamayacak kadar ağırlar.
Tanrılar diyor ki; cahilsiniz şerefli değilsiniz, üç kişi Ölür üç çocuk yapın, sizi aç bırakmıyorum, sırtınızdan hırka çalmıyorum. Sizin evlerinize kadar peygamber yolluyorum içinde onu da satıyorum. Bana inanmıyorsanız cehennemim hazır cennetim de hazır inanırsanız.
Soruyorum hala inanmakta olanlara;
Acizleriz bitkin ezikleriz cahil yığını rezilleriz. İtaat etsek bile eksiğiz. O Tanrı ki değil midir acizlerin eziklerin ölenlerin cahillerin, ACİZ TANRISI...
" Gücü varsa ve eğer yetiyorsa engellemeye acıları ve bilerek isteyerek engellemiyorsa acıları değil midir acıların içinde beslenen acizlerin Tanrı’sı? "