2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
871
Okunma
Bazı zamanlar üç beş kişi bir araya gelip memleket meseleleri üzerinde teoriler üretir. Genç-yaşlı, bay-bayan hiç fark etmez. İllaki memleket kurtarılır masada.
Eğitiminden sağlığına, ekonomisinden dış politikasına kadar pek çok konunun analizi yapılıp dünden bugüne tarihsel süreçlere de bakılarak elindeki bilgi kadar yöntemler üretilir.
Bazen öyle mantıklı ve yürütülebilir bir sistem üretenler de çıkar. Hatta o sistemler kabine ile paylaşılabilse, belki de hakikaten işlevselliği ortaya çıkacaktır. Ama bizler nedense memleketi, masada üç-kişi bir araya gelerek sözle kurtarırız. İş icraata gelince “benim etim ne budum ne” tabiriyle bir kenarda beklemeyi yeğleriz. Bir taşın altına biz de elimizi koyalım demeyiz hiç.
İnsanın yaşadığı ülke hakkında fikirleri olması bu fikirleri dostları ile paylaşması istendik bir davranıştır. Paylaşımla gelişen tartışma ortamında fikir beyan edilmesi ufku aydınlatır, yeni fikirler vesilesiyle geniş ve aydın düşünme yoluna ışık tutar.
Hemen anti parantez içinde belirtmeliyim ki, fikirler sübjektif olduğundan asla empoze edilmeye kalkışılmamalı. Bilimselliği ve gerçekliği yetkililerce kabul görüp onaylanmadıkça fikir bizde yaşamalı, olmadık yöntemlerle benimsetme adına ülke, kaoslara sürüklenmemelidir.
Akıl, her kapının anahtarıdır. İnsanlara verilen bu nimeti layığı ile kullanırsak ülkemiz masada değil gerçekte kurtulur. Başımızdakiler her alanda ülkemiz için bir takım sistemler üretmekte ve uygulamaktadır. Bizleri vekâleten temsil eden milletvekillerimiz de sürekli çalışmakta yeniliklere yenilikler eklemektedir. Peki ya bizler? Ülkemiz için ne yapıyoruz? Kaç kişi masada kurtardığı memleketi için bir şeyler yapıyor? Çok çok az kişi, ya da hiç kimse… Herkes evinin önünü süpürse memleket tertemiz olur sloganları ile çevreciliği savunurken, bu sloganı sosyal yaşantımıza neden uygulamıyoruz? Birey olarak üstümüze düşen yükümlülüğün gereğini yaparak; hak, adalet ve toplumsal düşünce ile çorbaya tuz atmayı becerebilecek kapasitede değil miyiz?
Maalesef ki, anlamlandırmakta güçlük çektiğim; bireysel yaşam, bireysel düşünce, bireysel kazançlar, kene gibi yapışmış kanımızı emmektedir. Her birey kendi paçasını kurtarma yoluna gitmiş. Yanındakileri görmediği gibi toplumu görecek gözleri de kör olmuş. Ne yazık ki, bu bireysel yaşam bazı üst makamlardaki insanlarımızı da ele geçirmiş daha vahim sonuç olarak toplumun hakkına gaspa kadar gitmiştir.
Vakit uyanma vaktidir. Yeniden dirilme vaktidir. Tolum insanımız için, ülkemiz için şaha kalkma vaktidir. Masada kurtarılan memleketimiz için bir taş bulup yerinden kaldırma vaktidir. Birlik olma, birlikle kuvvet bulma vaktidir.
Haydi, bu ülkenin vatandaşı olarak bizler de sözümün, özümüzün, gönlümüzün eri olalım.
DEVLETİN KALEMİNİ SADECE DEVLET DAİRESİNDE KULLANALIM.
Elvan USUL
[email protected]
Denizli Sonnokta Gazetesi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.