20
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
3517
Okunma
BİR ŞEY VAR BİLDİĞİM O DA BİR ŞEY BİLMEDİĞİM(*)
Bu yazımın başlığındaki Sokrat’ın sözü, bugün hâlâ insana çok şey öğretiyor. Sokrat zamanın en bilgelerine gitmiş sorular sormuş ama cevap alamamıştır. Lakin, nerede kenarda köşede duran, biliyorum diye öne çıkmayan ama bilgili insanları da belirlemiş ve onları takdir etmiştir. Çünkü onlar o aynı sorulara cevap verlmişlerdir
O hep halkın içinde bulunan, hiçbir satır yazmadan, fikir ve düşünceleriyle felsefenin en önemli insanı olarak bugüne gelmiştir. O’nun hakkında burada fazlaca bir şey yazmayacağım. Bilenler O’nu biliyor zaten, bilmeyenler de varsa biraz zamanlarını ayırıp hakkında bir felsefe sitesinden hiç değilse hayatı ve fikirleri hakkında biraz bilgi edinsinler. O’nun hakkında edindikleri bilgiler kendilerine çok gerekli olacaktır.
Platon’un yazdığı " Sokrates’in Savunması" herkesin okuması gerekli diyebileceğim çok önemli bir kitaptır.
İnsan vardır "ben biliyorum" der. Ne okur, ne de öyle kendini geliştirmek için bir çaba sarf eder. Çünkü biliyordur. Aslında bir şey bildiği yoktur ama bilmişlik taslamaktan da hiç geri kalmaz. İşte bu tür insanlar gelişme sağlayamazlar.
Toplumumuzun aydın, entelektüel kişilere ihtiyacı var. Hele bizim gibi geri kalmış bir ülke ise, bilgiye çok ama çok fazla önem vermeliyiz. Bizi idare edecek kişiler ancak; akıllı bir toplum olabilirse, onlar da o toplumun içinden çıkıp, bizi yönetecek, akıl dolu idareciler olabilirler. Eğitimimizi daha kaliteli hâle getirmeliyiz. Eğitimde yapılacak olan gelişmeler bizim ileride daha iyi bir toplum olmamızı sağlayacaktır. Çünkü akıllı insanların oluşturacağı yönetimler sayesinde gelecekte daha güzel işler yaparak hatalarımızı ve eksiklerimizi belirleyip, daha sonra da onlara dört elle sarılarak, bizler de memleketimizi yarınlarda yaşam standartı olarak, refah seviyesini yükseltmiş oluruz.
Bunlar tabii ki, kısa zamanda olacak işler değil, uzun zaman isteyen projeler sonucu olacak meselelerdir.
Toplum olarak okuyan değil de, bakan bir millet olduk. Okumaya bu kadar niye önem vermiyoruz. Çünkü biz biliyoruz. Asıl bilmiyoruz, bızim milletimizin okuması lazım, hem de gece gündüz okuması lazım. Kendisine hayran olduğum güzel insan Cemal Gülas (Doğa fotoğrafçısı-Belgesel yapımcısı) sitesinde yazdığı bir yazısını böyle bitirmiş:
" Dünyayı bildiklerimizle anlar, değerlendirir ve yaşarız. Ama gelişmek hep daha sonra öğrendiklerimizin sonucudur. Bu nedenle kendimizi "Biliyorum"un kör hücrelerine hapsetmek yerine, Öğreniyorum’un sonsuz özgürlüğüne emanet edelim. "
Bilen, gerçekten ilim yapmış, hakikaten çok bilgili alim kişiler vardır. Profesörler mesela, onlar bilgi için gece gündüz kafa patlatarak kendi dallarında otorite olacak düzeye ermişlerdir. Lakin, sorsanız onlar yine hep daha bir şeyler öğrenmek için uğraşıyorlardır. Hiç de öyle biliyorum diye de kendilerini övmezler.
Benim değinmek istediğim insanların bilgiye ve öğrenmeye açık olmaları gerektiğini ortaya koymak, bilginin önemini vurgulamak.
Kendi şahsıma bilgilenmek için çok kitap okudum. Bilmediklerimi öğrenmek bana zevk veriyor. Öyle alanlarım oldu ki son yedi senede; dağcılık, edebiyat, bilgisayar gibi. Son derece zevkli tutkulardı bunlar.
Dağcılık üzerine hiç bilgi sahibi degildim, şimdi de öyle zannediyorum. Halen yeni bir şeyler öğrenmek için uğraşıyorum. "Bilmiyorum" diyorum, her geçen gün hep bir şeyler öğrenerek gelişmeler sağlıyorum.
İnsanların yanlışlar yapabileceğini ve bunun da normal olduğunu düşünürüm. Yapılan yanlışlardan ders alabiliyorsa o zaman yaptığı yanlıştan doğruyu bulabilir. Telafisi olmayacak hatalar yaparsa işte onun cezasını da ömür boyu çeker.
Benim bir iş arkadaşım var. İsmi Ali, İranlı, aynı fabrikada on beş senedir birlikte çalışıyoruz. Ben tasavvuf ve felsefesiyle ilgilenmeye başladıktan sonra çok derin sohbetlerimiz oldu. Mevlana aşığı, Mevlana´yı uzun yıllardan beri araştırmış. Çok tasavvuf ile ilgili kitaplar okumuş.
Biz onunla; Mesnevide anlatılan konular hakkında, Kelile ve Dimne -Beydaba gibi 2000 sene öncesi yazılmış kıymetli eseri, ondaki anlatılan hayvanların konuşmalarıyla, masall arla anlatılan o mükemmel yapıt hakkında konuşuruz. Bir de Sadi Şirazinin Bostan ve Gülüstan adlı kitabı vardır, o kitap hakkında ve aylarca hep belirlediğimiz konuları konuşmuşuzdur. Ali bildiklerini bana anlatmış ve bana faydalı olmuştur. O�na bir gün dedim;
" Ali, sen benim ansiklopedim gibisin." Güldü, tabii ki yine o, hiçbir şey bilmiyormuş gibi, o hoş tavrını takındı.
Benim aklıma bir şey gelir, hemen giderim Ali´ye sorarım. Bu; bir, iki, üç Ne sorsam cevabı hazırdır. Nasıl bilgili bir kişidir anlatamam. Ali, Şah döneminde İran´da başlayan siyasi hareketlere katılmış bir devrimci. Almanya`ya iltica etmiş.
Tanımaktan çok mutlu olduğum güzel insanlar oldu. Onlar beni çok etkilemiştir. "Azdılar ama ıyiki varlardı" demişimdir hep. Bir de olmasalardı, hiç insan görmeden gidecektim bu dünyadan. Hiç, benim demeyen, herkesin yardımına koşan, hep toplumda insanlara faydalı olmak için çaba sarf eden, mütevazı insanlardır onlar. Onlar gayet sade yaşarlar. Gösteriş nedir bilmezler. Çok bilgilidir ama hep yine karşısındaki insanlara karşı büyüklük yapmazlar. Bildikleri ile kendilerini göstermek istemeyen, yalnız bilgileriyle insanlara fayda sağlayan değerli insanlardır. Allah onlar gibi insanların toplumumuzda çoğalmasını nasip eder insallah.
"Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? "
"Cahil dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun ."
Bilmeyenler, bilenlere sorsun, araştırsın, hep öğrenmek için çabalasın. Biliyorum demek o kadar kolay değil. Lakin; ben bu yaşıma kadar çok az bilmiyorum diyen insan gördüm. Yani çoğunluk hep biliyor.
Biliyor olanlar bilmeyenlere yardımcı olsunlar. Topluma yararlı bireyler olarak hep gönüllerde yaşasınlar. Amma hiç bir zaman bilmeyenleri, bilmedikleri için aşağılamasınlar. İşte ancak o zaman onlar "makbul insan " olacaklar. Ne mutlu öyle olabilen insanlara. Öyle bilenlere de...
Bilmeyip de öğrenmek için çaba sarfedenlere!
"Konuşuyorsanız sizi dinleyen kulaklar olmalı." Nietzsche
"Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. Mevlânâ
Sevgili Peygamberimizin bu altın sözüyle yazımı bitiriyorum.
"İnsan ilim yaparsa âlim olur, âlimim derse cahil olur. "
...
Fikret Şimşek