3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
788
Okunma
Benim adım Özgür. Babamınki; Güneş, anamın adı Toprak… Babam annemin saç telleri arasındaki ter tanelerini kaynatırken doğmuşum bir soğan tarlasında. Belki o yüzden acıdır sözlerim, belki o sebepten acıtır bakışlarım… Yeşil yapraklarımı sarartırken babam, bağrında beslemiş annem, olabildiğince özgürce. Zamanı geldi diye sökmüşler anamın koynundan, kopartmışlar acımadan gözyaşlarıma. Kim bilir belki de o yüzden ağlatıyorum bana dokunanları.
Benim adım Özgür. Hep sorarlar bana “ Özgürlük nedir?” Yaşamayana, tatmayana nasıl anlatabilirim ki? Sadece; “ Güneşle toprak arası kadar geniş bir kavramdır” derim. Bazen de sorarlar; “Gerçekten özgür müsün?” cevap vermekte zorlanırım o zaman. Dilim tutulur birden. Yine de söylerim düşüncemi özgürce. “ Evet, özgürüm. İki olasılıktan birisini seçecek kadar özgürüm. Önümdeki çatal yoldan birisini seçecek kadar özgürüm. Düşündüğümü söyleyip, cezasını çekmeye katlanmaktır yollardan birisi, düşüncelerimi saklayıp bakanların gözüne girmektir diğeri. Seçimimi yapmakta özgürüm. Daha ne isteyebilirim ki?”
Benim adım Özgür. Düşlerimden vurulan benim. Yüreğimin en gizli yerinde sakladığım masalları anlatırım genç yüreklere. Kaf Dağı’nın ardındaki kuşların kanadında uçarım her zaman. Attığım adımlar titretir yeri göğü. Gaz saçan rüzgârlar gözlerimi yaksa da, kara, ağır bulutlardan fışkıran sular ıslatsa da bedenimi, düşündüğümü söyleyecek kadar özgürüm. Seçmişim yolumu, adıma yakışacak şekilde. Alışılmamış yaşamların destanını yazacağım tarihe. Yeni masallar olsa da gelecekte.
Benim adım Özgür, özgürüm olabildiğimce.
Afet İnce Kırat