4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
999
Okunma
Ah ne günlerdi o günler…
Çocukluğumun geçtiği o, sık ve bahçeli evlerin olduğu sokaklar.Sabahtan akşama oyun oynadığım sokaklar,yetişkinlerin çocuklarına zarar gelmeyeceğini bildiği; büyüklerin küçükleri koruduğu,küçüklerin ise büyüklere saygı duyduğu o yıllar…
Çocukluğumda geceleride büyük bir huzur içinde geçerdi.
Bekçi Babanın düdüğü gecenin bir yarısı uykumuzun bölünmesine neden olsa da; içimizi derin bir huzur kaplar,güzel rüyalara gebe derin uykuda huzurlu uyumamızı sağlardı.
Bize huzur veren Bekçi Babanın düdüğü,hırsızlara sur borusu etkisi yaptığından mı nedir?Hırsızlık olayları bu günlerde ki gibi çok değildi. Benim hafızama çocukluğumda dinlediğim hiçbir hırsızlık olayı kayıt edilmemiş.
Zannederim o zamanki hırsızlar da demek ki; daha edepli imiş.Arlı ve namuslu..Bekçi babanın düdüğünden bile korktuklarına göre…
Büyüdükçe hırsızlık olayları duymaya başladık.Yaşlandığımızda bu olayları duymak artık sıradan hale geldi.
Hatta mahallenin kadrolu hırsızlarından söz etmeye başladık.Korktuk çocuklarımız için endişelendik.
Şimdi öyle günlere geldik ki; pes yani pes..
Gün geçmiyor ki bir hırsızlık olayı duymayayım.
Birinin üç yüz kilo yağı çalınmış,birinin sattığı arabanın parası çalınmış,kiminin bahçedeki ana baba yadigarı bakırları çalınmış..gibi bir çok hırsızlık olayı …
Bizimde motorumuz ve labtopumuz çalınmıştı.Motoru bulduk,lakin laptop sizlere ömür…yinede şükür diyoruz biz buna, beterin beteri var.
Bir tanıdığımın evine,kendileri evde olmadığı bir gün kamyon dayayıp evin bütün eşyasını taşıdılar.Güngör Bey bu olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen,bu konu açıldığında derin bir iç çekerek
“Ah! Ah! En çok düğünümde giydiğim takım elbiseme üzüldüm “ der.
Geçtiğimiz aralık ayının ortalarında ve benim hastalığım nedeni ile çok ağır ağrılar çektiğim bir gece,doğum sancısı çekercesine evin içinde dolaşmaya başladım,Kıvranıyorum ağrıdan,evdekilerin de uyanmaması için elimden gelen hassasiyeti gösteriyorum.Mutfaktaki camın önüne geldim.Sokak lambalarının aydınlattığı ağaçlı yolda bir de göreyim.Adamın elinde mor bir ışık,arabaların kapılarını bir saniyede açıyor torpido gözüne bakıyor torbaya bir şeyler koyuyor.
Bize en yakın olan arabaya gelince dayanamayıp mutfak balkonuna çıkıp;balkonun, sürgülü camını açtım.Korkmam ben öyle hırsızdan falan,adam sürgülü camın sesini duyunca yukarıya baktı beni gördü.Sonra yavaşça gözden kayboldu.Ben tekrar o şiddetli ağrılarıma döndüm.
O geceden sonra hırsız benim eve gelir mi korkusu düştü içime.
Geçen gün evde yalnız oturuyorum.Apartmanda kimse yok bütün kadınlar gezmeye gitti.Bende fecede geziniyorum,keyifle de çayımı içiyorum.Birden kapının anahtarla açıldığı gibi ses duydum.O saatte benim evime anahtarla kapıyı açıp gelecek hiç kimse olmadığı aklıma gelince,gürültü yaparak kapıya gittim.
“Kim o “ diye seslendim..kapıyı açmadım.açamam zaten korkudan..neyse merdivenlerden biri koşarak inip gitti…Eh neyse canım verilmiş sadakamız varmış dedik.
En azından korkup kaçtı ya kaçmasaydı.Aynen büyük abimlerin komşusuna giren hırsızlar gibi…
Adamlar gece yarısı güvenlikçisi olan villaya giriyorlar.Ev sahipleri evde iken bamgüm pencereyi kırıp evdeki bütün para ve altını alıp gidiyorlar.Ev sahibi eşi ve çocukları ile kendini yatak odasına kitliyor ve jandarmaya haber veriyor…
Aynen panik odası gibi,hani diyorum ki;bizlerde evlerimize panik odası filmindeki odadan mı yaptırsak.
Ya da diyorum ki;Aziz Nesin ‘ in bir hikayesinde anlattığı gibi onlarla dost mu olsak;
Neyse diyorum, gün günden ve yıllar yıllardan daha kötü geliyor.
Ve biz, bizi biz yapan ahlak anlayışımızdan her gün biraz daha uzaklaşıyoruz.
Hatta yanlışa yanlış,doğruya doğru demiyoruz.
Herkes tutturmuş bir yol, gidiyor nereye gittiğini bilmeden.
Biz böyle değildik, biz neden böyle olduk.
Ya da bize ne yaptılar da biz böyle olduk.
Bekçi düdüğünden tırsıp kaçan hırsızlardan,ev sahipleri evde iken kapıyı kırıp giren hırsızlıklara geldik..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.