16
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1980
Okunma

Not: Yazarına ait saçmasapan önermeler içerir.
Tekel bayilerinde hala bira ve sigaranın satılıyor olması, hala sevdiğim bir kaç şarkıdan bıkmamış olmam, mahallenin bakkalına uğradığımda bana çay söylemesi, çocukların akşama kadar sokakta maç yapması ve berberimin sekiz senedir saçımı hala yanlış kesiyor olması bana güven veriyor. Sanki hiç ölmeyecekmişim gibi... (Çünkü ölüm, değişimle başlar.)
Aklıma takıldı. Üst katlarda cam silen insanları gördüğünde, "İçeri gir!" diye bağırmak istiyor musun sen de? Peki. Bu konuyu açmayacağım.
Uzun sessizlikleri hep ben bozarım. Hayatın gizli yenilgileridir bunlar. Olsun. Bu gülümseme için kaç kez yenilmem gerekiyorsa o kadar yenilirim. Bazen yenilsen de kazanırsın. (Çay içer misin?)
Komşular kapıya gelip kızdı yine. Güvercinlere neden bulgur koyuyor muşum? Onları yemek için geliyorlarmış ve aşağıya sıçıyorlarmış. Camları pisleniyormuş. Özür diledim. Benimki de saçmalık, sanki bulgur koymasam güvercinler aç kalacak.
Annesi göğüs kanserinden ölmüş küçük bir kız vardı ya. Dört Levent trafiğinde kıpkırmızı güller satıyordu. Bu gülleri ondan aldım. Ellerim hiç bu kadar güzel kokmamıştı. Hem bu güller neden diğer kırmızılardan daha kırmızı?! Bunu düşünüyorum. Sen dünyanın en güzel çiçeklerine bakıp anneni düşünüyorsun.
Bu dünyada kazanmak için anılarını ve acılarını unutman gerekir. Güzel kadınları etkilemek için güçlü olmalısın demiştin ya!. Çok paranın olduğu yerde çok büyük yavşaklıklar dönüyor kardeşim. Sen kazanmayı öğrendin sonunda! Bir gece yanına geldim. İkimiz de çok sarhoştuk. Bana sarılıp ağladın. "Önder" dedin "Unutmaya çalışmaktan çok yoruldum." Halının üstünde bir sürü eski fotoğraf duruyordu. "Bunlara bakmak için çok geç kaldın" dedim. (Sakın anılarınla saklambaç oynama. Sonunda sobelenen hep sen olursun.)
Neyse. Ne diyordum? Bu kıpkırmızı güller. Neden diğer güllerden daha kırmızı? Bunu düşünüyorum. (Bir daha o yoldan asla geçmeyeceğim.) Sen dünyanın en güzel çiçeklerine bakıp anneni düşünüyorsun. Oysa ölüm planlı bir şeydir. Bir hücrenin bilmem kaçıncı bölünmesinde öleceği, o doğarken genine kodlanmıştır. Demiştim ya, hayatta aşktan çok daha kırıcı gerçekler var diye... Ama ölümü hiç bu bilimsel şekliyle düşünmedim ben. Tam altı kadın gözünden bir nehir dökülmüştü beyaz tülbentlere. Tarçın kokularında kaybolmuş, esmer, incecik bir çocuk... Ablasının titreyen kolunu tutuyordu.
Keşke ikimiz de aynı şeylere ağlayabilsek. Aynı şeylere gülebildiğimiz gibi. Ama insan, geçmişiyle büyüyen kocaman bir yalnızlıktır. Bu yüzden yan yana geldiğimizde, bambaşka paragrafların başlangıcı gibi duruyoruz. Hangi cümleyle biteceksek, bitelim artık!
kıyıdaki adam
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.