Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
Davidoff
Davidoff

İKİ KADIN

Yorum

İKİ KADIN

13

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

2061

Okunma

İKİ KADIN

İKİ KADIN

Burası küçük bir sahil kasabasında çay bahçesi.


İçerde çayını içen, gazetesini okuyan insanlar. Dışarda okula giden öğrenciler, iş yerine yetişme telaşında olan insanları taşıyan arabalar var.


Martı sesleri var.
Ve küçük, küçük dalga sesleri. Kıyıya vuruyor. Her mevsim de aynı sahne, araya sadece rüzgâr ekleniyor ve dalga seslerinin akordu değişiyor.



Önce bir adam giriyor çay bahçesine,

- simit, taze simit.


Sonra şapkalı o kadın...





Elimi başıma götürdüm, selam verdim sandı.
Gülümsedi, gülümsedim.

Aynı şapka solmuş renkleriyle başımdaydı. Hala başımda mı diye bakmıştım, belki de rüzgârın peşinden uçup gitmişti.



Eteğine baktım pembe üstüne mor salkımlı çiçekler vardı.
Eteğime baktım, pembenin üstündeki mor salkımlı çiçekleri rüzgar uçuşturuyordu. Yakaladım ve yandı. Unutmuşum tepsinin içindeki kahveleri, öylece kapakladım pembe etekliğimin üstüne. İstedim ki görmesin, görmedi de, göremedi. Solgun eteğim, birden kahverengi oldu... Salkım çiçekleri mi var mıydı ki üzerinde eskiden, bilmem.

Unuttum gitti.

- canınız acıdı mı, dedi

- hayır, lütfen siz rahatsız olmayın. Buyrun oturun, size ne ikrâm edeyim?

- ben buralarda oturan birisini arıyorum aslında, gelmişken dinlenmek istedim. Belki siz tanırsınız, bana yardımcı olursunuz. Eskisi misiniz buraların.

- denizin martıları kadar eskisi sayılırım. Bir bayanın evini arıyorum. Güzel bir ev olmalı, sanırım bu ilçenin en güzel evlerinden biridir. Belkide en güzeli. Çünkü kendisi bizim derneğimize o kadar yardım etti ki, bu kadar büyük para ancak çok zengin bir insanda olmalı. Kimlik bilgilerine ulaşamıyoruz. Tek öğrenebildiğimiz, bu sahilde yaşadığı. Fakat ne yapıyor, kimdir, nasıl biridir hiç bir şekilde öğrenemedik.

- ben size taze bir simitle, şöyle güzel bir çay getireyim. Bunları daha sonra anlatın. Hem bakın şu martılara nasılda bizi dinliyor keratalar. Bir de şu sahildeki yosunlara bakın. İçinize çekin kokularını.
Biliyor musunuz ben bu sahile sabahın köründe gelirim... Benim gibi sabahın köründe gelen başkaları da var tabi.



Mesela martılar sabahların gediklisidir. Yarış yaparız onlarla. Bazen ben onları yenerim, bazen onlar beni. Bazen de ıspanak balıkçısı Muhittin hepimizi yener o başka. Ispanak balıkçısı Muhittin kim diyeceksiniz şimdi haklı olarak. O bir alem adam. Sabahın köründe bu sahile elinde oltayla çıkıp gelen, etrafına da kendisini balıkçı diye tanıtan bir adam. Ama adamın kan görmeye bile tahammülü yok ki balığı nasıl tutacak garibim. Ben onun bugüne kadar hiç bir oltasının ucuna iğne taktığını görmedim. Hepsinin ucuna taş bağlar. Yani yaşlı balıklar sırf Muhittin’in oltası yılda bir kez olsun boş çıkmasın diye oltaya asılıp intihar ediyordur. Fakat Muhittin bu, yine de gözyaşları içinde kendi mekanına yolluyordur onları. Sonra da ıspanak balıkçısı Muhittin, doğru manava... Manav bile alıştı artık,

- canlı canlı bu ıspanaklar Muhittin abi, bak gözlerine oynuyor, söyle yengeme de kılçıklarını iyi ayıklasın.

Aslında güzel yarış da ne biliyor musunuz, zamanın içinde zamanla deli bir rakkase ile dans eden yüreğiniz. Mesela sabahın köründe küçük bir martıya yetişsem ne olur, yetişmesem ne olur... Muhittin oltanın ucuna iğne taksa ne olur, takmasa ne olur. Mesela diyelim ki siz o kadını buldunuz. Hayatından hiç memnun değil ama Pendik’te, ya da Kanlıca’da muhteşem bir yalıda yaşıyor. Yine buldunuz o kadını, bu sahildeki bir kafede çay dağıtıyor ama hayatından o kadar memnun, o kadar memnun ki.

Tıpkı ıspanak balıkçısı Muhittin gibi, balıkçıyım diye rol yapacak yaşama ama mutlu olacak. Sonra da evinde balık diye ıspanak yiyecek, hatta belki de kılçıklarını ayıklatacak eşine.




Siz en iyisi boş verin, madem kendisi size görünmek istemiyor; vardır bir bildiği. Kimbilir belki de böyle daha mutlu!...


İnsanoğlu, kimin ne olduğunu Allahtan başka kimse bilemezmiş.


Çayınızı tazelememi ister misiniz ?

- pardon, bana neden geldiğimi bile unutturdunuz inanın.


Martılar içindir. Bakar mısınız, nasıl da başınızın üstünde dönüp duruyorlar.
Misafirimiz olduğunuzu nasıl da biliyorlar, mutlaka onları ziyarete gelmiş olmalısınız.
Bizim misafirlerimize verdiğimiz değeri martılarımız bile öğrenmiş gördünüz mü.



Özletmeyin kendinizi lütfen.







öyküsatıcısı2012Davidoff










Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İki kadın Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İki kadın yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İKİ KADIN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Aynur Baş
Aynur Baş, @aynurbas
2.8.2012 09:50:59
Kurgusu çok güzeldi öykünün.

Sona merakla koşmak gerekse de anlatımın kıvrımlarını sindire sindire okudum.
Çünkü sonunu merekla, hiç bir cümlesi atlansın istememiş yazan. IIşığı tutmuş sona biryerde ve sindire sindire yürü demiş okura, satırlarım boyunca.

Çok beğendim.
İçtenlikle kutluyorum.
Saygım ile...
Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
31.7.2012 18:33:34
Martılarla yapılan yarışın kazanan tarafı hep onların gözlerine bakarken öykülerini doğuranındır dedi içimdeki ses!

Bu martılar neden hep dikkatimi dağıtır ki...

Güzeldi dinlendirdi düşündürdü ...

Kutluyorum ...
Etkili Yorum
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
31.7.2012 13:41:25
Sıradışılık öykülere pek yakışıyor. Sizin çalışmalarınızda da baştan sona bu özgün tavır var. Özgün yani herkesin yapabildiğinden değil. Dere kumu gibi değil, AR+ kan grubu gibi değil. ÖZEL BİR YAZARSINIZ.

Gözümde en iyi resmedebildiğim şey kadınların eteklerindeki renkler ve desenler oldu. Çok da hoşuma gitti beynimin bu renklerle iştigal olması.

Bağışçının kendini konuşarak gizlemeye çalışması da güzeldi.

Evet renkli, etkileyici ve içten yazıyorsunuz Davidoff. Bu da okurda karşılık buluyor.

Saygılar ve tebrikler.

Aynur Engindeniz tarafından 7/31/2012 2:24:40 PM zamanında düzenlenmiştir.
küsss
küsss, @kusss
31.7.2012 13:31:12
her şeyde vardır ya bi hikmet...sonuçlara gidecek sebepleri öyle güzel ayarlıyor ki Yaratıcı...

martılar acıkmış demek:)))

pek hoştu gerçekten....
handan akbaş
handan akbaş, @handanakbas
31.7.2012 13:05:55
10 puan verdi
Sevgili öykücüm, bayıldım, inan gerçekten bayıldım. Kurguna hayranım, deniz insanı olunca, öyküde deniz martı hele de çay geçince( tabii hevesim iftara), dönüp bir kere daha okudum.
Bütün öykülerini yazının özünü kaçırmayayım diye hep daha bir dikkatle okurum, bu da öyle.Anlattırmak istemiyorsa hanım, vardır bir bildiği.
Benim günüme başköşe misafiri oldu yazınız, tebrikler, selam ve saygılarımla.
inci*
inci*, @inci-
31.7.2012 12:43:07
Anlamlı ve güzeldii.
Tebrikler davidoff.
f.liz
f.liz, @f-liz
31.7.2012 12:18:47
10 puan verdi



ne zaman bu sayfanın öykülerine yolum düşse, düşürsem ''öyküsatıcısı'' ismine en sıcak bir tebessümle sarılasım geliyor ..
ne diyeyim çok güzel ki yine zaten çaycı bana da unutturdu ne diyeceğimi :))

O qué
O qué, @o-qu
31.7.2012 11:46:20
10 puan verdi
Siz en iyisi boş verin, madem kendisi size görünmek istemiyor; vardır bir bildiği. Belki de böyle mutlu!...


Niyeyse etrafımızdaki insanlar bu cümleyi hiç kabul etmiyor :)
Nasıl mıydı?
Şahaneydi
Çok, çook tebrik ederimm!

Sevgimle.
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
31.7.2012 11:15:51
sevgili davidoff..... harikasın.....vallahi çok kıskandım.....saygılar
cizgilikagit
cizgilikagit, @cizgilikagit
31.7.2012 10:00:20
Bu hayal gücü, bu karakterlerin inşası ve kimliklerindeki birbirine geçmişlik beni hayrete düşürüyor. Söyleyecek pek de birşey bulamıyorum.
Ne diyeyim, tebrikler...
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
31.7.2012 09:13:31
güzel anlatımdı
güzel paylaşım özlemişim öyküleri öykücü
saygımlasın bitanesi
erolabi
erolabi, @erolabi
31.7.2012 08:52:27
Tolstoy der ki " Sanat bir duyguyu yaşayan insanın ,o duyguyu bilerek ve isteyerek başkalarına aktarma olayıdır"
Bu aktarımda insan karşıdan gelen duyguları kendi duygusal eleğinden geçirip öylece kabul eder aslında. Yani sanatçı bu aktarımı yaparken aktarım yapılanın durumu, akli,hissi,eğitim,önyargı vs önemlidir.
O yüzden ben okurken bir çok zaman kendei hayallerime dalarım.
Yazarın anlattığı duyguların benim dünyamdaki karşılıklarıyla hayallere dalarım.
Bu yüzden yazıların bende bıraktığı etki zaman zaman güçlü zaman zaman hafif halde olur.
Bu öykü içimde bir yerde kendini unutturmaya yüz tutmuş anılarımın, terkedilmiş bir evde bulunan eski bir kitabın üzerindeki tozları üfleyerek silip sayfasını açtığında insanın karşılaştığı unutulmuş yazıları okudukça hayretli ve heyecanlı anımsanmasıyla tadılmış eski bir şerbet gibi ferahlık ve özlem duyumsatan öyküydü değerli yazar.
Hiç adam öldürmedim diyen bir savaşçının ne kadar büyük bir cengaver olduğundan bahsedilmesi , cevgaverlik ve öldürmek arasındaki ilişkiyi de açıklamamızı gerektirir.
Günaydın...sayın yazar.
Günün aydın olsun.
Gönlün gibi.
Selam ve saygı benden.
Afet İnce Kırat
Afet İnce Kırat, @afet-ince-kirat
31.7.2012 03:52:53
10 puan verdi
çok hoştu
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL