3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1622
Okunma

eski bir İstanbul sokağı
arnavut kaldırımlarıyla döşeli her bir köşesi
her sokak başında yanıp sönen lambaları
mahalleden eksilmezdi seyyar satıcıları
evlerin çoğu tahtadan eski konak usulü
uzaktan bakıldığında yıkılacak gibiydi
babam anlatırdı iç çekerek
söze başlardı yokluk yıllarıydı diyerek
soframızda değişmez yemeğimiz tarhana çorbasıydı
giydiğim urbam ya eski ya da yamalıydı
parlak renkli lastiktendi ayakkabılarım
daha çocuk yaşımda atıldım iş hayatına
okutmak istemişti babam
ama ben çalışmayı seçmiştim
ne kadar yanlış karar verdiğimi
yıllar sonra anlayacaktım
hayat bana hep dik durmayı öğretti
mutluluğu hep doruklar da yaşasamda
yine de bir tarafım hep ezik kaldı
babam okuma mı çok istiyor şartlandırmıştı kendini
arkadaşlarına anlatıyordu her gün gözlerinin içi gülerek
oğlum bir gün doktor olacak diye
canım anacım evden çıkarken sıvazlardı sırtımı
Allah zihin açıklığı versin oğul diyerek
aslında zeki bir çocuktum
ama bir o kadar da haylazdım
içimde ukde kaldı sızlar yüreğim
babamın hayallerini gerçekleştiremedim
ne zaman göz göze gelsek
gözleri nemlenir hüzünlenirdi yüzü ...
Refik
26 . 12 . 2014
İstanbul
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.