0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1396
Okunma

Zaman tüneline girsem,
Ekose şortlu kız olsan incecik, narin, masum
Yanakları al al, saçları bisiklet tepesinde rüzgârla dağılan,
Karışan umuda pedal çevirsem,
Etrafıma gülümseyen tatlı cadı olsan.
Ya da koşsam denize, kulaç atsam mutluluğa
Dalıp dalıp kum çıkarsam derinlerden
Elimden süzülürken suyla birlikte kumlar
Kahkaha atsam çocukça
Sahi, nasıl kahkaha atılırdı, unuttum biliyor musun?
Sen hatırlatırsın sanmıştım, yanılmışım.
Son tebessümümü yüzümde soldurduğunda anladım bunu,
Gülmeye hakkım yok benim
O zamanlar, kızgın kumlar ve güneş yaktığında beni,
Deniz serinletirdi buz gibi sularına sığınırdım
Kış bile olsa, ne zaman bunalsam, kıyısına koşardım,
Huzur bulduğum tek yerdi deniz.
Şimdi ise alev alev yanan kalbimi, deniz bile söndüremiyor
Su da ateş kalır mı yanıyor işte
Ne yağmur, ne deniz, ne de gözyaşlarım söndüremiyor
Deniz eski deniz, ben yine sahildeyim huzur yok
Hüznüme hüzün, acıma acı katıyor sanki deniz.
Gözlerimden süzülen yaşlar karışıyor denize
Limandaki martılar çığlık çığlığa,
İçimden bir ses onlarla birlikte bağır diyor
Susuyorum
Yine sözümü tutamadım
Ağlıyorum ama bu son biliyor musun?
Veda günü geldi gözyaşlarıma da sana da…
Sami Arlan..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.