42
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
3811
Okunma

daha dün gibi
dört kişilik bir ailenin
küçük tencere de pişerdi aşları
yere serilen yatağın yün dü yorganı
bacasından tezek kokuları yayılan
köyünden koparılışıy dı
elinde tahta bavulu
on iki yaşında bir çocuktu
veda etmek en zoruydu
yağmur taneleri karıştı göz yaşlarına
geride bıraktığı ayrılık ateşiydi
yanarak sürecek olan
ilk gurbet başlamıştı
yatılı öğretmen okulunun kapısından girdiğinde
çatısı saçla kaplı yatakhanesinde
yağmur taneleri duyuluyor
kocaman kazanlarda kaynayan yemekler
yıllar yılı kovaladı
yeni bir gün başlıyordu
istiklal marşımız arkasından öğretmen marşı
sevinç gözyaşları ile mezuniyet töreni
arkadaşların dan hüzünlü ayrılışı
elinde meşalesi
yurdunun en hücre köşesine ışık götürecek
kendi gibi pırıl pırıl gençler yetiştirecek
kara tiren yol alır iken
geride kalan anılardı
altı yıl boyunca hafızasına kazınan
boz kırın ortasında çorak topraklar
sıra sıra dağ eteklerinde köyler
ve bir köy görünür uzakta
yoksullar köyü
(gitmesek te kalma sakta o köy bizim köyümüzdür)
renk renk açmış kır çiçekleri
sardunya karanfille süslenmiş bahçeleri
okulu üç sınıflı tek öğretmenli
sınıfta kara bir tahta
yarım kutu ak tebeşir
öküzün tüyünden silgi
Atamın büstü ve resimleri
günaydın çocuklar diye başlayıp
sürekli mücadele ile geçen yıllar
NAZMİ ŞENUSTA /ORHANGAZİ/BURSA
07.06.2013.
5.0
100% (37)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.