22
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1270
Okunma
Efendim,
Hep duyarız;
Bakmakla görmek arasında,
Fark var!
sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bakmakla+gormek+arasindaki+fark&nr=y&pt=bakmak+degil+gormek+lazim
TDK’ya göre bakmak;
1 . Bakışı bir şey üzerine çevirmek:
"Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim."- C. S. Tarancı.
2 . Aramak.
3 . Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak:
"Limana bakan penceresinden deniz görünürdü."- O. V. Kanık.
4 . Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek.
5 . Beslemek, geçindirmek:
"Üç çocuklu bir aileye bakıyor."- .
6 . Bir iş birinden beklenmek:
"Evin bütün işleri bana bakıyor."- .
7 . Hastayı muayene etmek.
8 . Tedavi etmek için ilgilenmek.
9 . Yoklamak, incelemek, denemek:
"Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız?"- .
10 . Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak:
"Pasaport işine polis bakar."- .
11 . (nsz) İlgilenmek:
"Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı."- E. Bener.
12 . Uğraşmak, meşgul olmak:
"Çocuğum, sen derslerine bak."- .
13 . Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak:
"Bu iş beş bin liraya bakar."- .
14 . Gözetmek, korumak.
15 . Renklerde benzemek, andırmak:
"Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor."- .
16 . Önem vermek, önem vererek üzerinde durmak:
"Aşka kutsal gözle bakanları üzmekten korkarım."- R. H. Karay.
17 . (nsz) Anlamak, farkına varmak:
"Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez."- M. Ş. Esendal.
18 . Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak:
"Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak!"- .
19 . (nsz) Bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek:
"Kadınlar, iş dönüşü çocuk bakıyor, yemek hazırlıyorlardı, o yorgunlukla."- N. Cumalı.
www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=bakmak
TDK’ya göre görmek;
1 . Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek:
"Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm."- A. Gündüz.
2 . Anlamak, kavramak, sezmek:
"Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin."- R. E. Ünaydın.
3 . Yanına gidip konuşmak:
"Bugün müdürü göreceğim."- .
4 . Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
5 . Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak:
"Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük."- F. R. Atay.
6 . Yapmak, etmek:
"İş görmek. Masraf görmek."- .
7 . (-den, -i) Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak.
8 . (-den) Almak:
"Birinden ders görmek."- .
9 . (nsz) Bir şeye erişmek:
"Cebi para görmek. Yardım görmek."- .
10 . Çok değer vermek:
"Gözü yalnız parayı görüyor."- .
11 . (nsz) Bir işleme uğramak:
"Teftiş görmek. Tedavi görmek."- .
12 . (nsz) Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak:
"Ev güneş görüyor."- .
13 . Ziyaret etmek.
14 . Karşılaşmak, rastlaşmak.
15 . (-le) Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak:
"Körler parmaklarıyla görürler."- .
16 . (nsz) Sahne olmak, geçirmek:
"Bu ova çok savaş gördü."- .
17 . Saymak, herhangi bir şey gibi görmek.
18 . Gezmek:
"Ankara’yı gördün mü?"- .
19 . teklifsiz konuşmada Vermek:
"Madem ikramiye kazandın, bizi de gör."- .
20 . spor Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak.
www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=g%c3%b6rmek
Peki,
Neden,
Bakanlar Kurulu,
Sık sık
Toplanır da
Görenler Kurulu,
Hiç toplanmaz?