1
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
796
Okunma
Günlerce taşlarını aşındırdığım
Dar bir sokaktaydı
Tahtaları aşınmış kafesli o pencere
Dağlar yaran mecnun
Bağrını parçalayan Kerem
Birde ben
Beklerdik senelerce
Bakmaya doyamadığım
Aslımıydı Leylamıydı yoksa söyle
Yalvarırım tanrıma her gece
Medet umarım yastıklardan
Suç ortağım olurdu o sıcak yatak
Başı öne düşük bir delikanlı geçerdi sokaktan
Ayrı kalmadığım zaman dostlardan
Sorarlardı
O zaman sessiz ve kuru yaşlardan
Selim misali söylenirdik
" sabret gönül bu hasrette biter "
Azmı düşünmemiştim kendimi köprüden atmayı
Hala hatırlarım taşıdığım ekmek pıçağını
Köşe başında beklerken birde dost edinmiştim.
İhtiyar kestaneci
Tüm dertlerimi söylemiştimde
Geçer bunlar evlat demişti
Gülmüştüm Ağlıyarak
Olmaz diye yakınmıştım.
Taki...
O kara gözlüm
O beyaz gülüşlüm
O uğruna pis yağlı kafesi öptuğum
O uğruna Keremle Mecnunu öldürdüğüm
Beni bırakıp
Kafesten kaçtığın gün.
M.Z.S.
1987
5.0
100% (1)