5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1163
Okunma
Fırıldak çevirirdik
Sokaklarında Adana’nın
Kaytanları balmumlu
Kaytan mı kaytan...
Portakal bahçelerinde
Bizdik portakal portakal
Köşe kapan
Kaçabilirsek eğer
Murtaza amcadan…
“Çimerdik” kanallarda
Balıklarla yarışarak...
Yanık tenimizde
Ter’di yağmur
Bardak bardak…
Acırdık
Acı yemeyene,
Küfrederdik
Etmeyene…
Korku nedir bilmezdik
Eşek arılarıyla savaşırken
Muzaffer generallerdik...
Gulle’lerimiz vardı
Cıncık gibi...
Kuş lastiklerimiz,
Serçelerin yüreğini hoplatan
Vardı…
Cibinlikler içinden gelirdi
Şehvetli iniltileri
Analarımızın, babalarımızın..
Röntgenciler sivrisineklerdi
Çocukları saymazsanız
Dam döşeklerinde geceleri…
Mükerrem teyzenin böreklerine
Bayılırdım..
Bir de kızı Ruziye’nin
Memelerine..
Kimselere söyleyemezdim
Kendime bile..
Kardeşi Mehmet
Arkadaşımdı çünkü,
Üstelik..
Ruziye benden çok büyüktü...
Hey gidi…
Nasıl da geçti zaman
Acımadan..
Kolay alışamıyor elli’lere
Galiba insan…
Otobüslere binemez oldum
Kalkıp yerini veriyor
Yirmi’liler utanmadan..
Hele o “amca”..
Demeleri yok mu?...
Allah’tan
Saçımda kırlar az
Sıklığı seyreldi biraz..
Yukarı doğru tarayınca
Belli de olmuyor ya..
Burnum uzuyor yalnızca
Bakınca kendime aynalarda..
Hepsi o kadar
Hepsi o..
Hepsi..
Hep..
Buğulanıyor sözcükler boğazımda.
Oysa..
Yaşı yok yaşamanın
Yaşadıkça
Ol hikaye bu aslında.
18 Ekim 2007-İst.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.