0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1085
Okunma
o şehirde
can bedene çağrısız girdi
göbek bağımın kesildiği o şehirde
her dem suların uyuduğu vakit
yaşarken bir nehir gibi coşkun
nefes şeytansı bir soluktu meğer
çok kere ilmik ilmik çözülen hislerimin
hiçbir zaman açıklayamadığım
karşı koymadığım benden anarşist
durulduğu mavi geceleri vardı
o şehirde
gözlerim değdiği zaman ay ışığına
ejder çalgısının paslı demirleri
yüreğimde kopan haykırışlar içinde
zırhını çıkarıp tenden girerdi.
bir şeyler daha vardı. arasıra yaşadığım
içimi kemiren -bayram sevinçleri-
bende ölümsüz iz bırakırken
çocuksu gülümsemeyle yüzleşirdi
dengeler gitgide bozuldu birden
hadi sizde gelin belleğimi sardıkça
zulmün kanlı mızrağında kaybolan
yeknesak hüznüme katılın şimdi
o şehirde
ağırlığımı hissetmeyen denizler yok artık
dudaklarımda dolaşan eski şair gibi
ölüm bir mühürdü yaşamın sonuna vurulan
siyah beyaz bir filmle kırık bir şarkı
yorgun bedenime yosun serinliği verdi