6
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1284
Okunma

Yalnızlık yazılmış kaderimin rengine
Hüzün mekân belemiş ruhumu
Geldim her derdin son durağı haline
Kaf dağına da çıksam kurtulamıyorum hüznümden
Nazlı bir tebessüm düşmez yüzüme
Kahır yazıyorum benliğimin derinliğine
Sükût ediyorum artık bendeki dertlerin ahalisine
Geldim tek hücreli yaşıyan bir kul haline
Heyhat yok mu bu hüznün bir çaresi
Yok mu derdin elemin ruhumu terk edecek bir selası
Hüznüm ruhumda kaldığı müddetce benliğim ölü ben ölü
Haykırışlarım arşa vardı duyulmadı artık ruhum ölü.
Kelâmım yazılır bir yürekten başka bir yüreğe
Yolculuk başlar dudaktan bir başka dudağa
Yüreğin yani sol tarafın derinliğine
Gözler okudukça kelâmı hüznüm dökülür yerlere
Bir nazlıcan vardı deli dolu heyecanlıydı
Dışı bezenmiş saraylar gibi
İçi ben gibi harap hüzünlü virâneydi
Kelâm diledi hüzünlü yüreğimden benliğine
Dökülür kelimeler yüreğimden kaleme
Hiç bir hecesinde hüzünü işlemezdim nazlıcan için aleme
Derdin ortasında hüznün limanı ancak hüzün yollar sefere
Katarlarım dolu dolu kederim sonsuzluğun yolu
Bin ah etsem de terketmiyor benliğimi ruhum hüzün dolu
Nazlıcan serin yaylaların nazlı gülü
Koklanmamış ters lalenin sümbülü
Gözleri sevinçler aktarıyor bakan gözlere
Bakışların mutluluğu yazıyor düştüğü yere
Bir deliden diledin birkaç satırlık kelâm
Bilmedin ki delinin yüreği yangın alev hüzün ve keder
Nazlıcan Sümbül dağının goncası
Cilo’nun çığlığı yitik tarafımın son selamı
Nazlıcan
Tatlı tebessümün gül cemâlini terk eylemesin
Canlar içinde nazlı kalasın
Yazdığım bu satırlarla hüzünden arta kalasın…
....
5.0
100% (3)