Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
megurman
megurman

YENİDEN YARADILIŞ

Yorum

YENİDEN YARADILIŞ

( 3 kişi )

1

Yorum

0

Beğeni

5,0

Puan

1176

Okunma

YENİDEN YARADILIŞ

SON BAHAR YA DA DİNMEYEN YAĞMUR

“Ben varsam her şey de var!
Bana var olduğumu duyuran’a,
Beni yeniden var eden’e armağanım..”

İLK DAMLA

Bir garip gün’dü o yıl Eylül’ün başı,
Hatırlamıyorum günlerin hangisi,
Ama,
Küçücük bir buluttan ilk tanesi yağmurun
O gün düşmüş,
Sağ yanağımdan ağır ağır süzülmüştü..

Bir serinlik sarmıştı havayı
Hüzüne benzer,
İçimde bir ürperti
Beni sarsıyordu inceden..

İlk o gün farketmiştim
Kuşların ürkek telâşını,
Havayı kucaklayan kanatların çaresizliğini
O gün duymuştum
Kollarımda..

Doğada bir hazırlık,
Bir yolculuk telâşıydı vâr olan,
Uğurlanan:
İlk düşen yaprak
Ve saçımdaki ilk ak’tı..

Bulutlar kümeleniyordu yer yer,
Kül renginin her çeşidi süslüyordu semayı,
Güneşe karşı bir İsyan’dı âdetâ
Gözlerimdeki buğulanma..

Parça parça kırışıyordu deniz
Alnımdaki çizgilerce,
Sâhilde hırçın kıvraklığıyla dalgaların,
Yerin göğü dâvetiydi
Yağmurda aşka o gece,
Aşkını özlediğimce..


İKİNCİ DAMLA

O günün,
Ya da o yılların ertesiydi,
İkinci damla da düşmüş,
Sol yanağımdan çeneme, bu kez
Daha uzun,
Daha tuzlu bir yol çizmişti..

Hepten soğumuştu her şey,
Rüzgâr daha bir serin esiyor,
İçim katılıyordu
Ağlarcasına titremekten.
Kuşların heyecânı çokçalaşmış,
Telâşın yerini derin bir korku almıştı,
Çırpınarak, barınaksız ve ümitsiz,
Bir sıcak iklim arıyorlardı göçecek,
Gönlüm’ce..

Oysa Doğa
Doğurganlığını yitirir gibiydi,
Yaprak yaprak
Giysilerinden soyunuyordu dallar
Düşlerim’ce..

Çatık kaşlı bulutlar kuşatmıştı her yanı,
Daha bir güçlü,
Güneş esir edilmiş,
Aydınlık ve sıcaklık hapsedilmişti
Benliğim’ce..

Yerin göğe olan aşkı
Savaşa dönüşmüştü,
Deniz
Artık sığamıyordu sâhillerine,
Daha içerlere, daha yükseklere tırmanmak,
Her düşecek damlayı
Havada yutmak istiyordu.
Artık sabredemiyordu
Tuzlu suyun duru suya nefreti
Ya da aşkı,
Aşkım’ca..


FIRTINA

sonra kaç yıl geçti aradan,
Ya da asır,
Unuttum.
Lâkin, duyarım o ânı hep andıkça
Korkum’ca..

Karanlıktı her yer öylesine ki,
Farkı yoktu açık gözün kapalıdan,
Yalnızca, kulaktan kâlbe dolan
Derinden derine bir uğultu;
Gök ve yer
Karanlıkta vuruşan iki düşman gibiydi artık
Birbirini kollayan
Öldüresiye..

Her canlı
Kendince bir kuytuya büzülmüş,
Kendince uzak kalmıştı kavgadan
Kavgam’ca kendi kendimle..

Nice zaman
Bu karşılıklı bekleyişin içinde eridi,
Derken
Öylesine şakladı ki birden
Göklerden kopup gelen bir alev
Kırbaç gibi yer’in suratına!
O anda
Tutuştu sandım o yanmayla
Taş, toprak, hava, deniz
Kanı’mca..

Bir ânı dolduran o çılgınca aydınlıkta,
Yeniden kör oldu doğuştan körler bile,
Daha bir büzüldü,
Ufaldı canlılar korku korku,
İyice sarardı son kalan yapraklar da
Benzim’ce..

Sanki bir kılıçtı, parlayan bu şimşek,
Boşluğun salladığı;
Bir hücûm emriydi düşen yıldırım
Kâlbime..



Sonra,
Bu emirle davranır gibi bir devler ordusu,
İlk adımda sarsıldı yer, gök, gürlemelerle;
O ânı duymayan kalmadı canlılardan,
Can kaygusuna kapıldı cansızlar bile..

Cenk başlamış,
Denizi boğmak istercesine
Sel boşanmıştı gökten yere,
İri damlalar, yumruk yumruk,
Rast gele vuruyordu,
Vuruyordu, vuruyordu;

Doğa
Kendinle boğuşuyor,
Doğa
Birşeyler doğurmak istiyordu son defa,
Oysa,
Doğa yitirmişti doğurganlığını,
Doğa
Ölü bir cenin doğuruyordu
Bahtım’ca..

Yıldırımlar
Yer yer ışık tutuyor,
Şevk veriyordu savaşanlara,
Ateş ve su el ele,
Ateş ve su yan yana,
Ateş ve su birlikte yağıyordu düşmana,
Birinde yanıyorken bağrım,
Ümitlerim eriyordu diğerinde..

Kimden yana olduğu belli değildi,
Lâkin,
Her ikisine de alkış tutuyordu rüzgâr,
Sözleri ölüm olan,
Kan olan her besteyi
Yere ve göğe durmadan sesleniyor
Ve esiyordu nefsim’ce..

Çatırdıyor,
Belveriyordu Doğa’nın orta direği,
Gök yere yığılıyor,
Yıllar süren bir gecenin içinde
Neyin ne olduğunu olan da bilmiyordu.


Ne varsa yerle göğün arasında
Ateş yakıyor, rüzgâr körüklüyor,
Su,
Önce dövüp sonra boğuyor,
Sonra da sürükleyip
Sonsuzluğuna savuruyordu
Dalga dalga fışkıran denizin.
Öyle bir değirmendi ki dönen,
İnsafsız ve gaddar,
Ve ne bulursa ezen,
Ve ne bulursa yok eden
Yokluğum’ca..

Ufalanıyordu dağlar,
Her zerresinde yağmurun
Ayrı bir parça yüzüyordu kayalardan,
Bir yeni tûfan sarıyordu dünyâyı,
Deniz gittikçe yükseliyor,
Canlı diye
Cansız diye ne varsa yutuyordu.
Tutsaktı ışık ama
Gene de belliydi suların kızardığı
Ağır ağır.
Toprağın çamur çamur yarası
Durmadan kanıyordu
Yaram’ca..


SABAH

Yıllar, yılları yitirmişti,
Bitmiş,
Kalmamıştı kan renkli suda kaybolmayan,
Rüzgâr giderek durulmuş,
Gök, kavgayı kaybetmiş,
Kabûl etmişti yenilgiyi;
İncelmiş,
İplik iplik yağar olmuştu yağmur,
Ağlıyor gibiydi sessiz sessiz.
Son savaşbulutlar
Teslim oluyorken süzülüp saçlarımdan,
Aydınlık ve sıcaklık
Tutsaklıktan kurtuluyordu..




Doğa
Yeniden başlayacak gibiydi doğurmaya,
Hava ısınıyor,
Su ısınıyordu giderek.
Su sâkinleşiyordu giderek,
Su,
Daha bir kızarıyordu giderek,
Su
Ağırlaşıyordu giderek.
Su
Tütmeye başlamıştı,
Su,
İçin için yanıyordu
İçim’ce..

Toprak yok olmuştu,
Ne varsa can diye, sevgi diye, mut diye,
Bu tüten lâv denizinde yok olmuştu hepsi,
Ölen ve öldürenin kaderi
Birbirine karışmıştı
Kaderim’ce..

Işıyordu ortalık kan kan,
Tam ölmemişti henüz kana gömülenler,
Erguvan, kızıl, mor,
Tütsü kokuları uçuşuyordu alçaklarda, yer yer,
Cılız kollar, saçsız başlar,
Tüyleri yolunmuş kanatlar,
Ve de
Kırık, kuru dallar uzanıyordu yer yer semâya,
Sonra tekrar
Dumanlara batıyordu.

Bir garip aydınlıktı sarmakta olan Doğa’yı
Yedi rengin ötesinde,
Doğa sancılanıyor,
Doğa
Acûbeler doğuruyordu bir sabah vakti.



MAHŞER

Suları öptüğü ufukta gök yüzünün,
Önce belirsiz noktalar belirmişti
Gittikçe çoğalan,
Gittikçe yaklaşan,
Yaklaştıkça büyüyen,
Giderek dağılan dört bir yana,
Dağıldıkça artan,
Yüzen, sisler içinde..

Kazan biçimli teknelerdi
Kaynayan bu cıvık,
Bu ateşli su üstünde
Acûbelerin bindiği,

Çekirge yapılı,
Yarasa bakışlı,
Karınca suratlı,
Keçi sakallı, çirkin ve iğrenç..

Buzdan yapılmış
Ateş gibi canlılardı bunlar,
Kimi donduran,
Kimi yakan deydiğini,
Her biri
Kâlbime peş peşe dolan..

Rastgele sallıyorlardı ellerindeki kargıları
Etsiz ve çaresiz ellere
Teknelere uzanan,
Titrek;
Sızlatarak her darbede kemiklerimi

Gölge adamlardı alevlerin gölgesinde oluşan,
Kimi karartan,
Kimi parıltı veren görenlere,
Sırayla aksediyordu bakışlarımda..

Kirli yosun renkli
Dikenli canavarlar belirmişti yüzen,
Kıpkızıl ve upuzun çatal dilli,
Yer yer baş gösterip ateşli sudan
Arsız arsız yalanıyorlardı
Günahsızları yerken,
Yedikçe acıkan,
Acıktıkça dişleri sivrileşen,
Dikenleri kabaran,
Yalancı dostlar gibi..


TANRI’NIN GAZABI

Neydi Doğa
Ve ne olmuştu sonunda!
Sevgililer birbirini yemiş,
Sevgi yok olmuştu.

Oysa Doğa
Sevgi olsun diye olmuş,
İlk sevişen çift için yaratılmıştı;
Doğa
Sevginin beşiği,
Doğa
Sevginin ta kendisiydi..

Öylesine bir an yaşadı ki bütün evren,
Yıldızlar, ay, güneş,
Ne varsa sarsıldı,
Ne varsa hepsinin düzeni değişti birden.
“ Ol! ” demeyle yaratan
Yok etmişti bu kez bir sözüyle dünyayı,
O en büyük,
O en güçlü,
O sevgiye âşık..



YENİDEN VAR OLUŞ

O Semed,
O herşeyin başı ve sonu
Tertemiz bir çamur istedi meleklerinden.
Yeniden yaratacaktı sevgiyi besbelli!..
Uçtular yetmiş bucağına Cennet’in
Ve taşıdılar en güzel toprakları Huzur’a,
Sonra da
Sevinç yaşlarıyla ıslattılar..

İki parça aldı çamurdan,
Ayrı ayrı oynadı,
Ayrı ayrı sevdi,
Aynı anda yarattı yeniden
Bir yanında seni,
Bir yanında beni..

Bakışlarını boşluğa çevirdi,
Gizli bir noktaya baktı,
“ Ol! “ dedi o ilâhî sesiyle
Ve yeni bir dünya oldu hemen o nokta,
Yıldızlar daha bir parıldadı,
Melekler secde secde..


Usulca kondurdu ikimizi
Berrak bir ırmağın kıyısında
Yemyeşil çimenlerin üzerine.
Ellerimizi birbirine kenetledi,
Sonra meleklerden bile gizli,
Fısıldadı kulaklarımıza:


“ Sevin,
Sevin ve sevdikçe beni anın,
Sevin ki birbirinizi,
Benim de en sevgilim olun,
Sevin ki çoğalın,
Sevin ki bana tekrar ulaşın.”

MG

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Yeniden yaradılış Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Yeniden yaradılış şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YENİDEN YARADILIŞ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
my_aslan
my_aslan, @my-aslan
22.10.2011 19:16:58
5 puan verdi
çok güzeldi hocam tebrik ederimm
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL