8
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1133
Okunma

Bir çığ gibi aktı zaman şimdi
Nerde bildiğim doğrular
Avuçlarımda zamanın ayak izi
Ağlayan anılar eşliğinde
Eşkıyayım geceye
Kıt kanaat açılıyor düş kapısı
Hey arada sırada ışığını yansıtan mehtap
Ayaklarından zincirler sarkıyor
Gözlerin fal taşı
Düştükçe düşüyor şimdi
Papatyandan yapraklar
Bir sır kapısı daha eklendi defterime
Güneş koynuna girerken denizin
Bana siyahtan bozma kırmızısı gurubun
Sür bütün atlılarını düşlerimin üzerine
Kahraman eşkıyalar
Sahte ışıklarla türedi
Geçici sürgünün kalıcı izleri bunlar
Ve umudun falında sekiz renk cümbüşü
Yine bu gece
Mecazen yaşamış yedi düvel soytarısı
Hikâyelerdeyim
Dudak boyası kıvamında
Göz sürmesi kadar kara
Hey hat yalan bütün hepsi
Ne hayata bağladığım düşmüş
Pamuk şekerinden çalınmış tat dimağımda
Hangi eğrinin doğrusundan yol bulsam
Doğrular eğilmişken başını yerlere
En güzeli düşlere mülteci olmak ya
Ser verip sır vermeyen aklıma
Nasıl bir urbadır ki dar gelir sözler
Dünden anaforlar saldırmışken içime
Şükrüne sığınmış minik kalbim
Hadi aç yine avuçlarını
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.