42
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
2519
Okunma

Dilerim kimse böyle bir ağıt yazmak zorunda kalmaz:(
Ey! Kızıl haziran!
Yine geldin tüm kızgınlığınla yüreğimi yakmaya!
Ne istedin? Akşam karanlığında yuvasına konmuş kuştan!
Esirgemedin, korumadın; eli silahlı puşttan!
Ah! Habil’im ah!
Devranlar gibi devrilirken gecenin içine
Ay doğmadı
Yıldızlar parlamadı üzüntüsünden!
Yüreğim nasıl dayanır şimdi bu acıya?
Söyleyin Havva’ya artık doğurmasın
Habil nesli tükenirken, Kabiller çoğalıyor…
Habil, tek kurşunla devrilirken
Nasıl diyebilirdim ki Kabil’e; “ciğerinden yan!”
O da benim ciğerimden bir parçayken…
Hey Kabil!
Duydum ki, Habil’i katlettiğin yerde mangal yakmışsın
Burnuna gelmedi mi hiç
Cızırdayan ette, Habil’in kokusu?
Tavşankanı çayınla keyif yaparken
Habil’in yüzünden süzülen kan
Damlamadı mı gecenin kızıl karanlığına?
Söyleyin Havva’ya artık doğurmasın
Habil nesli tükenirken, Kabiller çoğalıyor…
01.06.1999/Emine UYSAL
Sevgili Kalimera’ya yüreğime ses olduğu için binlerce teşekkür ederim.
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.