38
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1396
Okunma

Bir nisan yağmuru gibi de geçişte gitti
O anlıktı anılarımızın kor acısı
Kabaran duygularımız da bir anda bitti
Senelerimizi de tek tek boğarak
Aşkın çukuruna ağlayarak gömülen sadece cüssemiz değil
Kalbimizdi
Hislerimizdi
Yetsin artık bu candan akan sadece kanımız değil
Deryamsı taşan etimizle yoğurduğumuz geleceğimizdi
Dön de bana bir bak tatlım
Yetmez mi?
Feryadımın can çekişen sızısı
Bitmez mi?
El ele dolaştığımız yollarımızın yanlızlığı
Sam rüzgarımısın vijdansız esişinle kalbime?
Dalımdan ilk baharımda düşmen de neden?
Issız bir yolcusuz yolum ama istemem sakın gelme
Elleme
Donmuş şu yüreğimi sakın ha tepeleme
Agora meyhanesinin o buğucu havası benden kor çıkar
Bende bulur huzuru aşkın o kalpsiz şeytanı
Çökmüş olan bu bedenden sökme sakın dermanı
Yaşlar
Acılar
Elem ve vijdan azapları benden türediler
Bak nasıl yılgın büzük uyuklamakta şu kalbim
Sessiz
Ruhumun derinliklerinden fışkıran bunca istek ve arzular
Sensiz
Beni çok uzaklardan uzanıp da içten boğarlar
Sonbahar yaprağı bu beden aşkımızın tek kalıcı damgasıdır
Elleme topal masada ki felçli gönülden akan o aşk adamını
İnan benim için açıyor ölüm geceleri o baykuş gözlerini
Güneşin doğuşunu beklemekten umutlanmaktan bıktım
Yaktım artık kendi adımlarımı uzaklaştıran meşalemi
Yanık kül kalbiyle hasretin üzerini örtmüş kalemi
Bu ecel mi?
Hayinliğiyle kalbimi yerinden söken kötü bir el mi?
Toprağın o yakıcı sıcaklığını tüm iliklerimde hissediyorum
Yoksa tüm benliğimi verdiğim Hakk’ın yanına mı gidiyorum?
Geride yapmacık bu hayatın bir anlık zevk gülünü bırakarak
Yeniden mi yoksa ölüşte diriliyorum?
(13.03.2011)AZAP...
5.0
100% (27)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.