18
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
2548
Okunma

Zamansız yüzünde patlayan acı bir sille
Ne yaşı vardır ne başı acımasızlığın
Karanlık zemine düşene kadar
Bütün güvercinlerini uçurursun gök yüzüne bir bir umutların
Turnaların kanatlarına bağladığın özlemlerin
Hayata barış için uzattığın zeytin dalın
Farkında olmadan bir anda tükenen tüm pembe hayallerin
Aslında sen hep kırmızının rengini gül karanfil gelincik bilirdin
Kan kırmızı değildi gözlerin
Ne gündüzlerin aydınlığı senin elinde
Ne de gecenin örtüsü siyah
Yalnızca bir hayaldin aklındaki renkler gibi
Kahve rengi deyildi toprak / rengi
Milyarlarca sorudan oluşan
Bir ben bağırıp durdu içinde nedenlerin
İlan edilecek hiç birşey yoktu aslında
Ne cevaplar cevap
Ne sorular soruydu
İsyanları koparıp atsan
Yada atmasan ne için yada kimin için
Yalnızca senin için farkediyordu
Sustun
Sessizliğin içinden kulağına ses gelene kadar
Göz yaşın niye vardıki senin ağladın
Arslan güçlü deyilmiş dişisinden kaçar
Timsah su aygırından
Fil sıcaklara dayanıksız karıncadan
O yüce dediğin dağlar patlıyor ortasından
Denge zayıfmı ?
Yada güçlümü acaba ?
Artı eksimiydi bütün kutuplar
En kötü belgesel bizimkiydi aslında
Ne dağlar ne timsahlar bir birini yiyiyordu bizim gibi
Hani akıl denizdeki kumlar kadar çoktu ?
Biz en kötü belgeseliydik hayatın
Bizim için ne sıcak ne soğuk
Aklımızda göç yoktu
Sürüldük sürüklendik !
Sürgün edildin !
5.0
100% (16)