7
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1357
Okunma
Çocukluk bir hayal gibi...
İlk , orta ve lise.
Nasıl geldi, nasıl geçti ?
Hiçbir şeyi daha anlamadan,
Sanki uyanır gibi rüyadan ,
Şimdi herşey çok geride kaldı.
Otuzda kırkta hırs dolu dizgin ,
Ömrün en güzel ve en güçlü çağı...
Artık geride kaldı.
Kırk elli arası olunca birden emekli...
Yüce bir dağdan yuvarlanmış gibi ,
Bir yorgunluk sarar bedeni.
Bir kavgadan çıkmış ,
Hırsdan artık usanmış gibi...
Elliden sonra yaşlılık çöker ,
Her şeyde ağırbaşlılık ister...
Sanki dünyadan çekmiş gibi elini ,
Dizlerde de yoktur o eski derman...
Ruh ise erişmiştir sessizliğe ,
Hani o eski karmaşa ve güçlükler ?
Yerini bırakır kimsesizliğe...
Altmıştan sonrası bir misafir ,
Sanki gelmiş de gidecek bir yolcu gibi...
Yetmiş de sade kuru bir nefes ,
Dakikalar kocaman saat gibi...
Saatler ise olmuş upuzun bir gün...
Gün ise karışır gider aylar içinde.
Zaman , zaman zaman...
Değişmez hep aynı derlerdi...
Gençlikte bir su gibi damlarken ,
Ahenkle eriyip giderken dakikalar ,
Yaşlılıkda geçmez oldu...
Emeklilik aylığını beklerken ,
Bir yıl kadar uzun üç aylık zaman !
Nerede ve ne zaman geldi de geçti ?
Koskoca bir elli yıl , ömrümden...
Hayatım parça parça Anadoluda.
On yıl Sivas’da...
Dört yıl Gaziantep’de...
İki yıl Trabzon’da...
Altı yıl Sakarya’da...
İki yıl Maraş’da...
Sonrası bir uzmanlık...
On yıldır Ankara.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.