4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1330
Okunma
ah anne
yine bir sonbahar günü
saatim gece yarısını çoktan geçti
sensizliğin tam orta yerinde
sevgisizliğin sara nöbetlerinde
zifir dökmüş geceler pusuda
buram buram hasretin kırk büklüm ederken
sıcak şefkatine namzet
kalorifer peteklerine yaslanıyorum
saat üç oldu anne
kaloriferlerde soğuyor
şu koskoca binada
çelik ranzalar ve duvarlarla çevrili
büyük adamlığın tutsaklığında
hayat koca bir dağ gibi duruyor.
bu günlere mi gebeydi zaman anne
devran tutsaklığa mı dönecekti
ya çocukluğum anne
dağ bayır türküler söylerken pervasızca
tokadından bile şefkati yudumlarken
devran tutsaklığa mı dönecekti
ya çocukluğum anne ya o saflığım
sen mi yanıldım
yada hayat sandığından daha mı acımasız
kin tutma oğul diyorsun
en büyük nasihatin bu oluyor
söyle anne
kaderin tokadı peşi sıra inerken
insanlar gözleriyle hayata kusarken
ya yürekler anne
yürekler taşa galebe çalarken
hangi birine kin tutmayım
hangi birine
ve duaların anne
hayatın sarkacında
son adımın tam durma noktasında
gaddarlığın köşe başında
ve ihanetin kapı eşiğinde
vurulmaya hazır yumruk sıkılı beklerken
yani taşlı yollarda ciğerparen tökezlerken
duaların tuttu beni anne
duaların yeniden yola doğrulttu
işte şimdi anne
/hayatın karşımda dağ gibi durduğu
büyük adamlık tutsaklığından
yeniden yola doğrulmaya hazırlanırken/
sıcak şefkatin sarsın beni
aman vermez dar boğazlardan geçerken
ab-ı hayat misali damla damla yudumladığım
kâbuslarla uyandığımda
hayal-i hatır edip kopmaz bir kulp niyetine
sıkı sıkıya tutunduğum
dualarına anne
içten niyazlarına muhtacım
esirgeme dualarını ciğer parenden
canım annem, canım annem…
5.0
100% (1)