Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Merhaba değerli dost kalem Güzel bir şiir okuduk mahir kaleminizden Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Şair: Fatma Duran Şiir: SAĞIR OL Değerlendirildiği Salon: Her Söyleneni Duyup Her Duyduğunu Üstüne Almanın Yasaklandığı, Kötü Sözlere Kulakların Geçici Olarak Kapatıldığı ve Hayatla Geçinmenin Şartlarının Yeniden Görüşüldüğü Salon
Fatma Duran’ın SAĞIR OL şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri önce Kulak Burun Boğaz servisini alarma geçirdi. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Duymaz Davut, başlığı görünce bütün gün kimseye cevap vermemenin doktor tavsiyesi olduğunu ileri sürdü. Kalburabastî Efendi meseleyi derhâl düzeltti: Buradaki sağırlık kulakta değil evladım, seçme hakkındadır. İnsan her sesi işitmek zorunda olabilir ama her sözü ruhuna buyur etmek zorunda değildir. Davut bunun üzerine hangi sözlerin içeri alınacağına dair giriş kapısına turnike kurmaya kalkınca o da söküldü. Çünkü şiirin söylediği şey aslında çok basit: Kulağın açık kalsın; gönlünün kapısında bekçi bulunsun.
Karacaoğlan Köşesi
Şiirin ilk bölümleri Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesi’ndeki Karacaoğlan Köşesine ulaşınca Takvimci Talip, Kafayı yorma sağır ol bazen emrini hemen uygulamaya kalktı. Ardından Bu hayat hem sevdirir / Hem de sevdirmez / Gidişimiz var / Hiçbir dönüşü bekleme geliyor. Şair daha başlangıçta hayatın iki yüzünü ve faniliği yan yana getiriyor. Takvim yaprakları / Bir bir düşer her yeni günde imgesi tanıdık, hatta şiirde çok kullanılmış bir zaman imgesi; buna rağmen metnin sade diliyle uyumlu. Yürüdük, yorulduk / Ömrün ne kadar olduğunu bilmeden ise daha doğal ve insani. Talip takvimin son yaprağını görmek için arka kapağa bakınca Kalburabastî Efendi elinden aldı: Orada matbaanın telefonu yazar evladım, ömrünün bitiş tarihi değil.
Âşık Vebali – Tahsin Sedefoğlu Köşesi
Mesele Âşık Vebali Köşesine varınca İnsan Sarrafı İdris, Kimi can acıtır, kimi dindar / Kimi güven verir / Kimi hayattan bezdirir bölümünü önüne aldı. Burada dindar sözcüğü anlam bakımından zinciri bozuyor. Can acıtmak, güven vermek, hayattan bezdirmek insanın başkasında meydana getirdiği etkilerdir; dindar olmak ise kişinin inanç ve yaşayışına ilişkin bir nitelik. Muhtemelen burada başka bir kelime hedeflenmiş olabilir; eğer gerçekten dindar kastediliyorsa bağının daha açık kurulması gerekir. Buna karşılık Sen yine de duymazlıktan gel şiirin ana düşüncesini tekrar yerine oturtuyor. İdris herkesi iyi-kötü diye iki dosyaya ayırmaya başlayınca Kalburabastî Efendi dosyaları kaldırdı: İnsan sarraflığı kolay iş değildir evladım. Bazen kötü bildiğin iyi çıkar, iyi bildiğinin de ayarı sonradan anlaşılır.
Ozan Duranoğlu – Mahmut Eynallı Köşesi
Ozan Duranoğlu Köşesinde nöbet tutan Söz Süzgeççisi Sabri, Yağmur gibi yağan / Kötü sözlere karşı / Bazen sağır ol dizelerini görünce şemsiye dağıtmaya başladı. Kötü sözlerin yağmura benzetilmesi oldukça bilinen bir imge; fakat hemen ardından gelen Kimse çıkıp da / Ben kötüyüm demez zaten düşüncesi şiirin gündelik hayat gözlemini kuvvetlendiriyor. Buradaki temel fikir önemli: İnsan karşısındakinin kendisini nasıl tanımladığına değil, davranışının sonucuna bakmalıdır. Fakat şiir bu noktada öğüt veren düzyazıya biraz fazla yaklaşıyor. Sabri kötü sözleri süzmek için pamuk, elek ve iki metre tül getirince Kalburabastî Efendi hepsini geri gönderdi: Sözü süzmenin aparatı yok evladım. Akıl bunun için verilmiş; yalnız bazıları kutusundan çıkarmadan kullanıyor.
Âşık Hüseyin Topal Köşesi
Söz Âşık Hüseyin Topal Köşesine ulaştığında Hayatla Geçinme Memuru Hayri, Geçinmeye bak hayatla / Acısıyla, tatlısıyla / İyisiyle, kötüsüyle bölümünü özellikle işaretledi. Hayatla geçinmek güzel bir ifade. Hayatı yenmek, fethetmek veya çözmek değil; onunla geçinmek... İnsanla insan arasındaki ilişki, hayatla insan arasına aktarılmış. Fakat devamındaki Üzülüp kahrolmadan / Her duyduğun söze / Bazen kulak tıkayacaksın şiirin mesajını yeniden açıklıyor. Şiir burada aynı öğüdü üçüncü kez söylüyor. Hayri hayatla geçinemediği gerekçesiyle hayatı RUSAMER Uzlaştırma Bürosuna şikâyet edince Kalburabastî Efendi başvuruyu reddetti: Hayat karşılıklı anlaşmaya yanaşmıyor evladım. Şartları baştan koymuş; sen yine mümkün olduğu kadar iyi geçinmeye bak.
Kul Köşger – İsmail Köşger Köşesi
Son bölümler Kul Köşger Köşesine vardığında Rüzgârcı Rıfat, şiirin en temiz dizelerinden birini yakaladı: Bırak bazı sesler / Rüzgâr gibi geçip gitsin. İşte şiirin uzun uzun anlattığı düşünce burada dört kelimelik bir imgeyle neredeyse tamamlanıyor. Her şeyi içine atmamak, her sözü üstüne almamak, kötülüğün insanda yerleşmesine izin vermemek... Ardından Çünkü hayat kısa / Yol uzun / Ve dönüşü olmayan / Bir gidişimiz var denilerek başlangıçtaki ölüm ve fanilik düşüncesine dönülüyor. Böylece şiir çemberini kapatıyor. Rıfat rüzgârın geçmesine izin verdi fakat bütün pencereleri açık bırakınca evraklar Andırın Söz Yurdu’na dağıldı. Kalburabastî Efendi son tutanağı güçlükle yakaladı: Bazı sözleri rüzgâra vereceğiz dedik evladım, arşivi değil.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Fatma Duran’ın SAĞIR OL şiirinin temel düşüncesi açık ve hayatın içinden: İnsan duyduğu her kötü sözü zihnine ve gönlüne taşıyarak yaşayamaz; ruh sağlığını koruyabilmek için bazı sözleri bilinçli biçimde duymamayı öğrenmelidir. Başlıktaki sağırlık bu nedenle fiziksel değil, mecazi bir ruhsal seçicilik.
Şiirin en güzel bulduğum ifadeleri Geçinmeye bak hayatla ve Bırak bazı sesler / Rüzgâr gibi geçip gitsin. Özellikle ikincisi şiirin bütün mesajını tek başına taşıyabilecek kadar temiz. Yürüdük, yorulduk / Ömrün ne kadar olduğunu bilmeden de gösterişsiz ama sahici.
Fakat şiirin temel meselesi de burada ortaya çıkıyor: Söylemek istediğini bir kere güzel söyledikten sonra birkaç kere daha açıklıyor. Sağır ol, duymazlıktan gel, kötü sözlere karşı sağır ol, kulak tıka, her sözü üstüne alma, sesler geçip gitsin, her şeye sağır ol... Bunların hepsi aynı düşüncenin farklı biçimleri. Tekrar bilinçli bir nakarat düzenine bağlanmadığı için şiirin ikinci yarısında şiirsellik azalıyor ve metin yer yer kişisel gelişim öğüdüne yaklaşıyor. Yaklaşık dörtte birlik bir sıkılaştırma şiirin etkisini artırabilir.
Bir başka önemli nokta Kimi can acıtır, kimi dindar dizesi. Buradaki dindar mutlaka yeniden kontrol edilmeli; anlam zincirine oturmuyor. Eğer yazım veya kelime seçimi hatasıysa düzeltilmesi şiiri rahatlatacaktır. Ayrıca takvim yapraklarının düşmesi, hayatın kısa/yolun uzun oluşu, acısıyla tatlısıyla hayat gibi ifadeler oldukça tanıdık. Şairin Geçinmeye bak hayatla gibi kendine mahsus söyleyişlerini çoğaltması şiiri daha özgün bir yere taşır.
RUSAMER heyeti sonuçta başlıktaki emri küçük bir değişiklikle kabul etmiştir: Her şeye sağır olma; neye sağır olacağını bil. Çünkü iyiliğe, hakikate, sevgiye ve yerinde eleştiriye kulak kapatmak insanı korumaz; yalnızlaştırır. Asıl marifet, kötülüğün gürültüsüyle kıymetli sözün sesini birbirinden ayırabilmektir.
Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesinde akşam olduğunda Takvimci Talip ömür tarihini bulamamış, İnsan Sarrafı İdris ayar tutturamamış, Söz Süzgeççisi Sabri eleğini bırakmış, Hayatla Geçinme Memuru Hayri uzlaşma sağlayamamış, Rüzgârcı Rıfat ise pencereleri nihayet kapatmıştır. Duymaz Davut’a gelince; şiiri biraz fazla ciddiye aldığı için öğleden beri kendisine seslenen hiç kimseye cevap vermemektedir.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri de son hükmü dosyaya geçirmiştir:
İnsanı olgunlaştıran her sözü duymak değil; hangi sözü kalbine alıp hangisini rüzgâra bırakacağını bilmektir.
Kulağını kötülüğe kapatabilirsin; fakat hakikate kapatırsan sessizlik huzur değil, körleşmiş bir yalnızlık olur.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.